YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12979
KARAR NO : 2018/21010
KARAR TARİHİ : 20.11.2018
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmesi, davacı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20/11/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 26.12.2009-31.01.2011 tarihleri arasında davalı şirketin Libya’daki şantiyesinde loder operatörü olarak aylık 1.700 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini ve işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile maaş, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; müvekkili şirketin hiçbir şekilde Libya’da doğrudan yürüttüğü herhangi bir faaliyeti olmadığını, müvekkili şirketin Libya’da davacıyı çalıştırmadığını ve davacının işvereni olmadığını, müvekkili hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacının Libya Cengiz Müteahhitlik ve Yatırım Ortak şirketinin işçisi olduğunu, yurtdışı şirkette çalışma nedeniyle uluslararası yetki itirazında bulunduklarını, söz konusu şirketin ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla söz konusu şirketten edinilen bilgilere göre hiçbir işçinin iş akdinin haksız ve usulsüz feshedilmediği gibi çalıştırılan tüm işçilerin varsa fazla mesai ücretleri dahil tüm alacaklarının ödendiğini, gerekli izinlerinin kullandırıldığını, Libya’da yaşanan savaş nedeniyle hiçbir şirketin iş yapamadığını, iş sözleşmesinin iç savaş ve mücbir sebeple sonlandığının kabulü ve bu doğrultuda hüküm tesis edilmesi gerektiğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Mahkemece kararın gerekçesinde; hafta tatili ve genel tatil alacaklarında, yurda giriş/çıkış kayıtlarıyla belirlenen çalışma süreleri ile ıslah sonrası yapılan zamanaşımı itirazı gözetilerek ve davacının aylık ücretinin 1.000 USD olduğunun kabulü ile yapılan ek hesaplamaya göre karar verildiğinin belirtilmesine karşın, hüküm altına alınan miktarların davacıya ait yurda giriş/çıkış kayıtlarının dosyaya girmediği tarihte düzenlenen (01.09.2015 tarihli Ek-1. Bilirkişi raporu) bilirkişi raporunda belirtilen tutarlara ait olduğu saptanmıştır.
Bu şekilde kararın gerekçesi ile hüküm sonucu arasında çelişki yaratılmıştır.
10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı HMK’nın 298. maddesi uyarınca, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki olması bozma sebebidir.
3- Mahkemece, davacının aylık ücretinin 1.000 USD olduğu kabul edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile davacının yaptığı iş ve banka hesabına yatan miktarlar dikkate alındığında, davacının iddia ettiği gibi aylık 1.700 USD ile çalıştığının kabulü gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
4- Mahkemece, iddia doğrultusunda davacının, 26.12.2009 tarihinden itibaren davalının Libya’daki işyerinde çalışmaya başladığı kabul edilmiştir.
Yurda giriş/çıkış kayıtları incelendiğinde, davacının ilk olarak 18.01.2010 tarihinde yurt dışına çıktığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından, yurt dışına çıktığı tarihten önce davalı nezdinde bir çalışma gerçekleştirdiği ispatlanamadığından, hizmet ilişkisinin 18.01.2010 tarihinde başladığının kabulü gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi de hatalıdır.
5- Davacı fazla mesai yaptığını, hafta tatillerinde ve genel tatillerde çalıştığını ileri sürerek alacak taleplerinde bulunmuştur.
Mahkemece, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmış; fazla mesai ücreti talebi ise davacı tanıklarının fazla mesai ücretlerinin ödendiği yönündeki beyanları ile banka kayıtlarından davacıya aylık 1.000 USD’nin üzerinde ödemeler yapıldığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
3 numaralı bozma bendi gereği, davacının aylık ücretinin 1.700 USD olduğunun kabulü gerekmektedir. Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, ücretinin ödendiğinin ispatı ise işverene aittir.
İşverenin, fazla mesai ücretlerinin ödendiğini yazılı delillerle kanıtlayamadığı dikkate alındığında, fazla mesai ücreti alacaklarının da hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, reddine hükmedilmesi hatalıdır.
6- Mahkemece; fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacakları hesaplanırken, bu alacakların fiili çalışmaya bağlı oldukları gözetilerek, yurda giriş/çıkış kayıtları doğrultusunda davacının davalıya ait yurt dışındaki işyerinde bulunduğu süreler dikkate alınmalı ve ıslaha karşı zamanaşımı def’i de değerlendirilerek, alacaklar hüküm altına alınmalıdır.
Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
7-Davacı iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürmüş, davalı ise Libya’daki iç savaş nedeni ile son bulduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iş sözleşmesinin tazminat ödemeyi gerektirmeyecek şekilde son bulduğunun işverence ispatlanamadığı gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatları hüküm altına alınmıştır.
Davacı tanığı Neşat, Libya’da iç savaş çıkması üzerine Türkiye’ye döndüklerini ve iş sözleşmelerinin sona erdirildiğini beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve özellikle davacı tanığının bu beyanı dikkate alındığında; fesih nedeni olan iç savaş halinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/III madde hükmünde belirtilen zorlayıcı sebep niteliğinde olduğu, bu durumda işçinin kıdem tazminatına hak kazanacağı ancak ihbar tazminatı hakkı bulunmadığından ihbar tazminatı isteğinin reddi gerekirken, Mahkemece hatalı değerlendirme ile ihbar tazminatının hüküm altına alınması da isabetsizdir.
8- Davacı, 2011 yılı Ocak ayı maaşının ödenmediğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının aylık ücretinin 1.000 USD olduğu ve ücretlerinin banka kayıtları ile ödendiği gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
3 numaralı bozma bendinde belirtildiği üzere, davacının aylık ücretinin 1.700 USD olduğunun kabulü gerekmektedir.
Ücretin ödendiğini ispat yükü işverene aittir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı işveren, davacının 2011 yılı Ocak ayı maaşını ödediğini ispat edememiştir.
Bu nedenle, davacının maaş alacağı talebinin de kabulü gerekirken reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.630.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, davacı yararına takdir edilen 1.630.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 20/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.