Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/20750 E. 2016/14813 K. 21.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20750
KARAR NO : 2016/14813
KARAR TARİHİ : 21.06.2016

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı şirketin aynı iş kolunda kurulu toplam 7 işyerinin bulunduğunu, dava konusu yetki tespit tarihinde işyerlerinde toplam çalışan işçi sayısının 176 olduğunu, 6356 sayılı Kanunun 41. maddesi uyarınca işletme tipi toplu iş sözleşmesi için aranması gereken nisabın %40 olduğunu, bu nedenle işçi sendikasının işletmeye dair işyerlerinde 176 x 0,40 =70 üyesi olması gerektiğini, oysa Bakanlıkça verilen işletme tipi … yetki belgesinin davalı işçi sendikasının 2 işyerinde 51 üyesi olduğu ve bu şekilde gerekli çoğunluğu sağladığı gerekçesiyle verildiğini, davalı T.C. … tarafından diğer davalı… Sendikasına verilen yetki tespit belgesinin 6356 Sayılı Kanunun amir hükümlerine (işyeri ve yeterli üye sayısı açısından) aykırı olduğunu iddia ederek, Bakanlık tarafından verilen işletme tipi yetki belgesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalılar Cevabının özeti:
Davalı T.C. … vekili, davalılardan … İş Sendikasının adı geçen işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmak için 28/01/2013 tarihinde başvuruda bulunduğunu, başvuru tarihi itibariyle söz konusu işyerlerinde 112 işçinin çalıştığını, bunlardan 51 işçinin … İş Sendikasına üye olduğunun tespit edildiğini, buna ilişkin yetki tespit yazısının taraflara gönderildiğini ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … İş Sendikası vekili, davanın süresinde açılmadığını, usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sigorta bildirgelerindeki işyeri sicil numaralarından anlaşıldığı üzere davacı şirkete ait işyerlerinden sadece 2 tanesinin gıda işkolunda olduğunu, diğer işletmelerin farklı işkollarında olduğunu, bu hususun işveren ve bakanlık kayıtlarından anlaşılacağını, ayrıca davacının kendi işyerlerini farklı işkollarında kaydettirdiğini ve şimdi bu işyerlerinin gıda işkoluna dahil edilmesini talep etmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Mahkemenin ilk kararı Dairemizin 2014/29756 esas 2014/30769 karar sayılı ilamı ile özetle ve sonuç olarak, “Somut olayda temel problem davacının tespit dışı bırakıldığını ileri sürdüğü işyerlerinin de tespit yapılan ve işletme oluşturduğunun kabulüyle yetki tespitine konu edilen işyerleriyle birlikte işletme oluşturup oluşturamayacağıdır. Mahkemece davacı…. A.Ş.’nin… …. ve ….adreslerinde faaliyet gösteren şube işyerlerinin işkolu bildirimini hangi tarihte yaptığının bildirilmesi istenilmiş; müzekkere cevabı ekinden gönderilen işyeri bilgilerinde bir kısım iş yerinin taşımacılık iş kolunda bildirildiği , bu bildirimlerin hangi tarihte yapıldığı açıklanmadığından yargılamada ileri sürülen 17.04.2008 tarihli iş kolu tespitinden önce mi, sonra mı, yapıldığı anlaşılamamıştır.Bu işyeri bildirgelerinde ve işkolu tespit kararında yer alan B.M Dosya numaraları karşılaştırıldığında mahkemece yetki tespitine dahil edilen işyerlerine ait B.M Dosya numaralarıyla aynı olmadığı ; adres bilgilerinin ise aynı olduğu gözlemlenmiştir.6356 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca işkolu tespit süreci işletilmediği sürece işyerinin girdiği işkolu sosyal güvenlik kayıtlarındaki koddan hareketle belirlenecektir. Mahkemece öncelikle 2008 yılına ait işkolu tespit kararından sonra yapılmış bir bildirim olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı; 2008 yılına ait işkolu tespit kararına ilişkin evraklar getirtilerek; davacının ….‘de yer alan işyerlerine ilişkin…. kayıtları, ticaret sicil kayıtları, ana sözleşme ile işyerlerindeki organizasyonu ve varsa işyerlerinin birbirleriyle ilgilerini gösterir yönetsel belgeler dosya kapsamına dahil edilmeli, burada yapılan işlerin bağımsız nitelikte olup olmadığı , sonucuna göre ortada tek bir işyeri ve ona bağlı yer mi, birden fazla işyeri mi olduğu, birden fazla işyeri mevcut ise bunun toplu iş hukuku anlamında aynı işkolunda yer alan işyerlerinden oluşan bir işletme mi olduğu, eğer işletme söz konusu ise bunun merkezinin neresi olduğu ortaya konulduktan sonra yetkili mahkeme olunup olunmadığı belirlenmelidir. Bu noktada gerekirse keşif ve bilirkişi deliline de başvurularak sonuca gidilmelidir.”gerekçesiyle bozulmuştur.
