YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3642
KARAR NO : 2016/13805
KARAR TARİHİ : 09.06.2016
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, bakiye süre ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 01/09/2013 tarihli özel eğitim kurumlarında görev alan eğitim personeline ait iş sözleşmesinin 1 yıllık yapıldığını, sözleşmenin bitim tarihinin 31/08/2014 olduğunu, müvekkilinin davalı işyerinden ayrılmayı düşündüğünü, bu hususu önce ortaokul müdürü ile paylaştığını, şimdiden yeni bir öğretmen bulmalarını söylediğini, işvereni zor durumda bırakmak istemediğini, okul müdürü müvekkilinden ısrarla istifa dilekçesi vermesini, dilekçeye 31/08/2014 tarihine kadar çalışacağının yazılması halinde herhangi bir sıkıntı olmayacağını bildirdiğini, bunun üzeirne davacının yazılı olarak durumu bildirdiğini, bunun üzerine 30/06/2014 tarihinde 2 ay daha maaş ödememek için davacıyı davalının işten çıkardığını ileri sürerek bakiye süre ücreti alacağını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının 01/09/2013 başlangış tarihli sözleşme ile bedebeğitimi öğretmeni olarak görev yaptığını, dava dilekçesinde davalının “” olarak gösterilmesi nedeni ile davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının 13/06/2014 tarihli dilekçesi ile yaş hariç prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresini tamaladığını gerekçe göstererek 1475 sayılı Kanun’un 14/1-5 maddesi uyarınca 2014-2015 yılı öğretim dönemi için sözleşmeyi yenilemeyeceğini, sözleşmenin bitim tarihi olan 31/08/2014 tarihinde iş aktini sona erdirerek ayrılacağını bildirdiğini, dilekçe ekinde SGK yazısını da verdiğini, Yönetim Kurulu’nun 26/06/2014 tarihinde aldığı kararla tebliğ tarihi itibariyle yasal hakları ödenerek sözleşmesinin sonlandırılmasına karar verildiğini, böylece yasal hakları ödenerek tek taraflı iş aktinin feshedildiğini, eğitimi aksatmamak için davalının fesih hakkını kullandığını, davacının bu sürede yani iş bulabilecek durumda olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile sözleşmenin 6/f maddesinde %50 indirim hükmü bulunduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapması konusunda 01/09/2013 tarihli sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeye göre işe giriş tarihinin 01/10/2009 tarihi olduğu, sözleşmenin bitim tarihinin 31/08/2014 tarihi olduğu, sözleşmeye göre aylık brüt ücretin 3.268,54 TL olduğu, sözleşmenin 6/f maddesinde sözleşmenin tarafından haklı sebep olmaksızın süresinden önce feshedilmesi halinde bakiye hizmet süresi alacağından Borçlar Kanunundan kaynaklanan %50 hakkaniyet indirimi yapılarak ödeneceğinin düzenlenmiş olduğu, davalı işverenin sözleşme bitim tarihi olan 31/08/2014 tarihinden önce 30/06/2014 tarihinde sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırdığı ve davacıyı işten çıkarttığı, bu nedenle davacının son 2 aylık ücrete hak kazandığı ancak sözleşmenin 6/f maddesi gereğince bu ücretten %50 hakkaniyet indirimi yapılarak ödenmesinin gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Dosyadaki SGK belgelerine göre davacının işvereni “”dir.
Ticaret Sicili Müdürlüğü’nden “kaydı bulunamadığı bildirilmiştir.
Davaya cevap vekaletnameli vekili tarafından verilmiştir. Davalının temyiz dilekçesi de ……vekili tarafından verilmiştir.
Davacı vekili, yargılama sırasında , davalının düzenlediği belgelerdeki ünvanı dava dilekçesinde davalı olarak belirttiklerini, bunun maddi bir hata olduğunu belirterek, davanın İşletmeleri’ne yönelik olarak devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İş aktinin ile davacı arasında imzalandığı görülmüştür.
Tüm bunlar ışığında, dava, asıl davalının olduğu ve davanın vekili tarafından takip ve temyiz edildiği, gerekçeli karar başlığında davalının “ olarak yazılması gerekirken “olarak yazılmasının maddi bir hata olduğu anlaşılmış, gerekçeli karar başlığında davalının ünvanının hatalı yazılması bu nedenle bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Davacıya bakiye süre ücreti verilmesi gerekip gerekmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Belirtmek gerekir ki eğitim ve öğretimin süreklilik arzetmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesinde belirli süreli iş sözleşmesinin gerek ilk kurulmasında ve gerekse yenilenmesinde esaslı unsur aranması karşısında 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na göre çalışan yöneticiler ile öğretmenlerin, kısaca eğitim personelinin sözleşmelerinin belirli veya asgari süreli olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira bir eğitim personeli bu kapsamda eğitim faaliyeti devam ettiği sürece çalıştırılmakta ve emekli olsa da iş sözleşmesi devam etmektedir. Bu çalışma 10 yılı aşan bir süreyi de kapsamaktadır.
