Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/2232 E. 2017/21074 K. 12.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2232
KARAR NO : 2017/21074
KARAR TARİHİ : 12.12.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yol ve yemek yardımı alacağı, yıllık izin ücreti, çift maaş alacağı, gizli müşteri kesintisi alacağı ve sayım kesintisi alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12/12/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin farklı mağazalarında, 12/04/2003 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, iş sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiğini ve işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek; kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yol ve yemek yardımı alacağı, yıllık izin ücreti, çift maaş alacağı, gizli müşteri kesintisi alacağı ve sayım kesintisi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davanın usul ve zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının 08/10/2003-03/09/2012 tarihleri arasında çalıştığını, ücretinden izinsiz kesinti yapılmadığını, davacının iddialarını gerçeği yansıtmadığını savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Mahkemece, her ne kadar 09.02.2015 tarihli kök bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş ise de, tarafların rapora itirazı üzerine aldırılan 06.09.2015 tarihli ek raporda, aynı bilirkişi tarafından kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücret hesabında kök raporda sehven maddi hata yapıldığı ifade edilmiş olmasına karşın, bu husus dikkate alınmaksızın karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, kıdem tazminatının ek rapordaki giydirilmiş ücretten hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3- Davacı vekilince, kök rapora itiraz dilekçesi ekinde sunulan mağaza çalışma çizelgeleri incelendiğinde; davacının, bazı günler yıllık izin kullandığının belirtildiği görülmektedir. Yine davalı tarafça, cevap dilekçesi ekinde (ek-3) davacının kullandığı yıllık izin tarihlerine dair bir döküm yapılmış olup, ayrıca imzasız bordrolar ve mağaza çalışma çizelgeleri de sunulmuştur. Imzasız bordrolar ve çalışma çizelgelerinde yine davacının yıllık izin kullandığı günler olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir.
Davalı vekili, kök bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; davalı şirkette yıllık izin kayıtlarının oracle adı verilen bir bilgisayar sistemi üzerinden takip edildiğini, çalışanların izin taleplerini bu sistem üzerinden gönderdiklerini ve her çalışanın kendisine özel şifresinin bulunduğu bu nedenle imzalı bir belge olmadığından bahisle alacağın varlığına hükmedilemeyeceğini savunmuştur.
Davalının savunması doğrultusunda, davalı işyerinde kullanılan bilgisayar sistemi üzerinde gerekli inceleme yaptırılarak, davacının kendi özel şifresi ile izin talebinde bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise davalının sunduğu belgeler ile izin talebinde bulunalan dönemlerin örtüşüp örtüşmediği ve sisteme müdahalenin söz konusu olup olmadığı araştırılmalı, davacıdan da bu husus sorularak, elde edilecek sonuç ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler bir değerlendirmeye tabi tutularak, davacının yıllık izin ücreti alacağının bulunup bulunmadığına karar verilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
4- Davacı vekili, 24.04.2015 harç tarihli ıslah dilekçesi ile “151,21 TL” ıslah harcı yatırmıştır.
Islah dilekçesi incelendiğinde; bazı taleplerin (yol-yemek, 3 ayda bir ödenen çift maaş, gizli müşteri kesintisi ve sayım kesintisi alacakları) atiye bırakıldığının bildirildiği ayrıca dava dilekçesindeki 10.000 TL fazla mesai ücreti alacağı talebinin 9.142 TL eksilterek 588,00 TL, 100,00 TL kıdem tazminatını 23.809 TL arttrarak 23.909 TL ve 100 TL yıllık izin ücreti alacağı talebinin da yine 6.169 TL arttırarak 6.269 TL olarak ıslah edildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin bilirkişi raporuna göre red ihtimali olan alacaklar ile daha az hesaplanan alacaklarına ilişkin olarak yatırmış olduğu peşin harcı, ıslah harcına mahsup etmesi yasal değildir.
Bir başka ifade ile eksik ıslah harcı yatırılmıştır.
Islah harcı attırılan miktarlar üzerinden hesaplanıp alınmalıdır.
Buna göre, davacının ıslah dilekçesi ile arttırdığı kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarındaki toplam miktar 29.978 TL olup, bu miktar üzerinden hesaplanacak harcın yatırılması gerekmektedir.
Harçlar Kanunu’na göre harcın noksan olması halinde tamamlanmak zorundadır.
Bu görev mahkemenin yükümlülüğündedir.
Mahkemece yapılması gereken, ıslah edilen miktara göre ( 29.978 TL) alınması zorunlu harç miktarı hesaplanıp, ıslah sırasında yatırılan 151,21 TL’nın mahsubu ile kalan ıslah harcı miktarının tamamlanması için Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca işlem yapmak ve sonucuna göre hüküm kurmaktır.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK’nda “atiye bırakma” şeklinde bir hukuki müessese bulunmamakta olup, davacının ıslah dilekçesinde bazı taleplerini atiye bıraktığı şeklindeki beyanının, davanın geri alınması olarak yorumlanması gerekmektedir. Davalının rızasının bulunmadığı da dikkate alınarak, söz konusu taleplerin esastan reddine karar verilerek, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin de buna göre hesaplanması gerektiğinin düşünülmemesi de hatalıdır.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.