YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23204
KARAR NO : 2017/12936
KARAR TARİHİ : 12.09.2017
MAHKEMESİ : …ASLİYE HUKUK (…) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istem…tir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilm…tir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilm… olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle, müvekkilinin davalı T.C. … Bakanlığı’na ait hastanede alt …veren …çisi olarak çalışırken … sözleşmesini emeklilik sebebiyle feshettiğini iddia ederek, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücretinin ödetilmesini istem…tir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı T.C. … Bakanlığı vekili, davacının alt …veren …çisi olup husumet ehliyetlerinin bulunmadığını ve alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istem…tir
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirk…i raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilm…tir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı T.C. … Bakanlığı vekili temyiz etm…tir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı T.C. … Bakanlığı’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davanın niteliği ile davalı asıl …verenin davaya yönelik yaptığı zamanaşımı def’inden yararlanıp yararlanmayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının, belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” hâline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin …in esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Zamanaşımı, bir maddî hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değ…tiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı, alacağın varlığını değil istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesine göre, “1. Borçlu borcu ikrar etm…se, özellikle faiz ödem… veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin verm… veya kefil gösterm…se, 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir”. Aynı Yasanın 155. maddesine göre, “Zamanaşımı, müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilm… olur. Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilm… olur. Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilm… olmaz”. Yasanın 156. maddesine göre, “ Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre …lemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilm… veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır”.
6098 sayılı Yasanın 155. maddesindeki düzenlemeye göre ister birden fazla k…i birlikte bir zarara sebep olsun ister aynı zarardan çeşitli nedenlerle sorumlu olsunlar bu k…iler hakkında müteselsil sorumluluğa dair hükümler uygulanacak olup müteselsil borçlulardan birisine karşı kesilen zamanaşımı diğerine karşı da kesilm… sayılacaktır. Dolayısıyla 6098 sayılı Yasa, 818 sayılı Yasanın aksine eksik teselsülü kabul etmem…, sadece tam teselsüle yer verm…tir. Şu hâlde 4857 sayılı Yasanın 2. maddesinde, asıl …veren ile alt …verenin ödenmeyen …çilik alacaklarından müteselsil sorumluluğu öngörüldüğünden, 6098 sayılı Yasanın 155. maddesi dikkate alındığında asıl …verenin yaptığı zamanaşımı def’inden alt …verenin de yararlanması gerekecektir.
Uygulamada, fazlaya il…kin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca benimsenm… ilkeye göre, kısmî davada fazlaya il…kin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez; zamanaşımı, alacağın yalnız kısmî dava konusu yapılan miktarı için kesilir. Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya il…kin her …leminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden …lemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre …ler.
5521 sayılı … Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesine göre, … mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316. ve devamı maddeleri gereğince … davaları için basit yargılama usulü benimsenm…tir. Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def’i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319. madde hükmü uyarınca savunmanın değ…tirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı def’i cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı def’inin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir. Kısmî davada, dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı def’i de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2. ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def’inde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı def’i ileri sürülmem… ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmem…se ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2. maddesi uyarınca zamanaşımı def’i davacının açık muvafakati ile yapılabilir. 1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def’ine davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı def’i geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def’inin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def’ine davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı def’i dikkate alınmaz. Zamanaşımı def’inin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla da ileri sürülmesi mümkündür (YHGK, 04.06.2011 tarih, 2010/ 9-629 E, 2011/ 70 K).
6100 sayılı HMK.107 uyarınca açılan belirsiz alacak davalarında, davanın açılması ile birlikte alacağın tamamı yönünden zamanaşımı kesilir; sonradan artırılan talep yönünden yeniden zamanaşımı hesabı yapılmaz.
Somut uyuşmazlıkta; dava kısmi dava olarak açılmış olup 30/12/2014 tarihli dilekçeyle ıslah edilm…. Davalı T.C. … Bakanlığı ıslaha karşı süresinde zamanaşımı defiinde bulunmuştur.
Dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde davanın kısmi dava niteliği taşıdığından ıslaha karşı yapılan zamanaşımı defiinin (davanın belirsiz alacak davası olduğu gerekçesi ile ) değerlendirilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, 12.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.