YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21801
KARAR NO : 2020/7849
KARAR TARİHİ : 15.09.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 10.01.2010- 08.08.2013 tarihleri arasında sevkiyat ve araştırma bölümünde çalıştığını, haftanın 6 günü 08:30-21:00, 22:00 arası çalıştığını, yarım saat yemek molası verdiğini, iş yerinde parmak okuma cihazı olduğunu fakat görevi sebebiyle çoğu zaman iş yerine dönüş yapamadığından cihaza parmak okutmak suretiyle çıkışını gerçekleştiremediğini, dini bayramların 1. günü tatil olduğunu diğer günlerde çalıştığını, resmi tatillerde aynı şekilde çalıştığını, 15 gün izin kullandırıldığını, maaşının geç yatırıldığını, çalıştığı şubenin sürekli değiştirildiğini, en son Şirinevler şubesinde çalıştırıldığını, ödenmeyen 3 aylık maaşının kendisine ödeneceği belirtilerek hiçbir gerekçe gösterilmeden bir takım belgeler imzalatılarak iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil alacağı, yıllık izin alacağı, fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 23.02.2010 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile lojistik elemanı olarak Evve Dayanıklı Tüketim Malları Teks. San. Tic. Ltd. Şti.’nde çalışmaya başlayarak 01.05.2013 tarihli iş sözleşmesinin devri sözleşmesi ile Evve Dayanıklı Tüketim Malları Mağazacılık San. Tic, Ltd Şti. de çalışmaya devam ettiğini, bildirdiği tanıkların husumetli olduğunu, davacının şube dışında çalıştığından sabah için parmak izi olup; akşamları olmadığını, davacının çalıştığı genel tatil günlerine ilişkin ücretlerin ödendiğini, fazla mesai ücretlerinin ödendiğini, bordrolarla sabit olduğunu, maaş ve sigortasının ödendiğini, yıllık izinlerini kullandığını, 24.07.2013 tarihinde haklı sebep göstermeden istifa ettiğini savunarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti :
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının kullandırılmayan izin sürelerine ait alacağının bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki, davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı yönündeki tespite dayalı olarak yapılan hesaplama doğrultusunda yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmiş ise de, dosya içeriğinde davacı ve birim amiri/ insan kaynakları müdürü imzalarını taşıyan “Yıllık İzin Formu” başlıklı, 29/08/2011-17/09/2011, 09/07/2012-25/07/2012 ve 08/07/2013-23/07/2013 tarih aralıklarını kapsayan üç adet belge bulunmaktadır. Buna göre dosya içerisindeki yıllık izin formlarının değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme suretiyle karar verilmesi hatalıdır.
3- Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İş yerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, dosyaya içeriğindeki ücret bordrolarının incelenmesinde, 2010-2011-2012-2013 yıllarına ait bir kısım bordroların imzasız ve fazla çalışma tahakkuku içerdiği, bir kısım bordroların imzalı ve fazla çalışma tahakkuku içermediği, bir kısım bordoların ise imzalı ve fazla çalışma tahakkuku içerdiği görülmüştür. Bilirkişi raporunda, davacının banka hesap dökümü getirtilerek karşılaştırma yapılmadan bordroların çoğunda imza bulunduğu ve fazla çalışma tahakkuku içerdiğinden bunun dışında kalan dönemin irdelendiği belirtilerek hesaplama yapılmış ise de hangi ayların dışlandığı denetlenebilir değildir.
Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, davacıya ait banka kayıtları da getirtilerek, yapılacak karşılaştırma ile bordrolardaki imzalı fazla çalışma tahakkuku bulunan aylar dışlanmalı, bunun dışında kalan süreler için fazla çalışma ücreti hesaplanmalı, hesaplanan fazla çalışma ücretinden imzasız fazla çalışma tahakkuku bulunan bordrolardaki ödendiği anlaşılan fazla çalışma ücretleri mahsup edilerek ve usuli kazanılmış hak da gözetilmek suretiyle bakiye fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmalıdır.
4- Islaha karşı zaman aşımı def’i değerlendirilirken fazla mesai ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti yönünden Mahkemece yapılan hesaplama denetime elverişli bulunmamaktadır. Bu hususta da yeniden denetime elverişli rapor düzenlenerek sonuca gidilmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.