YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/22587
KARAR NO : 2020/7832
KARAR TARİHİ : 15.09.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ile davalı tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı nezdinde Lüleburgaz’da bulunan T.P.A.O. bünyesindeki Genç Evi İnşaatında şantiye şefi olarak çalıştığını, aylık ücretinin 1.500,00 TL olduğunu, inşaatın 02.10.2012 tarihinde başlayıp 09.05.2013 tarihinde tamamlandığını, bütün hizmetleri karşılığında davalının işin dördüncü ayının sonlarına doğru Ocak 2013’te sadece 1.500,00 TL ödeme yaptığını, en son iş tesliminde de herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödenmeyen ücret alacağı toplamının 9.450,00 TL olduğunu, işlemiş faiziyle birlikte alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz edip takibi durdurduğunu, vaki itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının kendisine bağlı olarak işyerinde çalışmadığını, sadece 2 gün gelerek teknik personel sıfatı ile evrakları topluca imzaladığını, bunun için 1.500,00 TL’yi aldığını, bunun dışında hiçbir zaman şantiyeye gelmediğini ve işin başında bulunmadığını, mevsim şartları sebebi ile işin uzunca bir zaman durduğunu, davacının bu süre zarfında üniversitede öğrenci olduğunu ve eğitimine devam ettiğini, yapılan kontrollerde teknik personel bulunmaması sebebi ile 5.000,00 TL ceza kesildiğini, beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar, yasal süresi içerisinde davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında, davacının davalı nezdinde fiilen çalışıp çalışmadığı, ödenmemiş ücret alacağının bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Anayasanın 141. maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve kanuni düzenlemeler gereğince hakimin, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca kanuni unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Tarafların hukuki dinlenme haklarını ihlal etmeden usul kurallarının açık hükümlerine uygun şekilde gerekçeli olarak karar verilmesi gerekir. Aksi hal, karara karşı temyiz yollarına başvurmak isteyenin açıklama hakkını kısıtlayacağı gibi temyiz merciince kararın hukuki denetiminin yapılmasına da engel olur. Kuşkusuz karar gerekçesinin de oluşa ve dosya kapsamına uygun olması gerekir.
Somut olaya dönülecek olursa, mahkemenin karar gerekçesinin dava konusu uyuşmazlık ile bağlantısının tam olarak kurulamadığı görülmektedir. Nitekim davalının şahıs şirketi olmasına rağmen gerekçede ticari tüzel kişilik olan limited şirketlere dair açıklamalar yapılmış, akabinde davalının hasım sıfatının kabul edilmeyeceği yönünde tespite yer verildikten sonra, alacağın davalıdan tahsili hakkında hüküm kurularak açıkça çelişki yaratılmış, dosya kapsamında yer alamayan “asgari ücrete ilişkin oda kaydı” belgesinin karara gerekçe yapıldığı belirtilmiştir. Ayrıca davacının çalışmasının kesintisiz olduğu belirtilmiş ise de, bizatihi davacı yeminli beyanında işyerinde sürekli çalışmadığını ifade etmiş olduğundan iş bu beyan karşısında söz konusu karar gerekçesinin de dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, mahkemece “..işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Sayılı İş Kanununun 8 ve 28 inci maddelerinin işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır.” gerekçesiyle ücret alacağını kabul edip icra inkar tazminatı talebini reddetmesi de ayrıca çelişki oluşturmaktadır.
Diğer yandan, çalışma olgusunu ispat külfeti bunu iddia eden davacı tarafa ait olup, davacı davalı işyerinde çalıştığını ikamesi mümkün her türlü delil ile ispat edebilir.
Dosya kapsamında yer alan deliller değerlendirildiğinde, kayden çalışması görünmeyen davacının davalı nezdinde aralıksız çalıştığı her türlü şüpheden uzak hüküm kurmaya yetecek şekilde ispatlanamadığı görülmektedir. Davacı tanığı …’ın bordro tanığı olup olmadığı anlaşılamadığı gibi, dava dışı T.P.A.O. çalışanı olduğunu beyan eden davacı tanığı …’in beyanı ile aynı kurumda çalışan davalı tanıklarının beyanları da çelişkili olup, tanıkların söz konusu inşaat işinde birlikte denetim görevini ifa ettikleri düşünüldüğünde beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm tesis edilmesi doğru değildir.
Davacı taraf, yeminli beyanında “Davalı yanında sürekli çalışmadığını, mevsim şartları nedeniyle işe gitmediği günler olduğunu, evrakları bazen topluca imzaladığını” ifade etmiştir. Dosya kapsamında yer alan “Günlük Vaziyet” başlıklı belgelerin incelenmesinde de, çoğunda “çalışma yapılmadığı” yönünde açıklamada bulunulduğu, hatta 17.10.2012, 18.10.2012,10.19.2012 ve 20.10.2012 tarihli belgelerde “şantiye şefi bulunamadı” şeklindeki tespite rağmen belgelerin davacı tarafından “şantiye şefi” sıfatıyla imzalandığı görülmektedir. Bu durum söz konusu belgelerin sıhhati konusunda şüphe yaratmaktadır.
Ayrıca, davacının almış olabileceği ücret hakkında herhangi bir araştırma yapılmadan talebi gibi karar verilmesi de isabetli görülmemiştir. Bu durumda davacının çalışma olgusunun ispatlanması halinde, meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iddia olunan iş de bildirilerek emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı; sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesindeki “Kazanç Bilgisi Sorgulama” kısmındaki bilgiler ve dosya kapsamı dikkate alınarak belirlenecek ücrete göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile dosya kapsamına uygun olmayan yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 15.09.2020 tarihinde gününde oybirliğiyle karar verildi.