Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/27508 E. 2020/11898 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27508
KARAR NO : 2020/11898
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün değişen taşeronları nezdinde 01.08.1989 tarihinden itibaren çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik nedeni ile sona erdiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile birkısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalı şirket tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalı işyerindeki hizmet süresine göre 1475 sayılı İş Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanunu dönemine denk gelen hizmet süreleri ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle davacının toplam 454 gün yıllık izne hak kazandığı, davalı işverenlikçe yıllık izinlerin kullandırıldığı hususunda belge sunulmadığı, ancak 23 yıl gibi bir süre için davacının hiç izin kullanmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının hangi yıldan ne kadar izin alacağının kaldığının açıklatılması sonucuna göre karar verilmesi gerektiği ifade edilmiş olup; bu düşünce ile yalnızca 1 günlük yıllık ücretli izin karşılığı talep edebileceği net izin ücreti hesaplanmıştır. Davacı tarafça ibraz edilen 15.02.2016 tarihli ıslah dilekçesinde, davacının davalı işveren nezdinde çalıştığı 23 yıl boyunca her yıl 14 gün izin kullandırılmış olup buna göre kullandığı toplam izin süresi 322 gün olduğu, oysaki müvekkili davacının kıdemine göre kullanması gereken toplam izin süresi 504 gün olup; buna göre müvekkilinin kullanmadığı izin süresinin 504 – 322 = 182 gün olduğu, bilirkişi tarafından belirlenen günlük net ücret kullamadığı izinle çarpılınca ( 25,52 TL x 182 gün ) = 4.644,64 TL izin ücreti alacağı bulunduğu ifade edilmiş ve mahkemece de bu miktar hüküm altına alınmıştır. Ancak SGK kayıtlarına göre, davacının davalı DHMİ nezdindeki hizmet süresinin başlangıcı 01.02.1991 olup, iş sözleşmesi 02.06.2014 tarihinde emeklilik nedeni ile sona ermiştir. Davacının 20.04.1958 doğumlu olduğu dikkate alındığında, bilirkişi raporunda, 1475 sayılı Kanun dönemine göre yapılan hesaplama yerinde ise de, 4857 sayılı sayılı Kanun’un 53. maddesine göre davacının, 15 yıl dahil kıdem için 26 gün izne hak kazandığının gözetilmemesi hatalı olmuştur. Buna göre, davacının hak kazandığı toplam izin süresi 460 gün olup; ıslah dilekçesinde ifade edildiği gibi sırf davacı beyanına göre, izin süresinin 504 gün kabul edilmesi de hatalıdır. Netice itibariyle, ıslah dilekçesindeki davacı vekili beyanı da dikkate alındığında, davacının hizmet süresine göre hak kazandığı 460 gün izin süresinden, 23 yıl boyunca her yıl kullandığı ikrar edilen 14 gün izin süresi toplam 322 gün mahsup edilmek suretiyle, davacının bakiye 138 gün yıllık izin ücreti alacaklısı olduğu kabul edilmek suretiyle yıllık izin ücretinin hüküm altına alınması gerekir iken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.