Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/22306 E. 2020/7784 K. 15.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/22306
KARAR NO : 2020/7784
KARAR TARİHİ : 15.09.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde imalat operatörü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğini, fesihten sonra devamsızlığa dair tutanaklar tutulduğunu, davacının aylık ücretinin deneme süresinde 900 TL daha sonra 1.300 TL olarak kararlaştırılmasına rağmen işverence önce 1000 TL, son olarak 1250 TL ücret ödendiğini beyan ederek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı hakkında işyerinde huzursuzluk yaratması nedeniyle 24/04/2014 tarihli tutanağın düzenlendiğini, davacının bu tutanaktan sonra 28/04/2014 tarihi itibariyle işyerini terk ettiğini, sonraki günlerde de işe devam etmemesi üzerine devamsızlık tutanakları düzenlendiğini, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, davacının fazla çalışma yapmadığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının aylık ücreti taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı dava dilekçesinde aylık ücretinin deneme süresi içinde 900 TL, deneme süresinin bitiminde ise 1.300 TL olarak kararlaştırılmasına rağmen işverence kendisine önce 1000 TL, son olarak 1250 TL ücret ödendiğini ileri sürmüştür. Mahkemece davacının son ücretinin 1.250 TL olduğu kabul edilerek hesaplanan alacaklar hüküm altına alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının son ücretinin 1.250 TL, önceki dönem ücretlerinin ise 1.000 TL ve 900 TL olarak belirlendiği görülmektedir. Yargılama sırasında dinlenen tek davacı tanığı “…çıkarıldığımızda 1000 TL maaş alıyorduk, zam yapılması gerekiyordu, o ay tüm çalışanlara %25 zam yapıldı. Bu zammı alamadan çıkarıldık.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanığın davacının fiilen aldığı son ücretin 1.000 TL olduğuna yönelik anlatımı karşısında, davacının ücrete ilişkin iddiasını ispat edemediği açıktır. Diğer taraftan davacının haksız fesih tarihi itibariyle (veya davacıya kullandırılmayan bildirim süresi içinde) tüm çalışanlara zam yapıldığı halde, kendisinin bu zamdan yararlanamadığına yönelik iddiası olmadığı gibi, dosya kapsamında bu yönde somut bir delil de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca salt davalı tarafın davacının iddia ettiği ücrete itiraz etmemiş olması, ücretin 1.250 TL olarak kabulü için yeterli bir sebep değildir. Davacının fesih tarihindeki son aylık ücretinin 1,000 TL olduğunun kabulü gerekirken, ispat edilemeyen 1.250 TL ücret esas alınarak hesaplama yapılması hatalıdır. Davacının son ücretinin 1.000 TL olduğu kabul edilmeli, önceki dönem ücretleri de dava dilekçesindeki beyanı ve kabul edilen son ücret miktarı dikkate alınarak yeniden belirlenmelidir.
3-Fazla çalışmanın ispatı ile fazla çalışma ücretinin hesaplanması bir diğer uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
4857 sayılı İş Kanununun 41 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıdır. İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, sadece kalan yüzde elli kısmı ödenir.
Kanunda öngörülen yüzde elli fazlasıyla ödeme kuralı nispi emredici niteliktedir. Tarafların sözleşmeyle bunun altında bir oran belirlemeleri mümkün değilse de, daha yüksek bir oran tespiti olanaklıdır.
Fazla çalışma ücretinin son ücrete göre hesaplanması doğru olmayıp, ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanması gerekir. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 16.2.2006 gün 2006/20318 E, 2006/3820 K.). Bu durumda fazla çalışma ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmaz. İstek konusu dönemler açısından da ücret miktarlarının tespit edilmesi gerekir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde, bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak buna göre tespiti gerekir. Ancak işçinin işyerinde çalıştığı süre içinde terfi ederek çeşitli unvanlar alması veya son dönemlerde toplu iş sözleşmesinden yararlanılması gibi durumlarda, meslek kuruluşundan bilinmeyen dönemler için ücret araştırması yapılmalı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir.
Somut olayda, mahkemece davacının tanığının anlatımına itibar edilerek davacının 07/02/2011-01/05/2014 tarihleri arasında haftada beş gün 08.00-18.00 saatleri arasında ve cumartesi günü 08.00-16.00 saatleri arasında çalışarak haftada 7,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiştir. Ancak, beyanına itibar edilen davacı tanığı 2012 yılının Kasım ayından sonra davacı ile birlikte çalıştıklarını ifade etmiş olup, tanığın davacının bu tarihten önceki çalışma düzenine yönelik olarak bilgi sahibi olması mümkün değildir. Hal böyle olunca, davacının 2012 yılının Kasım ayından önceki döneme ilişkin fazla çalışma iddiasının ispat edilemediği kabul edilmelidir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının cumartesi günleri 08.00-16.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilmiştir. Buna göre davacının 8 saatlik çalışma süresi içinde bir saat ara dinlenme süresi kullandığının kabulü gerekir. Haftalık çalışma süresi ile haftalık fazla çalışma süresinin belirlenmesinde, yarım saat ara dinlenme süresi üzerinden sonuca gidilmesi bir başka hatalı yöndür.
Fazla çalışma ücretinin hesabında davacının beyanları dikkate alınarak davacının bildirdiği dönemsel ücretlere göre değerlendirme yapılmış ise de, hükme esas alınan raporda saat ücretlerinin hatalı belirlendiği anlaşılmaktadır. Raporda davacının saat ücreti ve yüzde elli artırılmış saat ücreti belirlendikten sonra, bulunan bu tutarın yeniden 1,5 ile çarpılması sonucunda fazla çalışma ücretinin hesaplanmasında hata yapılmıştır. Mahkemece hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
4-Davacının çalışma süresinin son erdiği tarih taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı 07/02/2011- 01/05/2014 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını ileri sürmüş, mahkemece davacının bu tarihler arasında 2 yıl 2 ay 25 gün çalıştığı kabul edilmiştir. Ancak, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamede iş sözleşmesinin 28/04/2014 tarihinde işveren tarafından feshedildiği ifade edilmekte olup, dosya kapsamına göre de davacının bu tarihten sonra işyerinde çalışmadığı açıktır. Çalışma süresinin fiilen 28/04/2014 tarihinde sona erdiği kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olup, kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.