Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/23452 E. 2016/15853 K. 19.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23452
KARAR NO : 2016/15853
KARAR TARİHİ : 19.09.2016

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, sendikal tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş, davalı avukatı tarafından duruşma talep edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 02/07/2012 tarihinden 11/12/2012 tarihine kadar davalı iş yerinde çalıştığını müvekkilinin iş akdinin davalı işverence 11/12/2012 tarihinde hiçbir haklı ve geçerli sebep gösterilmeksizin feshedildiğini davalı iş yerinde…… tarafından örgütlenme çalışması başladığını, davalı işyerinde sendikal çoğunluğu sağlayacak sayıda işçinin sendika üyesi olduğunu sendikanın yetki için çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığına başvurusunu müteakip işveren vekillerinin işçiler üzerinde örtülü ve açık baskı uygulayarak sendikadan istifa etmedikleri takdirde iş akitlerine son verileceğini Diyarbakır, Aydın gibi yerlere sürgün olarak gönderileceklerinin açıkça söylenildiğini ilerleyen safhalarda bu baskıların bir takım işçiler üzerinde sonuç doğurduğunu, bir kısım işçilerin sendikadan istifa ettiğini, istifa etmeyen bir kısım işçilerin Güneydoğu Bölgesindeki şirkete ait kuyulara gönderildiğini bir kısmının da küçülme gerekçesi ile işten çıkartıldığını iş yerinde herhangi bir küçülme gerçekleşmediğini esnek çalışma, vardiya düzenlemeleri, ücretsiz izin, son girenin ilk çıkışı gibi koşulların yerine getirilmediği sendikaya üye olmayan veya baskı sonucu sendikadan istifa eden kişilerin çalışmaya devam ettiğini davalı işyerinde çalışmalar ve üretimde hiçbir küçülme olmaksızın devam ettiğini işverenin bu iş koluna paralel doğal enerji kaynaklarından olan sıcak sudan elektrik üretimi için yeni girişimlerde bulunulduğunu internet sitesinde işçi ve personel arayışına devam ettiğini, bu nedenlerle davacının iş akdinin sendikal örgütlenme nedeni ile haksız olarak feshedildiğini, bu nedenlerle sendikal tazminat için 1 yıldan az olmamak kaydı ile brüt ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin Petrol ve Doğalgaz arama ve üretimi alanında faaliyet gösteren şirketlere sondaj hizmeti verdiğini, müvekkili şirketin çalışma programına göre 2012 Yılında 3 petrol arama kulesini çalıştırdığını, davacının bu kulelerde ve kuleye destek sağlayan sahada görevlendirildiğini Trakyada alınan son işin tamamlanması sonucunda yeni iş olmaması nedeni ile 3 arama kulesinden birisinin işine son verildiğini Kasım 2012 Yılında kule sayısının 2’ye indiğini 1 kulenin devre dışı kalması nedeni ile gerek kule personelinin gerekse sahada görev yapan teknik personel yönünden istihdam fazlalığı oluştuğu kule personelinin bir kısmının rotasyon uygulanarak bir kısmının da görev yeri değişikliği bildirimi ile müvekkili şirketin Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan diğer çalışma sahalarına gönderildiği müvekkili şirketin Trakya ve diğer sahalarında davacının görevlendirileceği boş pozisyonun bulunmaması nedeni ile başka sahada ya da pozisyonda görevlendirilmediği, esnek çalışma modeli, ücretsiz izin gibi yolların denenmediği iddiasının haksız olduğunu, kulelerin aralıksız 24 saat çalıştığını,yapılan işin özelliği gereği esnek çalışma yapılmasının söz konusu olmadığı, davacının çalışmasına ihtiyaç duyulacak iş olmaması nedeni ile çalışanların tüm haklarının ödendiğini ve mağdur edilmediğini, davacının ve bir kısım işçilerin istihdam fazlası personel olarak iş akdinin feshedilmek durumunda kaldığını akdin sendikal nedenlerle feshedilmediğini, davacının çalıştığı dönemde müvekkilinin bilgisi dahilinde herhangi bir sendikal faaliyetinin olmadığını davacının iddia ettiği gibi petrol-iş sendikasının çoğunluk sağlayacak sayıda işçi sendika üyesi olmuş ise sendikalı pek çok işçinin halen müvekkili şirkette çalışmaya devam ettiğini bu nedenle iş akdinin sendikal nedenlerle sona erdirildiği iddiasının doğru olmadığını, akdin fesih bildiriminde belirtilen nedenlerle sona erdirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere göre davacı tarafın akdin sendikal nedenlerle feshedildiği hususunu ispat edemediği gerekçesi yazılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafın temyizi üzerine Dairemizin 2013/11866 E. 2014/6165 K. Ve 26 02.2014 tarahli ilamı ile “Dava, sendikal tazminat talebini içeren alacak davası olup yerel mahkemece davacıya talep ettiği miktar açıklatılıp eksik harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilmesi hatalıdır. Bunun yanında davalı işyeri yetkilileri hakkında sendikal hakkın engellenmesi suçundan Tekirdağ 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2013/399 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı ve sonucun ne olduğu yönünde dosyada bir bilgi bulunmadığından kamu davasının sonucunun ne olduğu araştırılıp kesinleşmesi beklenerek Dairemizin ilke kararında belirtilen esaslar dikkate alınarak işverence gerçekleştirilen feshin sendikal nedenle yapılıp yapılmadığı araştırılıp elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, davacı taraf talep miktarını belirtip, eksik harcı yatırmış, kararda bahsi geçen ceza davasının ilk derece Mahkemesinde sonuçlanmasının ardından kesinleşmesi beklenmeden davanın kabulüne karar verilmiştir
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Mahkemece Dairemizin bozma kararına uyulduğu halde kararda belirtilen ceza davasının kesinleşmesi beklenmeden sonuca gidilmesi hatalıdır.
Kabule göre ise; dava, tahsil talepli alacak davası olup alacağın miktarı belirlenip, tahsil hükmü kurulup, buna bağlı olarak vekalet ücretinin ve karar-ilam harcının nispi belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi de hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.