Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/24343 E. 2020/9215 K. 24.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/24343
KARAR NO : 2020/9215
KARAR TARİHİ : 24.09.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; iş sözleşmesine haklı bir sebep olmadan işveren tarafından son verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre ve bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasında davacının davalıda çalıştığı süre konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı, 2005 yılının Mart ayından 27.06.2014 tarihine kadar davalıya ait işyerinde çalıştığını ileri sürmüş; davalı ise Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ile de sabit olduğu üzere, davacının 1.3.2008-4.3.2008 ve 27.01.2011-01.07.2014 tarihleri arasında çalıştığını savunmuştur. Mahkemece davacının 31.03.2005-27.06.2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı kabul edilmiş ise de; davacıya ait sigortalı hizmet döküm cetveli incelendiğinde; davacının 10.03.2007-06.04.2007 tarihleri arasında 1113640 numaralı bir işyerinden çalışmasının bildirildiği görülmektedir. Dosya içerisinde bu işyerine ait herhangi bir bilgiye ise rastlanılmamıştır. Öte yandan; taraf tanıklarından davacının çalışmasının kesintisiz devam edip etmediği hususunun da sorularak netleştirilmediği görülmektedir.
Açıklanan sebepler ile; Mahkemece 1113640 numaralı işyerine ait bilgiler temin edilerek bu işyeri ile davalı işyeri arasında davalının hukuki sorumluluğunu gerektirecek bir bağ olup olmadığı araştırılmalı, taraf tanıkları yeniden dinlenilerek davacının davalı işyerindeki çalışmasının kesintiye uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, uğramış ise kesintili çalışma aralıkları netleştirilerek sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre davacının hizmet süresi konusunda bir karar verilmelidir.
2- Kabule göre; taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, madde uyarınca, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece davacının çalışma süresi boyunca hiç izin kullanmadığı kabulüne göre yıllık ücretli izin alacağı hesaplanıp hüküm altına alınmış ise de; bu kabul, hayatın olağan akışına aykırı bulunduğundan; Hakimin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde düzenlenen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; mahkemece, az yukarıdaki bende göre davacının çalışma süresi tespit edildikten sonra, davacı asilin çalışma süresi boyunca herhangi bir zamanda yıllık ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün kullandığı konusunda beyanı alınmalı bundan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmelidir.
3- Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık ise davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı noktasındadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazi kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraf tanık anlatımlarından hareketle davacının, haftanın beş günü 8.30-19.30 saatleri arasında 1.5 saat ara dinlenme süresi kullanarak, haftanın bir günü ise 8.30-17.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenme süresi kullanarak haftada 10 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiş ise de; varılan sonuç eksik incelemeye dayalıdır.
Gerek davacı gerekse davalı tanıklarının, işin yoğunluğuna göre Cumartesi günü çalışmasının olduğunu ifade ettiği ancak ayda çalışılan Cumartesi günü sayısına ilişkin net bir beyanda bulunmadıkları görülmektedir.
Öte yandan, dava dilekçesinde ayda 3-4 hafta Cumartesi günü çalışması yapıldığından bahsedilmiştir. Oysa örnekleme yolu ile bakıldığında; Mahkemece hükme esas alınan raporda bilirkişinin, davacının ayda 5 Cumartesi gününde dahi çalıştığını kabul ederek hesaplama yaptığı dönemler olduğu görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü uyarınca taleple bağlılık kuralına aykırı olarak talepten fazlasına karar verilmesi usule aykırıdır.
Hal böyle olunca; Mahkemece taraf tanıkları yeniden dinlenilerek, davacının ayda kaç Cumartesi günü çalıştığı netleştirilmeli ve taleple bağlılık ilkesi de gözönünde tutularak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan harcın talep halinde ilgilisine iadesine, 24.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.