Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/15932 E. 2020/9473 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15932
KARAR NO : 2020/9473
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 22…..1998 tarihinde davalı işyerinde asistan olarak işe başladığını, 09.01.2014 tarihine kadar çalıştığını, … akdi sonlanmadan evvel operasyon bölümünde yönetmen olarak çalıştığını, çalışma süresi boyunca büyük özveri gösterdiğini, 2011 yılına kadar kimseyle bir sorun yaşamadığını, 2011 yılında … Şube Müdürünün kişisel kıskançlıkları ve Operasyon Bölüm Müdürünün tüm personel üzerinde kurduğu psikolojik baskı nedeni ile iki Şube Müdürleri’nden de baskı gördüğünü, bu baskılar nedeni ile sürekli ateş, çarpıntı meydana geldiğini, kalp spazmı geçirdiğini, psikolojisi bozulduğu için psikiyatra gitmek zorunda kaldığını, uyum bozukluğu tanısı konulduğunu, tüm sağlık sorunlarının en büyük nedeninin başta Operasyon Bölüm Müdürü olmak üzere üstlerinden gördüğü psikolojik baskı olduğunu, bu kişinin müvekkiline ve diğer çalışanlara, “salaklar, aptallar ordusu, geri zekalılar” şeklinde hakaret ettiğini, … Şube Müdürünün da bir çok defa masaları ve duvarları yumruklayarak müvekkiline bağırdığını, bir diğer Şube Müdürü’nün kendisine, “kılık kıyafetine dikkat et, burası …, müşterilerden geri bildirim yok, ancak akıllarda senin teşhirci olabileceğinin bile geçmesi beni deli eder” dediğini, tüm bu baskılara dayanamayarak … akdini feshettiğine dair … 3. Noterliği’nden ihtarname gönderdiğini beyanla, 1475 sayılı … Kanunu’nun 14. maddesi gereğinde 15 yıllık sigorta süresi ve 3600 gün prim ödeme sağladığı gerekçesi ile kıdem tazminatı ve sair alacakalarının ödenmesi gerektiğini bildirdiğini, kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin 53.454,77 TL kıdem tazminatından kaynaklı alacak miktarı hesaplanırken maaşı her ne kadar bordroda 4.070,58 TL olarak belirtilmiş ise de; kıdem tazminatında 2014 yılı uygulanacak yıllık tavan ücret olan 3.438,22 TL üzerinden hesaplama yapıldığını ve 53.454,77 TL sonucuna böylelikle varıldığını, haftalık ortalama 55-60 saat çalışıldığını, işe başlama saati 08.45 iken işin bitişinin saat 19.30 olduğunu, işten çıkış saatinin 20.00-20.30’a kadar sürdüğünün çok olduğunu, cumartesi ve pazar günleri fazla mesai yapmak zorunda kaldığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, dava açma tarihinden itibaren geriye dönük olarak 21.02.2009 tarihinden itibaren alacak talep edebileceğini, bu nedenle zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının kendi isteği ile istifa ettiğini, bu nedenle işten ayrılış bildirgesinde işten ayrılış kodu olarak “03” gösterildiğini, davacının emeklilik müracaatında bulunmadığını, davacının başka yerde çalışmak amacı ile işten ayrıldığını, nitekim işten ayrılışının akabinde başka bir işe de girdiğini, davacının gerçek iradesinin araştırılmasının gerektiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, işten ayrılacağını belirttiği fesih bildiriminde gösterdiği fesih bildirimine uygun hareket etmediğini, kendisine yapılan psikolojik baskı olmadığını, davacının subjektif ve kendi sağlığı ile ilgili konuları bahane ederek baskı altına alındığını iddia ettğini, fazla mesai talebinin yasaya uygun olmadığını, davacının yönetici olarak çalıştığını, 270 saati aşan mesaisi olmadığını, hizmet sözleşmesinde ücretin fazla mesai ücretlerini de kapsadığının yazılı olduğunu, davacının fazla çalışma yapmayı önceden kabul ettiğini, davacının çalışma saatlerinin 09.00-18.00, 1 saat ara dinlenmesi bulunduğunu, her gün l9.30-20.00’ye kadar çalışmasının bulunduğunu, haftada 55-60 saat mesai yapmasının fiziki olarak mümkün olmadığını, ayrıca davacının fazla mesaisi olsa dahi bu hususun işveren tarafından zorunlu tutulmadığını, davalı bankada prim usulü çalışıldığını, davacının hedef gerçekleştirme, gişe yönelimi, verimlilik ve risk yönetimi vb. kategorilerin toplamında puan topladığında prim aldığını, ayrıca müşteri doluluk oranına göre pupa primi almakta olduğunu, aldığı primlerin maaş bordrolarında belli olduğunu, davacının hafta sonu alacağının bulunmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının çalışma süresi hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığından; 22…..1998-09.01.2014 