Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/23530 E. 2020/3117 K. 26.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23530
KARAR NO : 2020/3117
KARAR TARİHİ : 26.02.2020

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı işçinin 01/05/1997 tarihinden bu yana … Bankası A.Ş’nin …’da bulunan çeşitli genel müdürlük birimlerinde çalışmaktayken 4603 Sayılı Yasa’ya 4743 Yasa ile eklenen bazı hükümler gereğince …. Bankası ile birleşmesi sonucunda önce …. Bankası’na bağlı olarak çalıştırıldığını, ardından …Bankası’nın iştiraki olan davalı şirket ile aralarında akdedilen 01.07.2002 tarihli belirsiz süreli hizmet sözleşmesi gereğince davalı şirketin Maslak’ta bulunan şubesinde yazılım uzmanı yardımcısı sıfatı ile göreve başladığını, 04.03.2010 tarihinde kıdemli yazılım uzmanı iken işten çıkarıldığını, davacı işçinin Emekli Sandığı’na bağlı olarak çalışmaktayken ilgili sözleşme gereğince tüm sosyal hakları korunmak sureti ile davalı şirkete alındığını, davalı şirket ile davacı işçi arasında imzalanan 01.07.2002 tarihli hizmet iş sözleşmesinin 5. maddesinde “şirket emekliliğini hak etmiş olan personelin kıdem tazminatını diğer kamu kurum ve kuruluşları ile Emlak/…Bankası’nda geçmiş hizmetlerini de dikkate alarak ödenmeyi kabul ve taahhüt eder” ifadesinin yer aldığını, davacı işçinin en son aldığı aylık ücretin brüt 5.300,00 TL olup sözleşme gereğince yılda 16 maaş almakta ve bu ödemelerin 1 Ocak, 1 Nisan, 1 Temmuz ve 1 Ekim tarihlerinde ödenen maaşın çift olarak ödenmesi sureti ile gerçekleştirildiğini, davalı şirketin performans düşüklüğü iddiası ile 04.03.2010 tarihinde davacı işçinin iş sözleşmesinin feshedildiğini, akabinde davacı işçiye sadece 01.07.2002 tarihinden itibaren tahakkuk eden kıdem tazminatının ödendiğini ancak Emlak ve …Bankası’nda çalıştığı döneme alt kıdem tazminatının ise ödenmediğini, davacı işçinin davalı şirket tarafından düzenlenen ibranameyi eksik ödenen kıdem tazminatı ve diğer yasal haklarını saklı tutarak ihtirazi kayıtla imzaladığını, davacı işçinin davalı şirket tarafından yapılan iş feshinin geçersizliğinin tespiti ve işe iadesi ile yasada öngörülen tazminatlarının tahsili amacıyla da Davalı şirket aleyhine açmış olup…. İş Mahkemesi’nin 2010/237-2010/356 sayılı kararı ile davanın davacı işçinin lehine sonuçlandığını, anılan kararın Yargıtay kararı ile kesinleştiğini, davacı işçinin yasal süre içerisinde keşide ettiği ihtarname ile mahkeme kararında ön görülen tazminatlar ile işe alınmama halinde ödenmesi gereken tazminatları, kıdem tazminatı farklarını ve diğer hak edişlerini talep ettiğini, davalı şirketin ise verdiği yazı ve ekindeki hesap tablosu ile davacı işçinin işe alınmasının uygun görülmediğini bildirerek yazı ekindeki tabloya göre davacı işçiye ödemenin yapıldığını, söz konusu ödeme tablosu ve ödenen tutar incelendiğinde davacı işçinin işe başlama tarihi olan 01.05.1997 tarihinden itibaren … Bankası ve …Bankası’ndaki hizmet süresine tekabül eden süre kıdem tazminatı tutarının yine ödenmediğinin anlaşıldığını, davalı şirketin işe başlatmama iradesini 06.03.2012 tarihinde açıklanmış olup bu tarihte yürürlükte olan kıdem tazminatı tavanının 2.805,04 TL olduğunu, bu tarihin davalı şirketin aynı zamanda temerrüde düştüğü tarih olup kıdem tazminatına işletilecek en yüksek banka mevduat faizinin de başlangıcı olduğunu, bu durum karşısında davacı işçinin eksik ödenen 5 yıl 2 aylık kıdem tazminatının tahsili amacı ile davalı şirket aleyhine icra takibinin başlatılmış olup davalı şirketin yasal süre içerisinde takibe yetki ve esas yönünden itiraz ederek takibinin durdurduğunu, davacı işçinin çalışma süresi ve kıdem tazminatı tavanının belli olduğunu ve davalı şirketin bunu hesaplayacak personelinin de olduğunu iddia ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile davalı şirketin takibe vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacaklarının işe başlatmama iradesinin bildirildiği tarihten itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline, davalı şirketin %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı işçinin …. Bankası A.