D) Yerel Mahkemenin 2014/635 E. 2015/489 K. sayılı Kararının Özeti:
Mahkemece, dava konusu işyerlerinde 28.01.2013 tarihi itibari ile çalışan işçi sayısı ile sendika üyesi işçi sayısının…. 50, …. 1, …. 0, … 1,… ve… 0 olmak üzere toplam 52 olduğu, ….kayıtlarına göre ….de 100, …. 10, …. 9, … 5,…. 31,… 4 olmak üzere toplam 159 işçi bulunduğu,bu durumda sendikalı oranı %32,70 olduğu, 17.04.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan İşkolu tespit kararında…. adreslerinde faaliyet gösteren şube işyerlerinin sayıldığı, tespit kararının sadece bu işyerlerine münhasır verildiği ve sadece bu işyerlerinin gıda işkolunda ve işletme düzeyinde olduğu kabul edildiği takdirde dahi; bilirkişi raporunda belirtiliği üzere 136 çalışan 51 sendika üyesi işçi bulunacağından bu durumda dahi %37,50 oranında sendikalı işçi bulunduğu ve bu şekilde davalı … İş Sendikasının 6356 sayılı yasanın 41.maddesinde düzenlenen “başvuru tarihinde çalışan işçilerin işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması” koşulunu taşımadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı Bakanlık tarafından diğer davalı … İş Sendikası Genel Başkanlığına verilen 68656013/103.02.2541 sayılı 04/02/2013 tasdik tarihli yetki belgesinin iptaline karar verilmiştir.
E)Mahkemenin ikinci kararı Dairemizin 2016/1338 esas 2016/2358karar sayılı ilamı ile özetle ve sonuç olarak, “Dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin merkez işyerinin…. olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece öncelikle davacı şirkete ait 7 işyerinin tamamına ilişkin …. kayıtları, ticaret sicil kayıtları, ana sözleşme ile işyerlerindeki organizasyonu ve varsa işyerlerinin birbirleriyle ilgilerini gösterir yönetsel belgeler getirtilmeli, bundan sonra özellikle….’da bulunan işyerinin yapısı üzerinde durulmalı, burada yapılan işlerin bağımsız nitelikte olup olmadığı ile söz konusu işyerinin şirket merkezi olarak adlandırılmakla beraber irtibat bürosu gibi faaliyette bulunup bulunmadığı, diğer işyerlerine ilişkin iş ve işlemler yapılıp yapılmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre ortada tek bir işyeri ve ona bağlı yer mi, birden fazla işyeri mi olduğu, birden fazla işyeri mevcut ise bunun toplu iş hukuku anlamında aynı işkolunda yer alan işyerlerinden oluşan bir işletme mi olduğu, eğer işletme söz konusu ise bunun merkezinin neresi olduğu ortaya konulduktan sonra iptali istenen yetki tespiti hakkında değerlendirme yapılmalıdır. Bu noktada gerekirse keşif ve yeniden bilirkişi deliline de başvurularak sonuca gidilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
F) Yerel Mahkemenin 2016/286 E. 2016/531 K. sayılı Kararının Özeti:
Mahkemece, bozma ilamına karşı mahkemenin 13/11/2015 tarih 2014/635 Esas 2015/489 Karar sayılı kararında direnilmesine karar verilmiştir.
G) Temyiz:
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
H) Gerekçe:
Açılan dava 6356 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 43.maddesi uyarınca yetki itirazı davasıdır. Sözü edilen Kanunun m.43/3 hükmünde, “mahkemenin kararı temyiz edildiği takdirde, kararın Yargıtay tarafından on beş gün içinde kesin olarak karara bağlanacağı” belirtilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 18.11.2011 tarih 2011/9-347 E. 2011/311 K. sayılı ve 13.03.1985 gün 1984/9-834 E. ve 1985/201 K. sayılı kararlarında da, benzer konu ele alınmış, 2822 sayılı Kanunun 15. maddesinde yer verilen “Yargıtay’ca … kesin karara bağlanır.” hükmü ile yasa koyucunun burada bozma kararına karşı direnme yolunu kapamayı amaçladığının vurgulandığına işaret edilmiştir.
Hal böyle olunca, Yargıtay Özel Daire kararının kesinliğinden maksadın, mahkemece bu karara karşı direnilemeyeceği, olduğunun kabulü gerekir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2004 gün ve 2004/9-510 E., 2004/557 K.; 08.12.2004 gün ve 2004/9-654 E.,2004/664 K.; 21.09.2005 gün ve 2005/9-474 E.,2005/510 K.; 23.11.2005 gün ve 2005/9-579 E.,2005/648 K.; 12.04.2006 gün ve 2006/9-211 E., 2006/195 K.; 18.10.2006 gün ve 2006/9-621 E.,2006/673 K.; 03.12.2008 gün ve 2008/9-716 E.,2008/726 K.; 27.01.2010 gün ve 2009/9-592 E., 2010/35 K.; 24.02.2010 gün ve 2010/9-33 E. 2010/105 K sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Açıklanan nedenlerle; kesin nitelikteki bozma kararına direnilmesine yasal olarak olanak bulunmadığı ve uyulması gerektiği halde, Dairemizce verilen araştırmaya yönelik bozma kararına karşı yerel mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi hatalı isede bu hususda karar verme görevi HGK.na ait olduğundan dosyanın HGK.na gönderilmesi gerekmiştir.
Kaldı ki, Dairemizin araştırmaya yönelik bozma gerekçesinde, davacı şirkete ait işyerlerinin tek bir işyeri mi, bağlı işyeri mi ya da işletme mi oluşturduğunun belirlenmesi gerektiği, buna göre yetkili mahkemenin tespit edileceği de belirtilmiştir. Belirtmek gerekir ki, 6356 sayılı Yasa’nın yetkiye ilişkin hükümleri kamu düzeninden olup, mahkemece resen dikkate alınmalı, davacı şirketin işyerlerinin, işyeri ya da işletme düzeyinde kabul edilip edilmemesine göre tespit edilen yetkili mahkemenin başka yer iş mahkemesi olduğunun anlaşılması halinde, mahkemece yetkisizlik kararı verilmelidir.
I) Sonuç:
Dava dosyasınını öncelikle “kesinlik” açısından değerlendirilmesi için HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, 21/06/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.