YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25190
KARAR NO : 2020/10124
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 08/12/2009 tarihinden itibaren uzman olarak çalıştığını, 6772 sayılı Kanun’dan kaynaklanan ilave tediye alacağının ödenmediğini beyanla ilave tediye alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, müvekkilinin 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ödeme itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Kural olarak, yargılama aşamasında sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delilin o davaya konu olan borcu kesin olarak ortadan kaldıran bir nitelik taşımasıdır. Borcun ödendiğini gösteren makbuz veya ibraname bu istisnanın tipik örneğidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 27.01.2010 tarih 2009/9-586 esas-2010/31 karar sayılı kararı )
Somut olayda, 06/06/2015 tarihli bilirkişi raporuna karşı davalı işveren tarafından 29/06/2015 havale tarihli dilekçe ile itiraz edildiği ve söz konusu dilekçe ekinde dava konusu ilave tediye alacağının bir kısmının ödendiğine dair 24/04/2015 tarihli banka dekontu sunulduğu ancak ek raporda bu ödeme belgesine dair değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davalının dosyaya sunduğu 24/04/2015 tarihli banka dekontu konusunda bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, mahkemece hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt tutarlar mı olduğunun hüküm yerinde açıkça belirtilmemesi de infazda tereddüt yaratır mahiyette bulunduğu gibi itibar edilen hesap raporunda söz konusu ilave tediye alacağının 5510 sayılı Kanun’un 80/c ve 105. maddeleri uyarınca ücretin eki niteliğinde olduğu ve bu kanunun yürülüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden itibaren sigorta prim kesintisine tabi olduğu hususu da dikkate alınmadığından rapordaki net ücret tutarları da doğru hesaplanmamıştır.
Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01/10/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.