Ş’de 399 Sayılı KHK uyarınca sözleşmeli olarak çalışmaktayken 4684 Sayılı Yasa uyarınca …Bankası A.Ş’ye geçtiğini, davacı işçinin 4603 Sayılı Yasa ile özelleştirme kapsamına alınan …Bankası A.Ş iştiraki ile kurulan …de 01.07.2002 tarihinde 1475 Sayılı Yasa’ya tabi olarak çalışmaya başladığını, davacı işçi ile davalı şirket arasında aynı tarihte Halk Bankası A.Ş ve …Bankası A.Ş’nin 4603 Sayılı Yasa ile özelleştirme kapsamına alınması nedeni ile personeli ile imzalamış olduğu tip sözleşmenin akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin 5. maddesinin “Şirket, emekliliğini hak etmemiş olan personelin kıdem tazminatını, diğer kamu ve kuruluşları İle Halkbank’ta geçmiş hizmetlerini de dikkate alarak kullandırmayı/ödemeyi kabul ve taahhüt eder” şeklinde düzenlendiğini, davacı işçinin söz konusu maddeye dayanarak kıdem tazminatı hesabında Emekli Sandığı’na tabi dönemdeki hizmetinin de dikkate alınması gerektiği gerekçesi ile işbu davayı açmış olduğunu, davacı işçinin çalışma hayatının tamamım işçi statüsünde geçirmediğini, davacı işçinin 233 Sayılı KHK hükümlerine tabi olarak çalışmak üzere sözleşme imzaladığı tarihten 1475 Sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışmak üzere iş sözleşmesi imzaladığı 01.07.2002 tarihine kadarki dönemin işçi statüsünde çalışmış gibi göstermenin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 01.07.2002 tarihli belirsiz iş sözleşmesinin 5. maddesinin yorumundan kaynaklandığını, iş sözleşmesinde bankada ve diğer kamu kurumlarnıda geçen süre için kıdem tazminatı ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak sözleşmenin bu maddesine göre kararlaştırılan ödemelerin kıdem tazminatını düzenleyen 1475 Sayılı Yasa’nın 14. Maddesi çerçevesinde yapılmasının gerektiğini, zira kıdem tazminatına ilişkin bu yasa maddesinin Yargıtay uygulaması uyarınca kamu düzenine ilişkin emredici bir hüküm olup aksinin sözleşmeyle düzenlemesinin mümkün olmadığını, davacı işçinin halihazırda emekli olmadığını ve hatta halihazırda çalıştığını, bu nedenle davacı işçinin Emekli Sandığı’na tabi bu döneme ilişkin çalışması bakımından bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, öte yandan kabul etmek anlamında olmamakla beraber davacı işçinin iddia ettiği gibi son brüt ücret üzerinden hesaplama yapılabilmesinin mümkün olmadığını, zira yine 1475 Sayılı Yasa’nın 14/6 maddesi ile özel bir tavanın öngörüldüğünü, bu konu ile ilgili bir başka uyuşmazlıkta Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2010/33853-2010/22789 sayılı ve 06.10.2009 günlü karar ile çözüme kavuşturulduğunu, aynı konuda dava dışı …Bankası A.Ş ve dava dışı Halk Bankası A.Ş aleyhine açılan seri mahiyette davaların da reddedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının 01/05/1997 – 30.06.2002 tarihleri arasında dava dışı Emlak Bankası AŞ nezdinde 399 sayılı KHK kapsamında sözleşmeli personel olarak çalıştığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında 01.07.2002 tarihinde imzalanan iş sözleşmesinin 4 ve 5. maddeleri ile işçinin ilerde kıdem tazminatına hak kazanması durumunda Emlak Bankası döneminde geçen hizmetler için de kıdem tazminatı ödenmesi kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 5. maddesinde emeklilik hakkı kazanmamış personel için dahi kıdem tazminatı ödenmesi sırasında Emlak Bankasında geçen sürenin dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu nedenle kıdem tazminatı hesabında ise hizmet birleştirilmesi için 1475 sayılı Yasanın 14/4. maddesinde öngörülen son olarak kamu kurumundan ve emeklilik suretiyle ayrılma şartları somut olay yönünden dikkate alınmaz.
