YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/32554
KARAR NO : 2017/17091
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Taraflar arasındaki, cezai şart ve ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davacı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31/10/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat Huriye Karabacakdanacı geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 01.12.2011-29.02.2012 tarihleri arasında site genel koordinatörü olarak belirli süreli iş sözleşmesi ile net 4.400,00 TL ücret ile çalıştığını, davacının görevinin 2012-2013 yıllarında site yönetiminin üstlenmiş olduğu sorumluluğunda sayılı işlere danışmanlık olduğunu, sözleşmenin 15. maddesinde 31.12.2013 tarihinde İş Kanunu’nun belirli süreli sözleşmelere uyguladığı yasal düzenlemeler çerçevesinde fesholunacağının bildirildiğini, haksız fesihlerde tarafların karşılıklı olarak sözleşme süresince taahhüt edilen ücret tutarı kadar tazminat ödemeyi kabul eder hükmünün bulunduğunu, site yönetiminin iş yasası hükümlerine aykırı olarak sözleşmeyi 29.02.2012 tarihinde sonlandırdığını, fesih yazısında ihbar tazminatının verilerek iş sözleşmesinin feshedileceğinin bildirildiğini, davacının davalı … yönetimine Kartal 6. Noterliğinin 27.03.2012 tarihli ihtarnamesi ile haksız olarak süresinden önce yapılmış fesih uyarınca 22 aylık 96.800,00 TL ücretin ve Aralık 2011, 2.400,00, Ocak 2012, 2.400,00 Şubat 2012 dönemine ilişkin 2.400,00 TL ücret alacağının ödenmesi ihtarında bulunduğunu ileri sürerek cezai şart ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 07.04.2011 tarihinden itibaren 2.352,94 TL brüt maaş ile muhasebeden sorumlu mali ve idari koordinatör olarak çalıştığını, davacının ihtarnamesine karşı keşide edilen ihtarnamede 2011 ve 2012 yılında işletme defterine kayıt yaptırılmadığını, 2013 yılında yapılan Kat Malikleri Kurulu’nda 2012 yılı yöneticilerinin bu sebeple ibra edilmediğini, yöneticiler aleyhinde dava açıldığını, vergi dairesine verilmesi gereken beyannameleri vermediğini, … işlemlerinde eksiklik yapıldığını, tüm bu sebeplerle iş akdinin … 13. Noterliğinin ihtarnamesi ile 27.02.2012 tarihinde feshedildiğini, davacı tarafın beyan ettiği belirli süreli iş akdinin gerçek olmadığını, bu konuda Küçükçekmece Başsavcılığı’na şikayette bulunulduğunu, sözleşme gerçek dahi olsa davacının işverene vasfı ile ilgili yanlış bilgi verdiğini, İş Kanunu’nun 25/2 maddesinin ihlal edildiğini, Kat Mülkiyeti Kanunu gereği yöneticilerin kat maliklerini borçlandıramayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın işverence feshedilmesine karşın sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın kendisine ödenmediğini ileri sürerek, alacak talebinde bulunmuştur.
Yerel mahkemece, davacının iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiği kabul edilmiş ancak davacının görevleri itibari ile iş sözleşmesinin belirli süreli yapılmasını gerektiren objektif bir neden bulunmadığı dolayısı ile taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olmadığı gerekçesi ile cezai şart alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
Gerek belirli gerekse belirsiz iş sözleşmelerinde, cezai şart içeren hükümler, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak geçerlidir. Ancak, sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması zorunludur. Asgari süreli iş sözleşmelerine de aynı şekilde hükümler konulması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemenin, işveren feshinin haklı bir nedene dayanmadığı ve taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinin belirli süreli olmadığına dair gerekçelerinin isabetli olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak yukarıda belirtildiği üzere, karşılıklılık prensibi bulunmak şartı ile belirsiz süreli iş sözleşmelerinde de cezai şarta ilişkin düzenlemelere yer verilmesi mümkündür. Sadece sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için iş sözleşmesinin belirli süreli olması gerekmektedir. Bu da cezai şartın bağlandığı koşulun niteliği gereğidir.
Uyuşmazlık konusu cezai şartın düzenlendiği, iş sözleşmesindeki 15. madde incelendiğinde; karşılıklılık prensibine yer verildiği ve sözleşmenin haksız feshi halinde sözleşme süresince taahhüt edilen ücret tutarında tazminatın karşı tarafa ödeneceği düzenlenmiştir. Dolayısı ile maddedeki düzenlemede sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı bir cezai şart bulunmamakta olup, sadece cezai şartın miktarının belirlenmesinde bir ölçü getirildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında, fesih haksız olduğundan davacı lehine cezai şart alacağına hükmedilmesi gerekirken, talebin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.