YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8365
KARAR NO : 2017/5395
KARAR TARİHİ : 30.03.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, iş aktinin işveren tarafından başka çalışanlar tarafından işlenen güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık sebebi ile birlikte sorumlu tutularak haksız feshedidiğini, bazı çalışanların müşterilerin ürünleri iade etmemesine rağmen sistemden iadesini yaparak bedelini zimmetine geçirdiğini, bu çalışanların işyerindeki nerdeyse tüm çalışanların bilgisayarını kullanarak veya onlardan ürün iadesi yapılmasını isteyerek bu suçu işlediğini, zaman zaman davacının bilgisayarını kullanmak ya da davacıdan ürün iadesi yapılmasını istediğini, işi gereği ürünün iade edildiğini düşünen davacının da bu işlemlerin bazılarını gerçekleştirdiğini, bazıları için de bilgisayarını kullandırdığını ama daha sonra suç işlendiği ortaya çıkarak davacının iş aktine davalı tarafından haksız son verildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının da içinde bulunduğu 4 işçinin görev yaptıkları sırada çok sayıda ürün servise gönderilmediği halde gönderilmiş gibi işlem yapıldığını ama müşteriler tarafından kullanılmaya devam edildiğini, bazı ürünlerin mağaza stoklarında görünmesine rağmen stoklarda olmadığını, hayali ürün iadesi işlemleri yapıldığını, tekno asistan olarak görev yapan davacının ve diğer 3 personelin iade işlemlerini bizzat gerçekleştirmek veya gider pusulası ve/veya tediye makbuzlarında imzası bulunmak veya sanal olarak iade alınan ürünlerin mağaza kayıtlarında gözükmemesi için bu ürünlerin yine hayali olarak yetkili servise gönderim işlemlerini yapmakve benzeri iş ve işlemleri ile davalıya 30 günlük ücreti ile karşılanmayan zarar verildiği, davalının güveninin açıkça kötüye kullanıldığını, davalı tarafından iş aktinin haklı nedenle feshedildiğini, suç duyurusu yapıldığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, İş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle fesh edilip edilmediği, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkının doğup doğmadığı, davacı işçinin yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti alacağının bulunup bulunmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu olduğu, davacının, davalı işyerinde 18.04.2008-29.05.2012 tarihleri arasında çalıştığı, her ne kadar davalı tarafça davacının yapmış olduğu usulsüzlük sonucu işten çıkarıldığı bildirimiş ise de davacı ve diğer çalışanlar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ancak savcılık aşamasında davacı hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına dair karar verildiği, ayrıca davacının Bilgi Güvenliği Taahhütnamesi aksine ekranının açık kalmasının yaptırımının iş akdi fesih sebebi olduğuna dair hüküm bulunmadığı, davacı tarafça iş akdinin feshine konu olan suçu işlemediği tespit olduğundan ve tanık anlatımlarıda dikkate alındığında davalı tarafın iş akdinin feshinin haklı nedene dayanmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacak şekilde iş akdinin feshedildiği anlaşılmakla; davacının talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerektiği, her ne kadar davacı vekili tarafından fazla çalışma ücreti ve yıllık izin ücreti alacağı talep edilmiş ise de davalı tarafça ibraz edilen mesai çizelgeleri ve bordro kayıtları ile tanık ifadelerine göre; haftalık 48 saat çalışarak 3 saat fazla mesai yaptığı, bunun da fazla mesailerin ücrete dahil olduğu ve yıllık 270 saat fazla mesai sınırı içinde kaldığı bu sebeple fazla çalışma ücreti bulunmadığı, ayrıca davacının kullanmadığı 22 günlük izin ücretinin banka hesap özetlerine göre ödenmiş olduğu anlaşılmakla davacının yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti alacağı taleplerinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı tarafından iş aktinin haklı nedenle feshedilip edilmediği uyuşmazlık konusudur.
