YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23358
KARAR NO : 2020/9190
KARAR TARİHİ : 24.09.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili davacının 1100 dönüm çiftliğinde bahçıvan ve hayvan bakıcısı olarak 16.10.2010- 01.06.2014 tarihleri arası çalıştığını, küfür edilerek ve kovularak iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, 06.06.2014 tarihli ihtarname ile işçilik alacaklarını talep etmesine rağmen ödenmediğini, işyerine yol olmadığı için minibüs ile gittikten sonra da yürüme mesafesi ile 1.5 saat yolda gidiş dönüş olmak üzere 3 saat zaman kaybettiğini, servis olduğu halde kullanılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş saatlerini aksatması sebebi ile iki ayrı ihtarname keşide edildiğini, buna rağmen davacının mesai saatlerine uymadığını, bu durumun işverenlik tarafindan kendisine hatırlatıldığında istifa ettiğini bildirerek işten kendisinin ayrıldığını, iddia ve talepleri kabul etmediklerini, fazla çalışma ve tüm diğer çalışmaların bordrolara yansıtıldığını, ödemelerin banka aracılığı ile yapıldığını, kötüniyet tazminatı talep edemeyeceğini, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda feshin işveren tarafından yapıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından katılma yolu ile ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4’üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava “iş mahkemesi sıfatıyla” açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya “iş mahkemesi sıfatıyla ” bakmaya devam olunur.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin göresizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1’inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
İş Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50’den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir
Ancak, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde 50 dahil daha az işçi bulunmasına rağmen, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 6356 sayılı Kanun’un 79’ncı maddesi (2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 66’ncı maddesi ) uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4’üncü maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir.
Buna göre;
1. Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde,
2. Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde,
3. Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde
4. Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde,
çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir.
Diğer taraftan işçi tarım işinde çalışırken, bu iş dışında tarım işi sayılmayan ek bir görevde çalışabilir (bekçilik, şoförlük vb.). Bu durumda, yaptığı işler arasında hangisinin baskın olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme belirlenmelidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına getirilen düzenlemelerin yine işçiler yararına yorumlanması asıldır.
Somut olayda; davacı bahçıvan ve hayvan bakıcısı olarak çalıştığını iddia etmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 111.maddesinin 4.fıkrasının C bendi ile 4/B fıkraları gereğince 50’den az (50 dahil) işçinin çalıştığı bu tarz işyerleri İş Kanunun kapsamında olmadığından mahkemece öncelikle davacının çalıştığı işyerinde 50’den fazla çalışan olup olmadığı dolayısıyla İş Mahkemesi’nin görevli olup olmadığı belirlenmelidir. İçtihatlarımız gereği araştırma yapılarak araştırma sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden görev konusu çözülmeden esasa girilerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.09.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.