Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/22620 E. 2020/10371 K. 05.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/22620
KARAR NO : 2020/10371
KARAR TARİHİ : 05.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin önce davalı şirket ve daha sonra hizmet sözleşmelerini devralan davalı şahıs bünyesinde çalıştığını, sigorta bildiriminin işe giriş tarihinden ileri bir tarihte yapıldığını, sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, gerçek ücretin SGK’ya bildirilmediğini, hizmet süresi boyunca görevinin ve çalıştığı işyerinin değişmediğini, iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen alacakların ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma yapıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, hükme dayanak bilirkişi raporunda davacı tanık beyanlarına itibarla fazla mesai ücreti hesabı yapılmış ise de, davacı tanıklarının davalı işyerinde çalışmaları bulunmamaktadır. Buna göre, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan bu tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Davalı tanık beyanlarına göre ise, davacının davalı işyerinde haftanın 5 günü 09:00-19:00 saatleri arasında, 1 saat ara dinlenme ile çalıştığı, dolayısıyla haftalık çalışmasının 45 saati aşmadığı anlaşılmaktadır. Davacı işçi fazla mesai yaptığını kanıtlayamadığından, bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 05.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.