Somut uyuşmazlıkta, müşteriler tarafından aslında iade edilmemiş ürünlerin iade edilmiş gibi işlem yapılması ve benzeri işlemlerle bazı çalışanların ürün bedelleri hakkında emniyeti suistimal sureti ile davalıyı zarara uğrattığı dosya kapsamında ifade edilmiştir. Davacı hakkında Cumhuriyet başsavcılığı tarafından verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar mevcuttur. Çalışan diğer bir işçi hakkında ceza davası açılmasına rağmen davacı hakkında ceza davası açılmamıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, iş aktinin işveren tarafından başka çalışanlar tarafından işlenen güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık sebebi ile birlikte sorumlu tutularak haksız feshedildiğini, bazı çalışanların müşterilerin ürünleri iade etmemesine rağmen sistemden iadesini yaparak bedelini zimmetine geçirdiğini, bu çalışanların işyerindeki nerdeyse tüm çalışanların bilgisayarını kullanarak veya onlardan ürün iadesi yapılmasını isteyerek bu suçu işlediğini, zaman zaman davacının bilgisayarını kullanmak ya da davacıdan ürün iadesi yapılmasını istediğini, işi gereği ürünün iade edildiğini düşünen davacının da bu işlemlerin bazılarını gerçekleştirdiğini, bazıları için de bilgisayarını kullandırdığını ama daha sonra suç işlendiği ortaya çıkarak davacının iş aktine davalı tarafından haksız son verildiğini ileri sürmüştür.
…, “davacı benden sonra …deki mağazada çalışmaya başladı benden önce işyeri tarafından işten çıkarıldı işyerinde çalışan … isimli tekno asistanının yaptığı hırsızlık eyleminden dolayı davacı ile birlikte 3 kişi daha işten çıkarıldı davacı tekno asistan dediğimiz satış sonrası elemanı idi Özge isimli elemanın yaptığı eylemler kamera ile tespit edilmişti benim davacı ile ilgili tek bildiğim davacının işyerinde ekranının açık olması ve bu ekrandan … isimli elemanın işlem yapması idi …daki mağaza çok yoğun mağazadır ve bilgisayarlarda önde ve arkadaki bölümlerde birçok iade ve işlemler yapılmaktadır personelde bu yoğunluk sebebiyle birbirlerinin ekranlarını kullanabilmektedir” yönünde beyanda bulunmuştur.
Tarafların ortak tanığı … “davacı işyerinde gizlilik ilkesine aykırı olarak ekranın şifresini açık bıraktığı için işten çıkarıldı davacının ekranını açık bırakması sebebiyle … isimli yine müşteri hizmetleri asistanın bu ekrandan usulsüzlük yaptığı tespit edildi davacı dışında da ekranını açık bırakan müşteri hizmetleri asistanları olabilir davacı ve diğer çalışan asistanlar hiçbirimiz …nın başkasının ekranlarından usulsüzlük yaptığını bilmiyorduk ben davacının bu usulsüzlüklerden bir menfaat kazandığını gözümle görmedim … benim ekranımı kullanmamıştı …nın davacının ekranını niçin kullandığını bilemem hepimiz aynı departmanda çalışıyorduk … yönetici tarafından işyerinde ekranların açık olup olmadığı ve şifrelerin başkası tarafından kullanılıp kullanılmadığı yönünde bir denetim yapılmıyordu asistanlar ekranlarını şifrelerinin kullanılmaması için kendilerinin kapatması gerekir usulsüzlük yapan … hatırladığım kadarıyla aynı tarihlerde istifa etmişti … davacı dışında başka asistanların erkanlarının ve şifrelerinin Özge isimli personel tarafından kullanıldığını biliyorum … İşyerinde herkesin kendisina ait özel bir şifresi vardır bir personel diğerinin şifresini kullanamaz yasaktır işin gereği diğerinin şifresinin kullanılması gerekmez davacının beyanında geçen işten çıkarılma sebebi dışında başka bir işten çıkarılma sebebi hakkında bilgi sahibi değilim davacının sanal iade işlemi yapıp yapmadığını bilmiyorum” yönünde beyanda bulunmuştur.
