Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/11534 E. 2016/17697 K. 11.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11534
KARAR NO : 2016/17697
KARAR TARİHİ : 11.10.2016

DAVA :Taraflar arasındaki, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ile ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalılar avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11/10/2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan …. ve ….. adına Avukat … geldi. Karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunu, davalılardan …. alt işveren diğer davalıların ise asıl işveren olduğunu, davacının davalı işyerinde 01/07/2009-31/01/2012 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız ve mesnetsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücret alacağının, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının, yıllık ücretli izin alacağının ve ücret alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalılar Cevaplarında Özetle:
Davalılar …. ve … vekili; davacının taleplerinin belirlenebilir olduğunu,bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkili şirketler ile davalılardan … arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının…. çalışanı olduğunu bu nedenle de davacının taleplerinden bu şirketin sorumlu olduğunu, davacının iş akdinin de tek taraflı olarak bu şirket tarafından feshedildiğini savunarak; davanın reddine karar verilmeisni talep etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkili şirket ile diğer davalı şirketler arasında 10.07.2009 tarihli İhale Şartnamesi,Yapım İşleri Şartnamesi ve Yapım İşleri Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme ile müvekkili şirketin Ulus-Savoy A+İstanbul Konutları projesinin inşaat işini üstlendiğini, davacının ücretlerinin de … tarafından ödendiğini, diğer davalıların da müvekkili şirketi ile birlikte sorumlu olduğunu, davacının herhangi bir alacağının olmadığını savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını ve
Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi gerektiği,
Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Aynı yasanın 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında, gerekçeli kararın, tehfim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Buna göre, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
10.04.1992 gün ve 1991/7  Esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da mahkemece duruşmada tefhim edilen hüküm özeti (kısa karar) ile gerekçeli kararın hüküm sonucunun (hüküm fıkrasının) çelişmesinin başlı başına bir bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.

Somut olayda, mahkemece duruşmada tefhim edilen hüküm özetinde;
“1) Davanın Kısmen Kabulü ile;
a) 5402,92 TL kıdem tazminatının, fesih tarihi olan 29/02/2012 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte,
b) 7658,28 TL ihbar tazminatının, 100,00 TL’lik bölümüne dava tarihinden, 7558,28 TL’lik bölümüne ıslah tarihi olan 09/06/2015 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,
c) Hakkaniyet indirimi yapılarak hesaplanan 16900,45 TL fazla mesai ücretinin, 100,00 TL’lik bölümüne dava tarihinden, 16800,45 TL’lik bölümüne ıslah tarihi olan 09/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte,
d) Hakkaniyet indirimi yapılarak hesaplanan 726,71 TL bayram ve genel tatil ücreti alacağının, 100,00 TL’lik bölümüne dava tarihinden, 626,71 TL’lik bölümüne ıslah tarihi olan 09/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte,
e) 2100,00 TL yıllık izin alacağının, 100,00 TL’lik bölümüne dava tarihinden, 2000,00 TL lik bölümüne ıslah tarihi olan 09/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,
f) 13.500,00 TL ücret alacağının, 100,00 TL’lik bölümüne dava tarihinden, 13400,00 TL lik bölümüne ıslah tarihi olan 09/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2) Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,” denmiştir.
Gerekçeli kararın hüküm sonucu ( hüküm fıkrasında) ise “1) Davanın Kısmen Kabulü ile;
a) 7475,78 TL kıdem tazminatının, fesih tarihi olan 31/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte,
b) 5260,65 TL ihbar tazminatının, 100,00 TL’lik bölümüne dava tarihinden, 5160,65 TL’lik bölümüne ıslah tarihi olan 09/06/2015 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,
c) Hakkaniyet indirimi yapılarak hesaplanan 14523,90 TL fazla mesai ücretinin, 100,00 TL’lik bölümüne dava tarihinden, 14423,90 TL’lik bölümüne ıslah tarihi olan 09/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte,
d) Hakkaniyet indirimi yapılarak hesaplanan 574,81 TL bayram ve genel tatil ücreti alacağının, 100,00 TL’lik bölümüne dava tarihinden, 474,81 TL’lik bölümüne ıslah tarihi olan 09/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte,
e) 9000,00 TL ücret alacağının, 100,00 TL’lik bölümüne dava tarihinden, 8900,00 TL lik bölümüne ıslah tarihi olan 09/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2) Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Kararın hüküm sonucu (hüküm fıkrası) bölümünde, duruşmada tefhim edilen kısa karardan farklı alacak miktarlarının hüküm altına alındığı ve yine fesih tarihininde kısa kararda farklı hüküm sonucunda farklı gösterildiği anlaşılmıştır.
Bu şekilde duruşmada tefhim edilen hüküm özeti ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. HMK.nun 297 ve 298/2. Maddesine aykırı olan kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.

F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davalılar yararına takdir edilen 1.350.00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.