YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10425
KARAR NO : 2017/8620
KARAR TARİHİ : 23.05.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin iş sözleşmesine haklı veya geçerli bir neden olmaksızın son verildiğini, ikale sözleşmesinin irade feshadı altında imzalatıldığını, matbu bir sözleşme olduğunu kaldı ki 5. paragrafında müvekkili dışında başka bir kişinin isminin yer aldığını ayrıca ikale sözleşmesinin 29.08.015 tarihinde değil 02.09.2015 tarihinde imzalatıldığını ileri sürerek; feshin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; işe iade davasının yaanın öngördüğü hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, iş sözleşmesinin ikale ile son bulduğunu, ikale teklifinin davacıdan geldiğini ve ikale sözleşmesinin de 29.08.2015 tarihinde imzalandığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı 30.08.2015 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin 31.08.2015 tarihinde sözlü olarak feshedildiğini, ikale sözleşmesinin 2 gün sonra 02.09.2015 tarihinde ibraname ve diğer belgelerle birlikte baskı altında imzalatıldığını ileri sürmüştür. Davalı ise 29.08.2015 tarihinde imzalanan ikale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin sonra erdiğini ve işe iade davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunmuştur. Işe iade davasının 30.09.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, ikale sözleşmesinin 29.08.2015 tarihinde imzalandığı, tanık beyanlarına göre iş sözleşmesinin fiilen Ağustos sonunda sona erdiğinin anlaşıldığı, Ağustos’un 29’u esas alınsa dahi. hak düşürücü sürenin ertesi günü 30 Ağustos’tan itibaren işlemeye başlayacağı, HMK 92/2 maddesi gereğince başladığı güne denk gelen tarihin 30 Eylül olduğu gerekçesi ile davanın süresinde açıldığı kabul edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 90. ve devamı maddelerinde sürelerin belirlenmesi, başlaması ve bitimi hususları düzenlenmiş olup, mahkemenin yukarıda belirtilen 1 aylık hak düşürücü sürenin bitimine dair gerekçesi yasanın düzenlemesine açıkça aykırıdır. Kanun koyucu tarafından işe iade davasının açılabilmesi için öngülen hak düşürücü süre ay olarak belirlenmiştir. HMK’nun 92. maddesinde ay olarak belirlenmiş sürelerde, son aya karşıklık gelen günün tatil saatinde sürenin biteceği açıkça ifade edilmiştir. Bu nedenle iş sözleşmesinin 29.08.2015 (ikale sözleşmesindeki tarih) tarihinde sona erdiğinin kabulü halinde, 1 aylık hak düşürücü süre 29.09.2015 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir. Bu tarihte yani 29.09.2015 tarihi de resmi tatil gününe denk gelmediğinden, iş sözleşmesinin 29.08.2015 tarihli ikale sözleşmesi ile sona erdiğinin kabulü halinde eldeki işe iade davasının süresinde açıldığından söz edilemeyecektir.
Yukarıda belirtildiği üzere davacı 30.08.2015 tarihine kadar iş yerinde çalıştığını ve iş sözleşmesinin 31.08.2015 tarihinde sözlü olarak feshedildiğini, ikale sözleşmesinin ise 02.09.2015 tarihinde ibraname ve diğer belgeler ile birlikte baskı altında imzalatıldığını ileri sürmektedir.
Davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı dava şartı olup, resen araştırılmalıdır.
Bu iddialar, dosyadaki bilgi ve belgeler ile birlikte bir değerlendirmeye tabi tutulmalı, tarafların diyecekleri sorulmalı ve gerekirse tanıklar yeniden dinlenerek davacının iş sözleşmesinin hangi tarihte son bulduğu ve buna göre işe iade davasının yasanın öngördüğü süre içerisinde açılıp açılmadığı somut olarak belirlenmelidir.
Ayrıca yerel mahkemece ikale sözleşmesi ile davacı işçiye kıdem ve ihbar tazminatları dışında makul bir yarar sağlanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine hükmedilmiş ise de; ikale sözleşmesinde, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi talebinin işçiden geldiği belirtilmiştir. Dairemiz yerleşik içtihatları gereğince, ikale icabının işçiden geldiği durumlarda makul yarar şartı aranmamakta olup, ikale sözleşmesinin iddia edildiği üzere baskı altına imzalanıp imzalanmadığı, hangi tarihte imzalandığı, ikale icabının gerçekte kimden geldiği gibi hususların da araştırılarak feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı da hiçbir kuşkuya yer bırakılmayacak şekilde tespit edilmelidir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.