… “davacı ile aynı işi yapan 5 tane asistan vardı davacı işyerinde bilgi güvenliği ile ilgili sıkıntı yaşandığı için çıkarıldı müşteri hizmetleri asistanları kendilerine özgü şifreleri olan ekran kullanır bu ekranların başka bir asistan tarafından kullanılması yasaktır … isimli asistanın ekranlarda sanal iade alma gibi usülsüzlük yaptığı ve işyerini maddi zarara uğrattığı tespit edildi bu usulsüzlüklerin bir kısmı davacının ekranından ve davacının şifresi ile yapıldığı tespit edildi … isimli çalışanın davacı dışında başka bir kişinin daha ekranını kullandığı görüldü o çalışanda davacı gibi işten çıkarıldı fiili olarak Özge isimli çalışanın müşteri ve iade olmadan iade işlemi yaptığı ve ücretini de kendi zimmetine aldığı tespit edildi davacı ile bu tespit sonrasında görüşüldüğünde ekranının … isimli çalışan tarafından kullanıldığından bilgisi olmadığını bildirmişti ekran şifreleri kişiye has olduğu için diğer çalışanlar tarafından bilinmemesi gerekir şifre bilinmeden ekranın kullanılması mümkün değildir davacının …a tarafından yapılan işlemlerden menfaat kazandığı yönünde tespit yapılmadı davacının ekranının kendi bilgisi dahilinde kullanıldığı yönünde de bir tespit yapılmadı daha önce işyerinde müşteri asistanlarının birbirinin ekranını kullanması gibi bir durum olmadı müşteri asistanları kendi şifre ve ekranlarının diğer çalışanlar tarafından bilinmemesi gerektiğini iç prosedürler gereğince kendilerine bildirildiğinden bilmektedirler” yönünde beyanda bulunmuştur.
Davacının dosya kapsamındaki davalı işverenliğe verdiği çok sayıdaki savunmalar arasında “bazı belgeleri kontrol etmeden imzaladaığı, iş yoğunluğu ve unutkanlıktan şifresi ile açtığı bilgisayar ekranını açık unuttuğu” ve sair yönlerde açıklamalar yaptığı görülmektedir.
Dosyadaki Bilgi Güvenliği Taahhüdünde parolasını açıklamayacağı, şahsına ait parola ile yapılmış tüm işlemlerden dolayı doğabilecek zararı ödeyeceği yönünde hükümler bulunduğu görülmektedir.
Fesih konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır.
Öncelikle, davacının dosya kapsamındakki 10 adet savunma talebi ve savunmasının bir kısmı silik ve okunaksız olup, bunların okunaklı suretleri getirtilmeli ve ele alınmalıdır.
İç Denetim Raporunda davalının toplam zararından bahsedilmiştir. Davacının ürünlerin bedellerini uhdesine geçirerek emniyeti suistimal suçu işlediği savunulmamış ise de başkaları tarafından bu suçun işlenmesinde ihmalî eylemleri ile davalının zararının oluşmasına sebebiyet vermesi karşısında davacının kusurlu olup, olmadığı davacının eylemleri nedeni ile zararın meydana gelip gelmediği bilirkişi heyeti tarafından müşahhas, somut ve denetime elverişli şekilde tespit edilerek davacının kusurlu olup olmadığı tespit edilmeli, davalının feshinin haklı olup olmadığı böylelikle ortaya konmalıdır. Zira, bu tip ihmali davranışların başkaları tarafından da işlendiği davacının iddiaları arasında yer almaktadır ve ayrıca dosya kapsamında ürün bedelerini uhdesine geçirerek suçu kasten işleyen kişinin eylemi de ileri sürülmektedir. Bu incelemeler yapılırken davalının davaya cevap dilekçesindeki, fesih yazısındaki, iç denetim raporundaki iddiaları, davacının işverene verdiği, gerekse dava dilekçesi ve diğer beyanlardaki iddiaları teker teker irdelenmeli davacının doğruluk ve bağlılığa aykırı davranıp, davranmadığı, güveni kötüye kullanıp, kullanmadığı belirlenmelidir. Eksik inceleme ile kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30/03/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.