Davacı işçinin iş sözleşmesinin işe iade kararı üzerine başvurusunun ardından 06.03.2012 tarihinde işe başlatmama suretiyle sona erdiği anlaşılmakla hak kazandığı kıdem tazminatı hesabında 01.05.1997 – 30.06.2002 tarihleri arasındaki dönemin dikkate alınmaması hatalıdır.
Ayrıca, 399 sayılı KHK kapsamında sözleşmeli personel olarak çalışılan dönem için hesaplanan kıdem tazminatı tavan hesabında; 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde, “Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” şeklinde kurala yer verilmiştir. Belirtilen üst sınır, “genel tavan” olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da Başbakanlık Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir.
Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır. Önelli fesih halinde önelin son bulduğu tarih tavanın tespitinde dikkate alınır. İstirahat raporu içinde iş sözleşmesinin işverence feshi halinde ise, rapor bitimi tarihi feshin yapıldığı tarih sayılacağından, bu tarihteki tavan gözetilmelidir. İşverence ihbar öneli tanınmaksızın işçinin iş sözleşmesinin feshine rağmen ihbar tazminatının ödenmemiş olması durumunda, önel süresi içinde meydana gelen tavan artışından işçinin yararlanabileceği Dairemizce kabul edilmektedir (Yargıtay 9.H.D. 13.4.1998 gün 1998/4280 E, 1998/6443 K.)
İşçinin işe iade kararı üzerine süresi içinde başvurmasına karşın, işverence işe başlatılmaması halinde, fesih işe başlatmama tarihinde gerçekleşeceğinden, kıdem tazminatı tavanı işe başlatmama tarihine göre belirlenmelidir.
Mevsimlik işlerde, işçinin iş sözleşmesinin mevsim sonu itibarıyla feshedilmesi halinde kıdem tazminatı tavanı anılan fesih tarihine göre belirlenmelidir. Ancak, mevsim sonunda fesih yerine iş sözleşmesinin askıya alındığı durumlarda, yeni sezon çalışma süresinin başlangıcında işçinin işe çağrılmaması halinde, iş sözleşmesi işe çağrılmamak suretiyle feshedilmiş sayılacağından işe çağrılması gereken tarihteki tavan gözetilmelidir.

İşçinin fesih tarihinde raporlu olmasına rağmen iş sözleşmesinin feshedildiği bildirilmişse, fesih sonuçlarını doğurur ve feshin gerçekleştiği andaki kıdem tazminatı tavanı gözetilir.
Özel tavan ise 1475 sayılı Kanunun 14/6 maddesinde öngörülmektedir. Buna göre, işçinin iş sözleşmesinin yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanması ve T.C. Emekli Sandığına tabi olarak hizmetlerinin bulunması durumunda, son kamu kurumu işverenince Emekli Sandığına tabi hizmetleri için ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı, anılan kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı geçemez. Bir başka anlatımla işçiye ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı o işçinin Emekli Sandığına tabi hizmetleri karşılığında kendisine ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesini aşamaz. Bu özel tavan, işçinin yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihi esas alınarak belirlenir. Dairemizin istikrar kazanmış olan uygulaması bu doğrultudadır (Yargıtay 9.HD. 27.3.2006 gün 2005/29328 E, 2006/7379 K.).
Kıdem tazminatının tabanını 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinde öngörülen her yıl için otuz günlük ücret oluşturur. Aynı maddede otuz günlük sürenin hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine olarak arttırılabileceği öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununun yürürlülüğü öncesinde, 1475 sayılı Yasanın 98/D maddesi uyarınca, kıdem tazminatının yasaya aykırı olarak ödenmesi cezai yaptırıma bağlanmıştı. Sözü edilen hüküm 4857 sayılı İş Kanunu döneminde yürürlükten kaldırılmış olsa da, tavanı öngören 14 üncü madde halen yürürlüktedir. Buna göre kıdem tazminatı tavanını öngören kuralın mutlak emredici olduğu kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkda kıdem tazminatı, 1475 sayılı Yasanın “Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz” hükmü gereğince hesaplanmalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.