YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21956
KARAR NO : 2016/16502
KARAR TARİHİ : 22.09.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ilave tediye ücreti, ikramiye, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalı nezdinde 1979 – 2007 yılları arasında çalıştığını, bu çalışmasını aralıksız ve kesintisiz olmak üzere sürdürdüğünü, hizmetine ilişkin bildirimlerin … (…)’ na eksik yapıldığını, bu günlerin ücretlerinin ve diğer haklarının da ödenmediğini, davalı kurumda sendika ve toplu iş sözleşmesi bulunduğunu, davacının…’den yararlandığını, her yıl verilen iki ikramiye ve 3 ilave tediye ücretinin ödenmediğini, kıdem tazminatının … gereği her yıl için 35 günlük ücretten ve fiili çalışmasına göre hesaplanması gerektiği halde böyle yapılmadığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, yıllık izin ücretlerinin yanlış hesaplandığını, yıllık izin sürelerinin ve ücretlerinin…’ ne göre daimi işçiler için belirlenen sürelere göre hesaplanması gerektiğini, günlük en az 5 saat fazla mesai yapmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, bunların da yine…’ ne göre hesap edilerek ödenmesi gerektiğini, pazar günleri ve resmi tatillerde de çalışma yapıldığını, ücretinin ödenmediğini iddia ederek fark kıdem tazminatı ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında davacının 1979-2007 yılları arasında mevsimlik işçi pozisyonunda çalıştığını,…’in 25. maddesinin b bendine göre mevsimlik işçilerin işverence işin niteliği itibariyle mevsimlere bağlı olarak yıl içinde ancak belirli zamanlarda, belirli sürelerle veya yıl içinde periyodik olarak belli zaman ve belli sürelerle çalıştırılmak üzere süreli veya adam/ay hesabına göre bütçe kanunlarınca vizesi alınmış işçiler olduğunu, idarece adam/ay ne kadar verilirse ona göre mevsimlik işçi çalıştırıldığını, idarece adam/ay ve ödenek bittikçe mevsimlik işçilerin iş akdinin askıya alındığını, iş mevsimi açıldığında yine iş akitleri imzalanarak sigorta girişlerinin yapıldığını, davacının da kesintisiz değil iş akdinin askıya alındığı sürelerin dışında idarelerinde görev yaptığını, davacının çalıştığı gün kadar sigorta priminin eksiksiz ödendiğini, herhangi bir dönemde sigortasız olarak çalıştırılmadığını, davacının kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının da eksiksiz ödendiğini, fazla mesaisinin olmadığını, resmi tatillerde çalıştırılmadığını, kıdem tazminatı alacağının 10 yıllık, diğer ücret alacaklarının da 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, idarelerinde mevsimlik işçilerle ilgili olarak müfettiş görevlendirildiğini, müfettiş raporunda işçilerin mevsimlik işçi olarak çalıştırıldığı ve akitlerin askıya alındığı dönemde çalıştırılmadıklarının yazılı olduğunu, müfettiş raporlarının güçlü delil olduğunu ve tanık ifadeleriyle çürütülemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemenin önceki kararının Dairemizin 02.07.2012 Gün, 2011/42123 Esas, 2012/25308 Karar sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kıdem tazminatı hesaplamasında kıdem tazminatı tavanının aşılıp aşılmadığı noktasındadır.
1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde, “Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı….Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” şeklinde kurala yer verilmiştir. Belirtilen üst sınır, “genel tavan” olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da … Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir.
Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır. Önelli fesih halinde önelin son bulduğu tarih tavanın tespitinde dikkate alınır. İstirahat raporu içinde iş sözleşmesinin işverence feshi halinde ise, rapor bitimi tarihi feshin yapıldığı tarih sayılacağından, bu tarihteki tavan gözetilmelidir. İşverence ihbar öneli tanınmaksızın işçinin iş sözleşmesinin feshine rağmen ihbar tazminatının ödenmemiş olması durumunda, önel süresi içinde meydana gelen tavan artışından işçinin yararlanabileceği Dairemizce kabul edilmektedir (Yargıtay 9.H.D. 13.4.1998 gün 1998/4280 E, 1998/6443 K.)
İşçinin işe iade kararı üzerine süresi içinde başvurmasına karşın, işverence işe başlatılmaması halinde, fesih işe başlatmama tarihinde gerçekleşeceğinden, kıdem tazminatı tavanı işe başlatmama tarihine göre belirlenmelidir.
Mevsimlik işlerde, işçinin iş sözleşmesinin mevsim sonu itibarıyla feshedilmesi halinde kıdem tazminatı tavanı anılan fesih tarihine göre belirlenmelidir. Ancak, mevsim sonunda fesih yerine iş sözleşmesinin askıya alındığı durumlarda, yeni sezon çalışma süresinin başlangıcında işçinin işe çağrılmaması halinde, iş sözleşmesi işe çağrılmamak suretiyle feshedilmiş sayılacağından işe çağrılması gereken tarihteki tavan gözetilmelidir.
İşçinin fesih tarihinde raporlu olmasına rağmen iş sözleşmesinin feshedildiği bildirilmişse, fesih sonuçlarını doğurur ve feshin gerçekleştiği andaki kıdem tazminatı tavanı gözetilir.