tarihleri arasındaki çalışma süresi; 15 yıl 6 ay 19 gün olduğu, ücret bordroları incelendiğinde, davacının maaşının 4.070,00 TL brüt olduğu, 2.909,64 TL net, 220,00 TL yemek parası ile birlikte, 4.290,58 TL, giydirilmiş brüt ücret olduğu, dosyada davacının 15 yıl ve 3600 gün prim ödeme şartlarının gerçekleştiğine dair Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan yazı alındığı, her ne kadar davacı, davalı bankadan ayrıldıktan sonra başka bir yerde işe başlamış ise de; Yargıtay uygulamasında, kişinin çalışma hakkının engellenmesinin mümkün olmayacağı yönündeki ilke kararları uyarınca ve madde metnindeki “kendi istekleri ile işten ayrılmaları halinde” şeklinde genel bir ifade kullandığından, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı kanaatine varıldığı, davacının aldığı maaşın kıdem tazminatı tavan miktarını aşması sebebiyle kıdem tazminatı hesabında 3.438,22 TL nazara alınarak bilirkişi tarafından yapılan hesaplama bazında kıdem tazminatı alacak talebinin kısmen kabulüne dair hüküm kurulduğu, fesih tarihi 09.01.2014 olarak kabul edildiği, davacının; 2014 Ocak ayında 1.379,22 TL PUPA primi, 2013 Aralık ayında 8,5 TL TBHS primi, 2013 Kasım ayında 1.744,40 TL PUPA primi, 2013 Kasım ayında 15,00 TL TBHS primi, 2013 Ağustos ayında 1.898,08 TL PUPA primi, 2013 Mayıs ayında 1.408,67 TL PUPA primi, 2013 Şubat ayında 2,001,73 TL PUPA primi, 2012 Kasım ayında 2,027,38 TL PUPA primi, 2012 Ağustos ayında 2.115,00 TL PUPA primi, 2012 Mayıs ayında 1.766,41 TL PUPA primi, 2012 Şubat ayında 1.816,07 TL PUPA primi, 2011 Kasım ayında 1.592J3 TL PUPA primi, 2011 Ağustos ayında 1.598,35 TL PUPA primi, 2011 Mayıs ayında 1.040,19 TL PUPA primi, 2011 Şubat ayında 909,57 TL PUPA primi, 2010 Kasım ayında 603,69 TL PUPA primi, 2010 Temmuz ayında 562,50 TL PUPA primi, 2010 Nisan ayında 546,05 TL PUPA primi, 2010 Ocak ayında 416,01 TL PUPA primi, 2009 Ekim ayında 303,12 TL PUPA primi, 2009 Temmuz ayında 660,44 TL PUPA primi, 2009 Mayıs ayında 794,84 TL PUPA primi, 2009 Şubat ayında 131,10 TL PUPA primi olmak üzere toplam 25.337,35 TL prim aldığı, yukarıda sayılan primler davacıya her halükarda ödenen değil performansına dayalı olarak verilen prim niteliğinde bulunduğundan, ödenen prim miktarının fazla mesai alacağını karşılayıp karşılamadığının araştırılması zorunluluğu olduğu, her ne kadar davacının çalışma süresi boyunca çalışma saatlerinin nasıl olduğu hususunda tanık beyanı bulunmasa da, davacının çalıştığı şubelere ait silah teslim tutanakları incelenmiş, davacının iddiası doğrultusunda davacı imzası olan günlerde fazla mesai yapıldığı, ancak silah teslim tutanakları davacı dışında bir çok kişi adına düzenlenmiş olduğundan, davacının tüm çalışma süresini tespit için yeterli olmadığı, ancak silah teslim tutanakları ve tanık beyanlarının davacının iddia ettiği gibi haftada 55-60 saat mesai yapıldığını doğruladığı, bu nedenle davacı beyanı doğrultusunda 60 saat mesai yapıldığının kabul edildiğini, 5 saat ara dinlenme süresi çıkarılıp haftada 55 saat mesai yapıldığı, 45 saat yasal çalışma süresi mahsup edildiğinde haftada 10 saat fazla mesaisinin bulunduğu, davacının haftada 10 saat fazla mesai yaptığı, genel tatil ve resmi tatilleri ile birlikte yıllık izin süreleri mahsup edilerek fazla mesai alacağının bilirkişi tarafından hesaplandığı, davacının fazla mesai alacağının 25.041,37 TL olarak tespit edildiği, Yargıtay kararları uyarınca fazla mesai alacağının prim alacağını karşılayıp karşılamadığı fazla mesai hesaplaması yapılırken dikkate alınması gerektiği, davacının dava tarihinden geriye dönük olarak beş yıl öncesinden başlamak üzere aldığı prim bedelinin fazla mesai alacağını karşılaması sebebi ile fazla mesai alacağı bulunmadığı kanaatine varılarak, fazla çalışma alacak talebinin reddine karar verildiği gerekçesi ile kıdem tazminatı talebinin kabulüne, fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri süresinde temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında fazla mesai ücretinin hesabı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Primli çalışmada fazla çalışma ücreti hesabı:
a-Ücret sadece primden oluşuyorsa:
Ücret sadece primden oluşuyorsa fazla çalışma ücreti ödenen primin saat ücretinin % 50 fazlasıyla ödenir.
