Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/1547 E. 2019/10591 K. 13.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1547
KARAR NO : 2019/10591
KARAR TARİHİ : 13.05.2019

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde işçi olarak 2.172,45 TL net ücret ile 01.03.2006 tarihinden iş akdinin taraflarınca haklı sebeple feshedildiği 25.07.2014 tarihine kadar çalıştığını, davacının yemek ve servis gibi ihtiyaçlarının işveren tarafından karşılandığını, 23.00-09.00 saatleri arası çalışmasından kaynaklanan fazla mesai ücretlerinin zamanında ve gereği gibi ödenmemesi, sosyal güvenlik primine esas ücretin SGK’ya eksik gösterilmesi, ücretin gereği gibi ve zamanında ödenmemesinden dolayı iş akdinin kendileri tarafından 25.07.2014 tarihinde haklı şekilde feshedildiğini iddia ederek, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iş bu davaya konu alacakların gerçekte belirli bir alacak olduğunu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden açılan kısmi davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacıya gerekli ödemelerin düzenli olarak yapıldığını, fazla mesai yapılırsa bunun ücret bordrosuna yansıtmak sureti ile ödendiğini, çalıştığı süre boyunca yıllık ücretli izinlerini kullandığını, 2010 yılı öncesine kadar davalı firmada asgari ücret ile çalışıp sigorta primlerinin ücreti üzerinden yatırıldığını, davacının 25.08.2014 tarihli ihtarnamenin tebliğinden önce başka bir işyerinde çalışmaya başladığının SGK hizmet dökümünden anlaşıldığını, ileri sürülen iddiaların ispatı mümkün olmayan ve iyiniyet barındırmayan iddialar olduğunu, bu minvalde kıdem tazminatının şartları oluşmadığından davacının kıdem tazminatı alacağı olmadığını savunarak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordro imzalı olsa da bordroda fazla mesai çalışmaları karşılığı ücret göstermelik ve sembolik olarak gösterilmiş ise, bu durumda da işçi tanıkla daha fazla mesai yaptığını kanıtlarsa, bu halde fark ücretleri hesaplanmalıdır. Başka bir anlatımla, işverence işçilerin fazla çalışma ücreti talep etmesine engel olacak şekilde sembolik fazla çalışma tahakkukları yapılırsa bu aylar fazla çalışma hesabından dışlanmaz ancak yapılan fazla çalışma ödemeleri tespit edilen fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı vekili tarafından temyiz dilekçesi ekinde davacıya ait ücret bordroları ve banka dekontları sunulmuştur. Dairemizin ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşik uygulaması gereğince, hakkı ortadan kaldıracak nitelikteki bu belgeler temyiz dahil her aşamada sunulabilir.
Dosyaya sunulan bordroların incelenmesinden; bir kısım bordrolarda davacı işçiye 1 ila 7,5 saat arasında değişen sürelerle fazla mesai karşılığı ücret tahakkuk ettirildiği görülmektedir. Mahkemece, davacının haftada 9 saat fazla mesai yaptığına yönelik yerinde olan tespiti dikkate alındığında işyerinde yapılan fazla mesainin bu aylarda tahakkuk ettirilenden çok daha fazla olduğu, tahakkukların sembolik ve kendini tekrarlayan şekilde gösterildiği anlaşılmaktadır. Gerçek durumu yansıtmadığı açık olan ücret bordrolarındaki kısmi tahakkuklara itibar edilerek ilgili aylardaki tüm fazla mesai alacaklarının işçiye ödendiği düşünülemez.
Bu nedenle Mahkemece, imzalı olan ve ihtirazi kayıt içermeyen bordrolarda 9 saatten daha az fazla mesai tahakkuk ettirildiği anlaşılan fazla mesai ödemelerinin (veya işçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda bankadan yapılan ödemeler) hesaptan mahsup edilmesi, haftada 9 saat ve üzerinde fazla mesai tahakkuk ettirilen dönemlerin bordroları imzalı ise hesaplamada dışlanması imzasız bordrolardaki ödemelerin ise mahsubu ile oluşacak sonuca göre davacının fazla mesai alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı vekili, temyiz dilekçesi ekinde davacıya ait izin belgeleri de sunmuştur. Hakkı ortadan kaldıracak nitelikteki bu belgelerin temyiz dahil her aşamada sunulabileceği Dairemizin ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşik uygulaması olduğundan, bu belgelerin incelenip değerlendirilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 13/05/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.