YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25480
KARAR NO : 2020/11170
KARAR TARİHİ : 08.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı 01.07.2010 – 01.04.2015 tarihleri arasında özel dershane olan davalı iş yerinde hizmetli olarak asgari ücretle çalıştığını, fazla çalışma ücretleri, hafta tatili ücretleri ve diğer ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle 01.04.2015 tarihli noter ihtarnamesiyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek; kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti,fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti alacaklarına hükmolunmasını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacının 01.07.2010 – 11.04.2015 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından devamsızlık nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, yaz aylarında okul öğrencileri gibi dershanelerinde tatil olduğunu, genel tatil günlerinde davalı kurumun kapalı olduğunu çalışmanın mümkün olmadığını beyanla, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının fazla çalışma ücret alacaklarının belirlenmesi hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Çalışma düzenin ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma, alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışma alacaklarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Aynı ilkeler ulusal bayram ve genel tatil alacakları için de geçerlidir.
Somut olayda; hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına dayalı olarak davacının haftanın 6 günü 60 saat çalışarak haftalık 45 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiş ise de, özel dershane olan işyerinde yaz aylarında okullarla paralel olarak eğitim verilmediğinin gözetilmemesi hatalı olup, herkesçe malum olan bu olgu dikkate alınarak değerlendirme yapılarak, okulların yaz tatilinde olduğu dönemler dışlanmak suretiyle fazla çalışma ücret alacağının yeniden hesaplanması gerektiği anlaşılmakla, yazılı şekilde verilen karar bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacının ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının belirlenmesi noktasında da uyuşmazlık mevcuttur.
Somut olayda; davacının milli bayramlarda çalışmasını sürdürdüğü kabulüyle hesap edilen alacağa hükmedilmiş ise de, davacı tanıklarının söz konusu günlerde dönüşümlü çalışma yapıldığına ilişkin beyanlarının dikkate alınmaması isabetsiz bulunmaktadır.
4-Davacının yıllık izin ücret alacağı bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Dosya kapsamına göre, davalı işyerinde 4 tam yıl hizmeti bulunan davacının 56 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu, dosyaya sunulu yıllık izin defter kaydı ve izin istek formlarına göre de söz konusu izinlerinin tamamını kullandığı anlaşılmasına karşın, bilirkişi tarafından 54 gün izin kullanıldığı bakiye 2 gün izin alacağı olduğu tespitiyle yapılan hesaplamaya dayalı şekilde karar verilmesi hatalı bulunup, bir diğer bozma gerekçesi olarak kabul edilmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.