Gerçekten eğitim personeli ile ilgili yazılı sözleşme yapılması hükmü değerlendirildiğinde bu sözleşmenin belirli süreli olmaktan çok asgari süreli iş sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira kanunun 9. maddesine göre “Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile özel öğretim kurumunu temsil eden kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli (Eğitim ve Öğretim yılı) olmak üzere yönetmelikteki esaslara göre yazılı olarak yapılmalıdır”. Buradaki en az bir takvim yılı ibaresinden açıkça bir asgari süre öngörüldüğü açıktır. Eğitim ve öğretim devam eden bir faaliyet olduğuna göre asgari süre iki yılda, üç yılda olabilir. O halde eğitim personeli ile yapılan sözleşmenin yasadan kaynaklanan asgari süreli iş sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir.
5580 sayılı Özel Öğretim Kanunu’ndan önce yürürlükte olan 625 sayılı kanunun 32/son maddesindeki hüküm olan “Süresi öğretim yılı içinde sona, eren sözleşmeler öğretim yılı sonuna kadar kendiliğinden yenilenmiş sayılır” hükmü 5580 sayılı kanununda yer almamıştır. Bu hüküm 5580 sayılı yasa döneminde eğitim elemanı ile yapılacak iş sözleşmesinin asgari süreli olduğunu ve ilk asgari süreli sözleşme düzenlenmesinden sonra, yeniden yapılmasının belirli süreli sayılmasını gerektirmediği gibi tekrar asgari sürenin kabul edilmediğini göstermektedir.
Asgari süreli sözleşmeler, tarafların bildirimli fesih haklarını asgari bir süre için ortadan kaldırdıkları belirsiz süreli sözleşmelerdir. Tarafların öngördükleri asgari sürenin bitimi ile sözleşme kendiliğinden sona ermemekte, sözleşme belirsiz süreli olarak devam etmektedir. Bu özelliği nedeniyle asgari süreli sözleşmeler belirli süreli olarak kabul edilmemektedir. Belirsiz süreli olarak kabul edilmelerinin nedeni tarafların sözleşmenin sona erme zamanını belirlememiş olmalarıdır. Belirsiz süreli kabul edildikleri için asgari süreli sözleşmenin işveren tarafından sona erdirilmesi halinde işçi şartları varsa iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir(, H; İş Hukuku, 3.Bası, Ankara, 2008, s.318).
5580 sayılı yasa kapsamındaki eğitim personeli için en az bir takvim yılı içi yazılı sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim yılı devam ettiğinde eğitim personeli ile yasadan kaynaklanan yeni bir asgari süreli sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim ve öğretim devam ederken, takvim yılı içinde ayrılan öğretmen yerine kalan süre için belirli süreli iş sözleşme yapılması olanağı vardır. Bu bir objektif neden kabul edilebilir. Ancak eğitim ve öğretim başına asgari süreli sözleşme yapıldıktan sonra eğitim ve öğretim devam ettiği için belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için esaslı ve yenilenmesi içinde objektif neden olmadığı sürece eğitim personeli ile yapılan ilk sözleşmenin asgari süreli olarak kabulü gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, dosyada mevcut 01/09/2013 tanzim tarihli iş aktinin 6/f maddesinde “Asıl görevli aylık ücretli eğitim personeli, sözleşme süresi dolmadan kurumun muvafakati dışında her ne sebeple olursa olsun sözleşmenin feshi yoluna giderse, bakiye hizmet süresince ödenecek brüt maaş tutarını cezai şart olarak öder. Sözleşmenin tarafından haklı sebep olmaksızın süresinden önce feshedilmesi halinde, bakiye hizmet süresi ücret alacağı, Borçlar Kanunundan kaynaklanan %50 hakkaniyet indirimi yapılarak ödenir.” hükmü yer almaktadır.
Öncelikle, yukarıdaki madde bakiye süre ücretin talebini değil, cezai şart olarak talep edilecek miktarın nasıl tespit edileceğini belirtmektedir.
Davacının iş akti 2009 yılından itibaren zincirleme şekilde yapıldığından belirsiz süreli hale gelmiştir. Bu nedenle bakiye süre ücreti talep edilemez.
Davacının talebi, cezai şart olarak kabul edilse dahi, belirsiz süreli iş akitlerinde süreye bağlı cezai şart geçersiz olduğundan, cezai şart alacağı da istenemez.
Açıklanan nedenler ile davanın reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/06/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.