Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/27386 E. 2017/16843 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27386
KARAR NO : 2017/16843
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı banka bünyesinde 21/09/2000 tarihinde bankanın bünyesindeki bir başka şirkette çalışmaya başladığını, bu çalışması sırasında gösterdiği yüksek performans sebebiyle 03/09/2011 tarihinden itibaren davalı banka bünyesine alınarak çalışmasını sürdürmeye başladığını, bu şekilde görevine devam ederken davalı bankanın genel müdür yardımcısının değişmesinden sonra yeni gelen müdür yardımcısının kendi istediği kadroları ve bu kadrolara dayalı yine kendinin isteği elemanları tayin ederek böylece müvekkil gibi evvelden beri çalışan kimselerin işten ayrılmasını temin etmek amacıyla devamlı bir psikolojik baskı yapma yoluna gittiğini, bu baskıların zaman içinde gerek genel müdür yardımcısının gereke diğer kendisine yakın personelin baskıları şeklinde devam ettiğini ve bu nedenle müvekkilinin psikolojisinin bozulduğunu, psikolojik destek almak zorunda kaldığını, en son olarak da iyileşmesi için kendisine heyet raporu verildiğini, bu raporun bitiminde iş yerine geldiğinde ise kendisi ile çalışılmak istenmediğinin beyan edildiğini ve ayrılmasının istendiğini, baskı altında bir takım kağıtların imzalatıldığını, kıdem ve ihbar tazminatının ödenerek 11/09/2015 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiğini, davacının iş akdinin kendi iradesi dışında psikolojik baskı ile alınan bir kısım belgelere dayalı ve talebi olmadığı halde talep ettiği gerekçesi ile feshedilmesi yoluna gidildiğinden iş bu işe iade davasının ikamesinin zorunlu olduğunu iddia ederek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının … sorunları nedeniyle ve kendi hür iradesi ile iş akdini sonlandırmak istediğini, iş akdinin feshi talebinin davacıdan geldiğini, bu talebin davacının … sorunlarından kaynaklandığını, müvekkil bankanın davacıyı işten ayrılma fikrinden vazgeçirmek için elinden gelen bütün çabayı gösterdiğini ve iş akdinin devamı için her yolu denediğini, akdin sonlandırılmasından bu derecede kaçınan bir işverenin baskı uygulayarak iş akdini feshettiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın asla kabulü anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında icabının davacıdan geldiği bir ikalenin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından sonlandırıldığı ve gerçek bir istifa iradesinin bulunmadığı, İş Kanunun 20/II maddesi uyarınca feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü üzerinde bulunan işverenliğin bu yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
İşçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması için, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekir. İş sözleşmesini fesheden işçi feshin geçersizliği ve işe iade isteminde bulunamaz.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekli olan, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, olsa olsa ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde icap biçiminde değerlendirilmelidir. İşverenin sosyal ve ekonomik üstünlüğünü kullanarak, tazminatları ödeme koşulu, benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün olmaz. İstifa belgesine dayanılmakla birlikte işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, … Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre, davacı işçinin 11.09.2015 tarihinde el yazısı ile düzenlediği “… problemlerine” dayanan ve kıdem – ihbar tazminatlarının ödenmesi koşuluna bağlı işten ayrılma isteği ikaleye davet niteliğinde olup, davalı işveren yine 11.09.2015 tarihli bildirimi ile kıdem- ihbar tazminatlarının ödeneceğini belirterek fesih işlemini gerçekleştirerek davete icabet etmiştir. Davacı taraf her ne kadar baskı altında kalması nedeniyle belge imzalamak zorunda kaldığını belirtse de, davacı tanığının anlatımının soyut nitelikte olduğu, davacıdan duyumunu aktardığı, irade fesadını ispata yeterli görülemeyeceği anlaşılmıştır. Bu deliller karşısında taraflarının karşılıklı anlaşma yolu ile iş akdini sonlandırdıkları, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığı, iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 180,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 30.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.