Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/25164 E. 2020/10155 K. 01.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25164
KARAR NO : 2020/10155
KARAR TARİHİ : 01.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacı işçinin 15.09.2010-15.02.2014 tarihleri arasında davalı asıl işveren İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünde değişen alt işveren şirketler nezdinde yazılım uzmanı olarak çalıştığını, davacının ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini 4857 sayılı İş Kanunu 24/II-e maddesine dayalı olarak haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek; kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı … vekili; davacı ile aralarında bir iş akdi olmadığını, husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının kıdem tazminatı talep hakkı bulunmadığını beyanla, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Marmara Temizlik vekili, davacının davalı şirkette 04.07.2013-31.12.2013 tarihleri arasında asıl işveren İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünden alınan ihaleler kapsamında belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, sözleşme süresinin bitiminde iş ilişkisinin sonlandığını, davacının kıdem ve diğer haklarını talep edemeyeceğini davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının ücret tutarının belirlenmesi hususunda uyuşmazlık mevcuttur.
Somut olayda; hükme dayanak alınan raporda davacının dönemsel ücreti banka hesap ekstresine göre davacının hesabına yatan tutarların ortalamasının alınması suretiyle belirlenmiş ve geçmiş dönem ücretleri bu yönteme göre hesap edilmiştir. Ancak, davalı tarafça dosyaya klasör halinde aylık ücret bordroları sunulmuş olup, davacının bordrolara yönelik bir itirazının bulunmadığı gözetilerek, hesaplamalara dayanak ücret tutarlarının bordrolara göre belirlenmesi gerekmekte olup, yazılı şekilde yapılan ücret tespiti yerinde değildir.
3-Davacının fazla çalışma ücret alacağının tespiti uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda; davalılar nezdinde 15.09.2010-15.02.2014 tarihleri arasında yazılım uzmanı-teknikeri olarak çalışan davacının fazla çalışma ücret alacakları talebine ilişkin olarak hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; 15.09.2010 – 01.07.2012 arası dönem için tanık anlatımları ve 2010 yılı puantaj kayıtları dikkate alınarak haftada 6 gün 08:00-20:00 saatleri arasında çalışma yapıldığı kabulüyle hesaplamalar yapılmış ise de; dosyada 01.07.2012 tarihinden itibaren 08:00-17:00 saatleri arasında çalışma yapıldığına dair davacının imzasının yer aldığı puantaj kayıtları sunulmuş olup, bu kayıtlar gözetilmeksizin yapılan hesaplama isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Hak kazanılan yıllık izin süresi ile ilgili uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Yasanın 56. maddesinin 1 ve 2. fıkralarına göre yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Bu iznin 53. maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 2 tam yıl hizmet süresine karşılık 28 gün yıllık izne hak kazandığı, davacının yıllık izin kullandığına dair sunulan belgelerin 4857 sayılı İş Kanununun 56/1-2. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle dikkate alınamayacağı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, söz konusu belgelerde izin kullanma taleplerinin davacıdan geldiği, bir kısım iznini yurt dışında geçirdiği buna göre kullanılan izin süresi 10 günden az olsa da davacının rızası ile bölündüğünden yıllık izin hakkından mahsup edilmesi gerektiği Mahkemece gözetilmeksizin hüküm kurulması hatalı bulunup, bir diğer bozma gerekçesidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı Marmara Temizlik İnş. Gıda ve Kargo Dağ. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti’ye iadesine, 01.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.