Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/24219 E. 2018/21487 K. 26.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24219
KARAR NO : 2018/21487
KARAR TARİHİ : 26.11.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı işverenliğe ait taşeron firma işyerinde 04.01.2002-05.03.2013 tarihleri arasında işçi olarak yemek ve yol ücreti dahil aylık net 1.470,00 TL ücretle çalıştığını, ağır çalışma koşulları nedeni ile rahatsızlanan müvekkilinin iş kaybına uğradığını, haftanın 7 günü 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığını ancak hafta da en az 2 gün saat 21:00’e kadar çalıştığını, fazla mesailerinin ödenmediğini, resmi ve dini bayramlarda çalıştığını fakat ücretlerinin ödenmediğini, müvekkilinin çalıştığı işyerleri ile belediye arasında alt-üst işveren ilişkisinin bulunduğunu, sağlık durumu nedeni ile rapor almasından dolayı iş akdinin feshedildiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 13/11/2014 tarihli duruşma da davacının iş akdinin fesh edildiği yılın sehven 2013 yazıldığını, 2014 yılı olması gerektiğini belirtmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının davalı belediyeden ihale alan farklı firmalarda çalıştığını, davacının çalıştığı şirketlerle müvekkili belediye arasında alt-üst işveren ilişkisi olmadığını ve davanın belediye yönünden husumetten reddi gerektiğini, davacının tüm özlük haklarının takibinin ihaleyi alan firmaların sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle davanın davacının çalıştığı taşeron firmalara ihbar olunması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, davacının hizmet süresi 25.01.2001-05.05.2014 tarihleri arası kesintisiz 13 yıl 3 ay 11 gün olarak kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de, davanın açılış tarihinin 07.03.2014 olduğu ve davacının hizmet süresine ilişkin talebinin de 04.01.2002-05.03.2014 tarihleri arası olduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle davacının talebi aşılarak ve davanın açılış tarihinden sonrasını da kapsayacak şekilde hizmet süresinin kabulü tamamen hatalıdır.
Ayrıca davalının sunduğu davacıya ait özlük dosyası içerisindeki belgelerden, dava açıldıktan sonraki bir tarih olan 13.03.2014 tarihinde davacıya İşletme Müdürlüğündeki görev yerinin Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü olarak değiştirildiğine ilişkin görev değişikliği yazısının tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, hizmet süresine ilişkin karışıklıkların taraflardan sorularak açıklattırılması ve dava tarihi itibariyle iş akdinin feshedilip edilmediğinin tespit edilmesidir.
Hizmet süresinin talebi aşarak ve dava tarihinden sonrasını da kapsayacak şekilde belirlenmesi hatalıdır.
3-Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.
Kısmi davada zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım yönünden kesilir. Henüz açılmayan (saklı tutulan) ve daha sonra ıslahla arttırılan bölüm için zamanaşımı işlemeye devam eder. Ancak kısmi davadaki miktar, kısmi davanın açıldığı dava tarihine göre geriye doğru belirlenen zamanaşımı süresini kapsar. Bakiye alacak talep edildiği tarihe göre, geriye doğru zamanaşımı süresi içinde kalıyor ise zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir. Kısaca kısmi davadaki alacak miktarı belirlendiği tarihten itibaren öncelikle ileriye doğru gerçekleşen alacak için mahsup edilmeli, bakiye alacak ise ondan sonraki süreyi kapsamalıdır. İlk kısmi davada belirlenen alacak mahsup edildikten sonra bakiyenin talep edildiği tarihten geriye doğru zamanaşımı süresi içinde kalan alacak, alacaklı lehine hüküm altına alınmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, dava kısmi dava olup davalı vekili 11/05/2015 tarihinde tebliğ edilen ıslaha karşı 13/05/2015 tarihinde sunduğu dilekçe ile zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen ıslaha karşı zamanaşımı def’i değerlendirilmeden ve bu konuda ek rapor alınmadan fazla mesai ve genel tatil çalışmaları karşılığı ücretin hüküm altına alınması hatalıdır.
4-Dosyaya sunulan izin belgelerine göre, davacı 18.06.2012-05.07.2012, 17.09.2012-22.09.2012 ve 20.05.2013-12.06.2013 tarihleri arası yıllık izin kullanmıştır. Ancak 18.06.2012-05.07.2012 ve 20.05.2013-12.06.2013 tarihleri arası izinli olduğu dönemler için hükme esas alınan bilirkişi raporunda neden 7 gün ve 12 gün izinli olarak kabul edildiği anlaşılamamış olup, karar gerekçesinde de bu husus açıklanmamıştır.
5-Fazla çalışma ücretinin hesabı ve ara dinlenme süresi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanununun 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanununun 63 üncü maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68 inci maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (… bir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı işyerinde haftanın 7 günü 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığını ancak hafta da en az 2 gün çalışmasının saat 21:00’e kadar uzadığını iddia ederek fazla mesai ücreti talebinde bulunmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının haftanın 6 günü 08.00-17.30 saatleri arası çalıştığı ve günlük yarım saat ara dinlenmesi yaptığı kabul edilerek haftalık 54 saat çalıştığı ve 9 saat fazla mesai yaptığı; ayda bir hafta 7 gün çalışarak ayda 9 saatten haftalık ortalama 2 saat daha fazla çalıştığı, yine haftanın 3 günü de 22.00’a kadar çalışarak 3’er saatten 9 saat daha fazla mesai yaptığı belirlemesi yapılıp, buna göre fazla mesai talebi hüküm altına alınmıştır.
Davacının 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığı ve ayrıca hafta da en az 2 gün 21.00’a kadar çalıştığı şeklindeki talebi ile bağlı kalınarak fazla çalışma hesabı yapılması gerekirken, HMK’nın 26. maddesine aykırı şekilde talep aşılarak, 08:00-17:30 saatleri arasında çalıştığı ve haftanın 3 günü de 22.00’a kadar çalıştığı kabulüyle fazla mesai hesabı yapılması hatalıdır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve ilke kararı kapsamında 08.00-17.30 saatleri arası 9,5 saatlik çalışmadan 1 saat ara dinlenmesi düşülmesi gerekirken yarım saat ara dinlenmesi düşülmesi, ayda bir gün pazar çalışması ile haftanın üç günü 22.00’a kadar süren çalışmalar için ise hiç ara dinlenmesi düşülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 26/11/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.