Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/23462 E. 2018/20593 K. 14.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23462
KARAR NO : 2018/20593
KARAR TARİHİ : 14.11.2018

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının işlettiği … Hotel’de 07/11/2009 ile 08/01/2014 tarihleri arasında kat görevlisi olarak aralıksız şekilde çalıştığını, iş akdinin davalı iş veren tarafından 08/01/2014 tarihinde haksız olarak fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile ücret, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş yerinde sigortası devam ederken 15/01/2014 tarihinde bir ekmek fırınında işe başladığını, davacının bu durumu iş verene bildirmesi üzerine 28/02/2014 tarihinde çıkışının yapıldığını, bu sebeple davacının hak ve alacaklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları özetlenmiş ise de delillerin tartışılması ve maddi olay saptaması yapılmamış, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açıklanmamış, karar gerekçesinde aynen “…Davacının çalışmasına ilişkin kayıtlar incelendiğinde; davacının davalı iş yerinde 20/12/2012-28/02/2014 tarihleri arasında çalıştığı, işten ayrılış kodunun 03-istifa olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ıslah gözetilerek ve bilirkişi raporu esas alınarak belirlenen meblağların kısmen kabulü yönünden kurulan hüküm fıkrası aşağıdaki gibidir.” şeklinde açıklama yapılarak talep edilen alacaklar hüküm altına alınmıştır.
Mahkemenin gerekçe olarak yazdıkları Anayasa’nın ve HMK.nun anladığı anlamda bir gerekçe değildir. Bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Mahkemece hüküm altına alınan ve reddedilen alacakların kabul ve red sebepleri açıklanıp tartışılmamış, kısaca karar gerekçesiz yazılmıştır. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, hatalıdır.
Öte yandan, Mahkemece karar gerekçesinde davacının davalı iş yerinde 20/12/2012-28/02/2014 tarihleri arasında çalıştığının kabul edildiğinin açıklanmasına karşın, davacının 07/11/2009-08/01/2014 tarihleri arasında çalıştığı kabulüyle hesaplama yapılan bilirkişi raporundaki seçeneğe göre hüküm kurulması gerekçe/hüküm çelişkisi olup, bu durum HMK’nın 298/2. maddesine aykırıdır.
Sonuç olarak, Mahkemenin kararının T.C. Anayasası’nın 141. maddesinin amacına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. ve 298/2. maddelerine aykırı olduğu anlaşıldığından kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.