Özel tavan ise 1475 sayılı Kanunun 14/6 maddesinde öngörülmektedir. Buna göre, işçinin iş sözleşmesinin yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanması ve… tabi olarak hizmetlerinin bulunması durumunda, son kamu kurumu işverenince … tabi hizmetleri için ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı, anılan kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı geçemez. Bir başka anlatımla işçiye ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı o işçinin … tabi hizmetleri karşılığında kendisine ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesini aşamaz. Bu özel tavan, işçinin yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihi esas alınarak belirlenir. Dairemizin istikrar kazanmış olan uygulaması bu doğrultudadır (Yargıtay 9.HD. 27.3.2006 gün 2005/29328 E, 2006/7379 K.).
Kıdem tazminatının tabanını 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinde öngörülen her yıl için otuz günlük ücret oluşturur. Aynı maddede otuz günlük sürenin hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine olarak arttırılabileceği öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununun yürürlülüğü öncesinde, 1475 sayılı Yasanın 98/D maddesi uyarınca, kıdem tazminatının yasaya aykırı olarak ödenmesi cezai yaptırıma bağlanmıştı. Sözü edilen hüküm 4857 sayılı İş Kanunu döneminde yürürlükten kaldırılmış olsa da, tavanı öngören 14 üncü madde halen yürürlüktedir. Buna göre kıdem tazminatı tavanını öngören kuralın mutlak emredici olduğu kabul edilmelidir. Öğretide kıdem tazminatı tavanını bertaraf eden sözleşme hükmünün batıl olduğu görüşü ileri sürülmüştür …, …: İş Kanunu Şerhi, 2. Baskı … 2006 s. 2486; …İş Hukuku, 3. bası, … 2008, s. 838; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri, 21.bası, s. 316. ; …: Kıdem Tazminatı Tavanının…, Sicil, Sayı 12, s. 44).
Dairemizce de kıdem tazminatı tavanının yasada emredici şekilde düzenlendiği ve işçi yararına olsa da tavanı arttıran ya da tümüyle ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak yasayla aksine imkan veren hallerde tavanın aşılması, geçersizlik sonucunu doğurmaz. Örneğin 22.10.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5004 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinde, bazı kurumlar yönünden belli bir süre içinde kendi isteği ile işten ayrılacak olanlara ve işverence iş sözleşmesi belli bir zaman dilimi içinde feshedilmiş olanlara kıdem tazminatının %20 fazlasıyla ödeneceği kurala bağlanmış olmakla, % 20 fazlasıyla ödeme yönünde açık kural sebebiyle kıdem tazminatının aşıldığı sonucuna varılamaz. Yine, 406 sayılı Yasanın geçici 4 üncü maddesine göre, kıdem tazminatının % 30 fazlasıyla ödeneceğine dair kurallar kıdem tazminatı genel tavanının uygulanmasının istisnasını oluşturur.
Bununla birlikte, işçinin 5434 sayılı Yasaya tabi hizmetlerinin tamamı için kıdem tazminatı ödeneceğini öngören yasa, ya da sözleşme hükümleri 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinin altıncı fıkrasındaki özel tavanı bertaraf etmez. 4673 sayılı Yasanın geçici 3 üncü maddesinde, 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak çalışıp da iş mevzuatına tabi statüye geçmiş yada geçecek olanların iş akitlerinin, kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesi halinde, Türk Telekomda ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödeneceği kuralı getirildiğinden, Dairemizce işçinin ilgili kurum ile diğer kamu kurumlarında geçen hizmetlerinin kıdem tazminatı yönünden birleştirilmesi gerektiği kabul edilmiş, ancak 5434 sayılı Yasaya tabi dönemin 1475 sayılı Yasanın 14/6 maddesindeki özel tavana göre hesaplanması gerektiği sonunca varılmıştır ( Yargıtay 9.HD. 8.4.2003 gün 2002/21820 E, 2003/5911 K.).
Somut uyuşmazlıkta; mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda davacı işçinin kıdem tazminatına esas günlük giydirilmiş brüt ücretinin 61,81 TL, aylık ise 61,81×30 = 1.854,30 TL olduğu ancak toplu iş sözleşmesindeki hüküm uyarınca 35 gün üzerinden hesaplanacağı belirtilerek kıdem tazminatı hesaplanmış ve davacıya ödenen miktar çıkarılarak fark kıdem tazminatına hükmedilmiş ise de, fesih tarihi itibariyle kıdem tazminatına esas ücret tavanı 1.960,69 TL. olup, davalı işveren tarafından davacıya kıdem tazminatı tavanı gözetilerek ödeme yapıldığı anlaşıldığından kıdem tazminatı alacağının reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3- Hükme esas bilirkişi raporunda 2006 yılına ilişkin ilave tediye hesaplamasında ödemeye ilişkin bordronun sunulmadığı belirtilerek hesaplama yapılmış ise de, davalı tarafından bilirkişi raporuna yapılan itiraz sırasında bir kısım bordroların sunulduğu, ancak bu belgelerin değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece söz konusu belgeler ve davacının banka hesap ekstresi karşılaştırılarak uyumlu olup olmadığı ve ödeme bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
4- Dava tarihinin 21.02.2008 olmasına rağmen karar başlığında dosyanın bozmadan sonra UYAP’ a kayıt tarihinin bir tarihin yazılması da isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.