b-Ücret, sabit ücret ile hedefe veya kotaya bağlı primden oluşuyorsa; Hedefe veya belli bir kotanın aşılmasına bağlı prim ödemesi uygulamalarında işçinin fazla çalışma ücreti sabit ücret üzerinden saat ücretinin % 150 fazlasıyla ödenir. Başka bir anlatımla bu tür prim ödemelerinin fazla çalışma ücreti hesabına bir etkisi bulunmamaktadır.
c-Ücret, sabit ücret ile satışa, sefer sayısına (v.s) bağlı primden oluşuyorsa;
Satışa, ürün miktarına, sefer sayısına veya gidilen kilometreye göre prim ödemelerinde ise sabit ücret üzerinden % 150 zamlı saat ücretine göre hesaplama yapılarak sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Ödenen prim miktarının % 50 zam kısmına göre de hesaplama yapılır ve her iki hesap yöntemi toplanarak fazla çalışma ücreti belirlenir.
Örneğin işçinin 3000 TL sabit ücret ve 1000 TL ortalama prim aldığı durumda 3000TL/225 saat x 1,5 x fazla çalışma saat sayısı = A şeklinde sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Aynı dönem için ödenen primlerin fazla çalışmanın zamsız kısmını karşıladığı kabul edilerek, prim tutarı için 1000 TL/225 saat x 0,5 x fazla çalışma saat sayısı = B hesabıyla prime düşen fazla çalışma ücreti belirlenir. A+B toplamı o dönem için hak kazanılan fazla çalışma ücretini belirler.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkeme gerekçesinde “Yukarıda sayılan primler davacıya her halükarda ödenen değil performansına dayalı olarak verilen prim niteliğinde bulunduğundan, ödenen prim miktarının fazla mesai alacağını karşılayıp karşılamadığının araştırılması zorunluluğu vardır. … prim bedelinin fazla mesai alacağını karşılaması sebebi ile fazla mesai alacağı bulunmadığı kanaatine varılarak, fazla çalışma alacak talebinin reddine” şeklinde açıklama yazılmıştır.
Dosya kapsamından davacının sabit ücretle çalıştığı ve çeşitli aylarda çeşitli adlar altında primler aldığı anlaşılmaktadır.
Ancak, davacıya ödenen primlerin hangisinin davacıya hangi koşullarda ödendiği, davacının performansına ne kadar ve ne şekilde bağlı olduğu, yukardaki hesaplama şekillerinden hangisinin uygulanması gerektiği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle dosya kapsamından, davacının aldığı prim türlerinin her biri için taraflardan, bu primlerin davacıya ödendiği tarihler itibari ile bu primlerin ödenme usul ve esasları, neye göre ödendiği, davacının performansına hangi durumlarda, ne kadar bağlı olduğu ya da hangi koşullara ne şekilde bağlı olduğu, nasıl belirlendiğine dair belgeler dosyaya celbedilmeli, bu hususlarda taraf tanıkları yeniden dinlenerek, primin hesaplanma şekli ve niteliği ayrıntılı olarak tespit edilmelidir. Ayrıca davacının günlük çalışma süresinin artışına bağlı olarak primin artıp artmadığı, işçinin haftalık normal çalışma süresinin üzerinde yaptığı çalışmanın artması halinde alacağı prim artmıyor ise bu primin fazla mesai ücreti hesabında etkili olmayacağı düşünülerek hesaplama yapılmalıdır.
Diğer yandan dosyada bulunan bilirkişi raporu denetime elverişsiz olup, ara dinlenmelerin nasıl hesaplandığı, açıklanmamış tanık beyanları, silah teslim tutanaklarında belirlenen hususlar somut olarak değerlendirilmemiştir. Davacının dosyaya sunulan bazı silah teslim tutanaklarında diğer görevli sıfatı ile imzası bulunmakta olup, çoğu tutanakta ise imzası bulunmamaktadır. Dolayısı ile silah teslim tutanaklarında davacının adı bulunan tutanaklarda belirlenen saatler dikkate alınmalı, ancak ismi ve imzasının bulunmadığı tutanak tarihlerinde davacının silah teslim saatine kadar çalışıp çalışmadığı tanık beyanları ile tespit olunmalı, tanıklara göre hesaplama yapılması gereken dönemlerde tanığın davacı ile birlikte çalıştığı dönemler gözetilerek hesaplama yapılmalı, davacının delili olan işe başlama saatine ilişkin elektronik postalar davacının hangi şubedeki çalışmasına ilişkin ise o dönem acısından değerlendirilmeli tüm deliller ayrıntılı olarak değerlendirildikten sonra fazla mesai alacağı konusunda sonuca gidilmelidir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 28/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.