YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23455
KARAR NO : 2017/15415
KARAR TARİHİ : 11.10.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 01.10.2013-13.03.2015 tarihleri arasında doğrultma makine operatörü olarak davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, davalı iş yerinde 30 dan fazla işçi çalıştığını, işe iade davası açma koşulları hem müvekkilinin yaptığı iş ve kıdemi, hem de iş yerinde çalışan sayılı bakımından mevcut olduğunu, müvekkil 13.03.2015 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı da ödenmeden işten çıkarıldığını, kendisine yazılı bir bildirim yapılmadığının ve sözlü olarak da sadece ”yönetim kararı” söylendiğini, müvekkilinin işten çıkarılmasını gerektiren hiçbir neden olmadığının ve gerçek fesih nedeninin başka olduğunu, davalı iş yerinde çalışan işçilerin bir bölümü ekonomik ve sosyal haklarıyla … koşullarının iyileştirilmesi bir süre sendikalarla görüşme yapıldığını, fesihten kısa bir süre önce de … Sendikasına üye olduğunun, davalı işveren konu duyulur duyulmaz hemen bu çalışmalarda öncü olarak gördüğü işçileri işten çıkarttığını, müvekkil de sendikal çalışmada öncü rolü oynadığını, … arkadaşlarını sendikaya üye olması için iknaya çalıştığını, fesih için başkaca bir neden olmadığının tek neden sendikal … olduğunu belirterek işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, boşta geçen sürelere ait en çok 4 aya kadar olan ücret ve işçilik haklarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, feshin sendikal nedene dayandığından; 4857 sayılı kanunun 21. ve 6356 sayılı kanun 25/5. md. işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın 1 yıllık ücretten az olmayacak şekilde belirlenmesine, bu mümkün olmadığı taktirde davalı işverenliğin sendikal tazminatın bir yıllık ücretten az olmayacak şekilde tespitine ve sendikal tazminata hak ediş tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, şirkette 01.10.2013 ile 13.03.2015 tarihleri arasında Operatör olarak çalışmaya başladığını, dava dilekçesinde belirtilenin aksine davacının iş akdi müvekkil şirket tarafından değil de davacı tarafından sonlandırıldığını, bunun en önemli delilinin davacının iş yeri şahsi dosyasında bulunan 13.03.2015 imza tarihli İbraname, … Belgesi ve Asgari Geçim İndirimi belgeleri ve müvekkil tarafından … ya yapılan bildirim olduğunun, davacı iş yeri şahsi dosyasındaki evraklar içerisinde yer alan 13.03.2015 tarihli İbraname, … Belgesi ve Asgari Geçim İndirimi belgelerini imzalayarak iş akdini sonlandırdığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacının kendiliğinden çıkmasını gerektirecek somut nedenlerin bulunmadığı, davacının çıkmak istemesi üzerine çıkarıldığı hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı, yazılı bir fesih bildiriminin bulunmadığı dolayısıyla feshin şeklen ve içerik olarak geçerli bir nedene dayanmadığı, davacı vekilinin verdiği dilekçede belirtildiği gibi feshin gerçekleştiği ay içerisinde sendika üyesi olmayan 19 kişinin daha çıkarılması, sendikaya üye olup olmama noktasında bir baskı yapılmadığının tanık Hasan tarafından ifade edilmesi ve halen sendikalı iki üyenin çalıştırılmaya devam etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının sendikal nedenlerle çıkarıldığı olgusunun sabit olmadığıgerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı avukatı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (04.04.2008 gün ve 2007/29752 Esas, 2008/7448 Karar sayılı ilamımız).
İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür (m. 20/f.2). 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25/6 maddesi uyarınca da “İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür”.
Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlüdür.
İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi ve bunu ispatlaması, işverenin geçerli fesihle ispat yükünü ortadan kaldırmaz. (Dairemizin 01.12.2008 gün ve 2008/6294 Esas, 2008/32601 Karar sayılı ilamı).
Sendika özgürlüğü olarak belirtilen sendikaya üye olma ve sendikal faaliyette bulunma hakkı, normatif dayanağını yukarda anılan hükümlerden almaktadır. Sendika özgürlüğü kavramı geniş bir kavram olup, işçinin sendika kurma özgürlüğünü kapsadığı gibi, sendikaya üye olma, üye olmama, üyelikten çekilme ve yasal sınırlar içinde sendikal faaliyetlere katılma özgürlüğünü de içerir. İşverenin fesih hakkını işçinin sendikal hak ve özgürlüklerinden yararlanmasını engellemek amacı ile kullanması fesih hakkının kötüye kullanılmasının en önemli örneğidir(Süzek, S. Fesih hakkının kötüye kullanılması. S:132-139).
Somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshettiğini ispat yükü kendisinde olan davalı işveren kanıtlayamadığından, mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmesi isabetlidir.
Ancak fesih sendikal nedene dayanmadığı yönünde yapılan değerlendirme ve sendikal faaliyete bulunmadığı gerekçesi dosya içeriğine uygun olmadığından davacının bu yöndeki temyizi yerinde bulunmuştur.
Zira davacı ile iş sözleşmeleri aynı tarihte feshedilen işçiler ile ilgili emsal dosyalarda sendikal neden kabul edilmiştir(Dairemizin 30.05.2016 tarihli 2016/3003-12711, 5335-12713, 2015/30570 E, 2016/12681 ve 2015/36395 E, 2016/12710 sayılı ilamları). Dosya içeriğine göre davacı tanıklarının beyanlarında fesih tarihinden kısa süre önce davacı ile birlikte aynı iş yeri çalışanı 8-9 işçinin iş yeri dışında sendika üyeliği ve sendikal faaliyette bulunmaya ilişkin toplantı gerçekleştirdiği, davalı işverenin bunu öğrenmesi üzerine davacı ve toplantıya katılan diğer işçilerin iş akitlerini 09.03.2015 ve 10.03.2015 tarihlerinde ibraname belgeleri düzenleyerek ve aynı fesih nedeni “ belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından zorunlu nedenle feshi” yazılmak sureti ile iş akdini sonlandırma yoluna gittiği, T.C … ve … … Bakanlığı İşçi Sendikası Üyelik Döküm formlarına göre işten bu şekilde çıkarılan işçilerin fesih tarihinin hemen öncesi üye oldukları ya da henüz üye olacakken iş akitlerinin feshedildiği tespit edilmiştir. Davacının iş akdinin sendika üyeliği konusunda iş yeri arkadaşları ile toplantı gerçekleştirmesi sonucu feshedildiği anlaşıldığından, mahkemece feshin sendikal nedene dayanmadığı yönündeki kararı hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3 ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. Maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-Davacının başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın tazminat miktarının sendikal fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 1 yıllık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacının işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan 233.00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 11.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.