Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/32548 E. 2017/17088 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/32548
KARAR NO : 2017/17088
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31/10/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat … Yıldırım geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 25.09.2000 tarihinden itibaren davalıya ait işyerinde kantar memuru olarak çalıştığını, davalının haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın iş sözleşmesini 29.01.2010 tarihinde feshettiğini, … 12. İş Mahkemesi’nin 2010/136 Esas sayılı dosyası ile işe iade davası açtıklarını, davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verildiğini, kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2013 tarih, 2011/15634 E. 2012/8378 K. Sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, süresinde …. 23. Noterliğinden gönderdikleri 08.06.2012 tarih ve 24588 sayılı ihtarname işe başlatılmasını talep ettiklerini, davalının da … 1 .Noterliğinden gönderdiği 25.06.2012 tarih ve 12891 sayılı ihtarname ile davalının …’deki fabrikasında kapsam dışı personel kadrosunda kantar memuru olarak ve 1.585,00 TL ücretle 09.07.2012 tarihinde işe başlamasının bildirildiğini, davacının yanma iki arkadaşını da alarak işyerine gittiğini, onları öğleden sonraya kadar beklettikten sonra akşama doğru … Hanım adındaki bir yetkilinin onu görüşmeye aldığım ve işe başlaması için aldığı kıdem ve ihbar tazminatını iade etmesi gerektiğini, davacının da bunu ödeyemeyeceğini ancak işe başlarsa maaşından kesilmesini bildirdiğini, davalının davacıyı işe başlatma konusunda samimi olmadığını, davacı …. beton santralinde çalıştığı halde onu ….’daki fabrikasında işe başlatmak için davet ettiğini, kapsam içi personel iken kapsam dışı personel olarak çalıştırmak istediğini, davacının çalışmasının fiilen son bulduğu 29.01.2010 tarihinde aylık net 1.389,00 TL ücret aldığını, 290 TL yemek parası verildiğini, davalı tarafından tahsis edilen işçi koğuşundan faydalandığını, yılda 805 TL prim, 444,34 TL ikramiye ve 300,18 TL özel … sigortası yardımı aldığını, ancak yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre kesinleşen işe iade kararıyla davalının 29.01.2010 tarihindeki feshinin geçersiz hale geldiğini, hizmet akdinin 09.07.2012 tarihinde son bulduğunun kabulü ile davacı alacaklarının 09.07.2012 tarihindeki davacının emsali bir işçinin alabileceği ücret ve sosyal haklara göre hesaplanması gerektiğini, her ne kadar davalı gönderdiği işe başlama ihtarnamesinde 1.585,00 TL ücretle işe başlatılacağı belirtilmiş ise de bunu kabul etmediklerini ileri sürerek; bakiye kıdem ve ihbar tazminatları ile boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davalı şirket adresinin … olması nedeniyle yetki itirazında bulunduklarını, müvekkili tarafından davacının işe başlatılmasına karar verilerek Noter yoluyla davacıya bildirildiğini, … girişinin yapıldığını, davacı gelir gelmez 4 aylık maaşını istediğini hemen alamayınca gidip bir daha gelmediğini, davacının iki arkadaşıyla değil işyerine tek başına geldiğini, başka işte çalıştığını, işe başlama niyetinde olmadığını 8 aylık maaş almak istediğini alamayınca da işyerini terk ettiğini, … veya …’da kalmak için bir yar ayarlamadığını, bir otelde yer ayırtmadığını, işe iade talebinin samimi olmadığını, Hatay’daki işinden ayrılmadığını, izin alarak geldiğini, 4 aylık boşta geçen süre alacağı ve kıdem tazminatının hükümsüz kaldığını, ihbar tazminatına istenen ek talebin de batıl olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,

e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta, gerekçeli kararın, 2 ila 5. sayfaları arasında kararın gerekçesine yer verildiği, 2. sayfadaki gerekçe başlığından sonra “Dava; kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer bazı işçilik alacaklarının tahsili isteminden ibarettir.” şeklindeki ifade ile başlayan gerekçenin 5. sayfanın sonundaki “Davacının talepleri bilirkişi ilk raporundaki değerlendirmeler ile ek rapordaki hesaplamalara göre hüküm altına alınmıştır
Dava ve ıslah tarihleri karar başlığında gösterilmiştir.” ifadeleri ile son bulduğu, tırnak işareti ile yer verilen bu ifadeler dışındaki tüm gerekçenin 10.07.2014 havale tarihli bilirkişi raporundan alındığı, sadece rapordaki “sayın mahkemece yazılan yazıya”, “mahkemece” şeklindeki ifadelere yer verilmediği, ancak gerekçeli kararın 4. sayfasında bu ifadelerden bazısının dahi unutulduğu ve “Bu konuda takdir sayın mahkemeye ait olmak üzere” ifadesine yer verildiği tespit edilmiştir.
Yerel mahkemece bizzat talep konusu alacaklara ilişkin olarak herhangi bir gerekçe oluşturulmamış, gerekçe olarak bilirkişi raporuna aynen yer verildiği tespit edilmiştir.
Sonuç olarak Mahkemenin gerekçeli kararının T.C. Anayasası’ nın 141. maddesinin amacına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesine uygun olmadığı anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.