Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/19354 E. 2017/13361 K. 14.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19354
KARAR NO : 2017/13361
KARAR TARİHİ : 14.09.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının, 27/03/2014 tarihli belirli süreli iş sözleşmesine istinaden davalı işyerinde genel müdür pozisyonunda çalışmaya başladığını, iş sözleşmenin 13. ayının sonunda haksız olarak feshedildiğini, feshe gerekçe olarak, 30/01/2015 tarihli gelir tablosu ile Şubat ve Mart aylarına ait gelir tablolarının gösterildiğini, savunmasının ise 21/04/2015 tarihinde alındığını iddia ederek; feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; davacının, belirli süreli iş sözleşmesi ile işveren vekili konumunda çalıştığını, bu nedenle işe iade davası açamayacağını, davacı ve yardımcılarının, işyeri performansı bakımından işverene verdiği taahhütleri yerine getiremediğini, davalı şirket tarafından yapılan feshin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davalı şirketin politika ve stratejilerinin yönetim kurulu tarafından belirlendiği, davacının işçi alım ve işten çıkarma konusunda sınırlı yetkisinin olduğu, feshe esas tenkit ve eksikliklerle ilgili olarak davacının icrai görevinin olmadığı, denetim yükümlülüğünün bulunduğu, görev yaptığı 2014 yılında şirketin üretimsel ve ticari performansının arttığı, mali yapısının bir önceki yılla benzer düzeyde olduğu, davacının yapmış olduğu ticari faaliyetleriyle şirketi ihmalen veya kasten zarara uğrattığına ilişkin belge olmadığı, şirket zararının somutlandırılmadığı, dolayısıyla feshin haklı nedenlere dayanmadığı, davalı işverenin fesihte ölçülülük ve feshin son çare olma ilkelerine de uymadığı, yapılan feshin geçersiz olduğu kanaatine varılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir. Bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız).
Somut uyuşmazlıkta; davalı … Su ve Su Ürünleri Gıda Tur. San. ve Tic. A.Ş. dosyadaki ticaret kayıtlarına göre ve organizasyon şemasına göre, işletme düzeyindedir. İşletme düzeyinde işveren vekilinin işe alma ve işten çıkarma yetkisinin bulunmasına gerek yoktur. İşletmeyi sevk ve idare eden durumunda ve görevi “genel müdür” olan davacı, işveren vekili konumundadır. İş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı açıktır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca, Dairemizce davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
F) Hüküm:
Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davacı işveren vekili olup iş güvencesi hükümlerinden yaralanamayacağından, DAVANIN REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.050.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, Kesin olarak 14.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.