YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25095
KARAR NO : 2017/14146
KARAR TARİHİ : 25.09.2017
MAHKEMESİ : …ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı ve davalılar tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
…’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, …ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanılmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, …nın 36 ncı maddesinde ve … … … Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Ayrıca HMK. nun 297/2. Maddesinde hükmün hiçbir tereddüde yol açmayacak şekilde açık olması da emredilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece gerekçeli kararda “ dava dilekçesi ve cevap dilekçesi özetlenmiş, ıslah dilekçesinden söz edilmiş, tanık beyanları yazılmış, bilirkişi raporunda hesaplanan miktarlar yazılmış, gerekçe olarak da aynen;
“ Yapılan yargılama, toplanan deliller, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ıslah gözetilerek ve bilirkişi raporu esas alınarak belirlenen meblağların ıslahen kabulü yönünden kurulan hüküm fıkrası aşağıdaki gibidir. “ şeklinde bir açıklama yazılmıştır.
Gerekçeli kararda tarafların iddia ve savunmalarının, delil olarak dayanılan bilgi ve belgeler ile beyanların ve raporun yazılması yerindedir. Ancak bunların yazılması ile yetinilerek yukarıdaki şekilde açıklama yapılması “ gerekçe “ değildir.
Gerekçe iddia ve savunmanın her bir alacak kalemi açısından tartışılması, davacının kabul edilen alacaklarının yasal dayanaklarının belirtilmesi, hangi tarafın hangi deliline üstünlük tanındığının nedenlerinin ve davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin belirtilmesidir.
Karar gerekçesizdir.
Ayrıca davada birden fazla davalı olduğu halde kabul edilen alacaklardan hangi davalının sorumlu olduğu açıklanmadan “…davalıdan..” denilerek hüküm kurulması ve hüküm altına alınan miktarların net mi yoksa brüt mü olduğunun belirtilmemesinin hükmün infazında tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalıdır.
Sonuç olarak kararın gerekçesiz olması, infazda tereddüde yol açacak şekilde hüküm kurulması, …’ nın 138 ve 141. maddeleri ile HMK. nun 297. maddesine aykırı olup, adil yargılanma hakkının ihlalidir. Kararın salt bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.