Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/9903 E. 2017/9250 K. 30.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9903
KARAR NO : 2017/9250
KARAR TARİHİ : 30.05.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, haksız rekabetin tespitine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2000 yılından itibaren … Sigorta A.Ş. acentesi olarak sigorta alanında hizmet verdiğini, …, …, …’nın müvekkili şirketin kurulduğu tarihten itibaren davacı şirkette çalıştıklarını, …’in müvekkili şirkette müdür olarak uzun süre hizmet ettiğini, müvekkili şirketin Haziran 2004 tarihinden itibaren … A.Ş. acenteliği alarak bu şirket acentesi olarak da faaliyete başladığını, …’in müvekkili şirket ve yetkililer aleyhine personel ve müşteriler nezdinde konuştuğundan haberdar olmayan davacı şirket yetkililerinin …’in sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi, işleri savsaklaması, iş yerinde huzursuzluk çıkartması üzerine 18.07.2005 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, …’in işten çıkartılmasından bir ay sonra …’nın 31.08.2005 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, davalılar … ve …’in eşleri tarafından davalı…Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.nin kurulduğunu haricen öğrendiklerini, bir kısım müşterilerine poliçe teklifinde bulunarak TTK’nun 56.mad. ve 57/1-2-8 fıkraları hükümlerine göre haksız rekabette bulunduklarının öğrenildiğini ileri sürerek davalıların haksız rekabetlerinin tespit ve men’ine, haksız rekabet neticesi meydana gelen maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet nedeniyle uğradıkları zararların tespiti ile şimdilik 5.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. 11.05.2011 tarihli ıslah dilekçeyle 269.376.90 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, öncelikle müvekkillerinin davacı şirkette SSK’lı çalışan işçiler olduğunu, sektördeki çalışmalarının davacı şirketten çok öncesine dayandığını, BK.348 ve 349.maddeleri gereğince haksız rekabet yasağına ilişkin olarak bir taahhütte bulunmadıklarını, müvekkillerinin … Sigorta A.Ş.’nin 20.09.2005 tarihinde acentesi olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce verilen görevsizlik ilamı üzerine yaptığı yargılamada toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak “… önceden davacı şirkette çalışırken, bu şirketten 18.07.2005 ve 31.08.2005 tarihlerinde istifa ederek ayrılan davalılar … ve …’nın davacı şirketle aynı alanda faaliyette bulunan davalı şirkette münferit yetkili müdür olarak çalışmaya başladıkları ve davalı …’nın henüz iş sözleşmesi sona ermeden davacı şirkette çalışırken daha önceden tanıdıkları temlik eden davacı portföyündeki bir kısım müşterileri telefonla arayarak ve bizzat ziyaret ederek davalı şirket için daha iyi imkanlarla poliçe yapmayı teklif ettikleri ve bir kısım temlik eden davacı müşterileri için poliçe düzenledikleri, bu durumun TTK’nun 56.ve devamı maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğu, önceden temlik eden davacı şirket portföyünde iken sonradan davalı şirkete geçen müşteriler nedeniyle temlik eden davacı şirketin 66.983.64.TL maddi zarara uğradığı, temlik eden davacının bu alacağını temlik alan davacıya devrettiği, temlik sözleşmesinin dosyaya ibraz edildiği, davalıların temlik eden davacı ve ürünlerini karalayıcı yönde bir faaliyet ve beyanlarının bulunmadığı, bu nedenle somut olayda manevi tazminat istem koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Karar başlığında dava tarihinin18.01.2006 tarihi yerine 11/09/2014 tarihi yazılması mahallinde düzeltilebilir hata kabul edilmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3-4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 25. Maddesinde “Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.” kuralı mevcuttur.
Davacının talepleri arasında haksız rekabetin tespit ve önlenmesine ilişkin talebi de bulunmaktadır.
Nitekim bozma öncesi ilk kararda, bu talep yönünden “Davalıların haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesine,” yönünde hüküm kurulmuştur.
Buna karşın, Mahkemece davacının tespit ve önleme talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalıdır.
4-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık, davacının ticari itibarının sarsılması sebebi ile manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı konusundadır.
4721 sayılı T.MK.nun 24. maddesi “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karsı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır” şeklinde bir düzenlemeye yer vererek gerçek kişi veya tüzel kişi ayrımı yapmaksızın kişilerin kişilik haklarını hukuken koruma altına almıştır. Bir tüzel kişi yada bir kuruluşun sosyal değeri doğrudan ekonomik şöhreti ile de ilgilidir. Hukuken korunan kişinin kişisel yargısı değil; toplumun kişi hakkındaki objektif değer yargısıdır. Hukuki korumanın asıl amacı budur. Kuruluşun ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık onun kişisel değerleri içerisinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Tüzel kişilerin yada bir kuruluşun kişilik haklarının zarar görmesi halinde, kişilik haklarına saldırıda bulunan kişi veya kişilere karşı yetkili organları aracılığıyla, kişilik haklarında ortaya çıkan azalmanın giderilmesi için dava açabilmesi uygulama ve Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu, müşteri kaybına sebebiyet verdiği gerekçe ile maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, bu durumun kuruluşun saygınlık ve şöhretine etkisi irdelenmemiştir. Yukarıda yapılan açıklama kapsamında, özellikle kabul edilen haksız eylemler nedeniyle davacının müşteri portföyündeki kaybının boyutu ve bunun müşteri kitlesine ve şirketin saygınlığına etkisinin değerlendirilmesi gereklidir. Eksik inceleme ile manevi tazminat talebinin reddi yerinde değildir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.