Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/27548 E. 2020/11904 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27548
KARAR NO : 2020/11904
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 19.05.2010-04.08.2014 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde dişçi asistanı olarak çalıştığını, muayenehanenin taşındığı 04.08.2014 tarihinde, davalı işveren tarafından taşınma ile ilgili hususlardan dolayı kendisine bağırıldığını ve hakaret edildiğini; bu durumun müvekkiline çok ağır geldiğini ve ertesi gün işe gidemediğini, bu durumun eşi tarafından işverene bildirildiğini, ancak daha sonraki gün işe gidecekken Sosyal Güvenlik Kurumu dökümüne baktığında 31.07.2014 tarihi itibariyle işten çıkışının yapılmış olduğunu gördüğünü, bunun üzerine işe gitmediğini, kıdem tazminatı ve diğer hakları için kendisine 8.000,00 TL ödenmesinin teklif edildiğini, işyerinde fazla çalışma yapmasına rağmen karşılığının ödenmediğini, asgari geçim indirimi alacaklarının da ödenmediğini, ödenmeyen yıllık izin ücreti alacağının da bulunduğunu ileri sürerek, işbu dava ve birleşen Anadolu 3. İş Mahkemesinin 2016/309 Esas ve 2016/262 Karar sayılı dosyası ile kıdem ve ihbar tazminatı ile birkısım işçilik alacaklarının tashiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı işyerinin esnaf işyeri olması sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu kapsamı dışında kaldığını, davacının işten kendisinin ayrıldığını, müvekkilinin habersiz ve ansızın yaşanan bu ayrılma sebebiyle mağdur olduğunu, davacının asgari geçim indirimi dahil tüm alacaklarının ödendiğini, fazla çalışma yapmadığını, ödenmeyen işçilik alacağı bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında iş sözleşmesinin sona erme şekli hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 04.08.2014 tarihine kadar davalıya ait işyerinde dişçi asistanı olarak çalıştığını, muayenehanenin taşındığı 04.08.2014 tarihinde davalı işveren tarafından taşınma ile ilgili hususlardan dolayı müvekkili davacıya bağırıldığını ve hakaret edildiğini; bu durumun müvekkiline çok ağır geldiğini ve ertesi gün işe gidemediğini, bu durumun eşi tarafından işverene bildirildiğini, ancak daha sonraki gün işe gidecekken Sosyal Güvenlik Kurumu dökümüne baktığında 31.07.2014 tarihi itibariyle işten çıkışının yapılmış olduğunu gördüğünü, bunun üzerine işe gitmediğini ileri sürerek hak kazandığı kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde, 04.08.2014 günü davacının çalışmakta olduğu ve müvekkilin sahibi bulunduğu kliniğin taşınma hazırlıklarının yapıldığı günün akşamı davacının müvekkili ile tartıştığını, ertesi gün yani 05.08.2014 günü davacının işe gelmediğini, davacının neden işe gelmediğini öğrenmek isteyen müvekkilinin sabah erken saatte kendisini aradığını ancak telefon açılmadığını, müvekkilin davacıya ulaşmak için ısrarla araması üzerine bu kez telefonu davacının eşi …’ın açtığını, eşinin müsait olmadığını ve kendisini aratacağını belirttiğini, ardından da müvekkilin 0 532 748 19 89 numaralı telefonuna “Mine’yi işe gelmeye ikna edemiyorum. Çok yorgun hissediyor. Biraz izin verin psikolojik buhran geçiriyor, ikna edeceğim, anlayış gösterin, çok yorgun, işe ihtiyacımız var, niye böyle davranıyor anlamıyorum” şekilde bir kısa mesaj attığını, müvekkilinin randevulu hastaları olduğunu, çok zor durumda kaldığını en azından programını belirtmesi gerektiğini, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kaydının 05.08.2014 tarihinde kapatıldığını, iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dolayısıyla davacının haksız şekilde 05.08.2014 tarihinde istifa etmek suretiyle işi bıraktığını savunmuştur. Hal böyle olmakla birlikte, mahkemece, dinlenen davacı taraf şahidi …’ın (davacı işçinin eşi) vermiş olduğu ifade ve yine … tarafından davalı işverene atılan telefon mesajından, davacı işçi ile davalı işverenin 04.08.2014 tarihinde tartıştıkları, davacı işçinin, kendisine bağırılması ve hakarete uğraması nedeniyle psikolojisinin bozulduğu ve ertesi gün işyerine gitmediği, davalı işverenin talebine rağmen bu durumun devam ettiği, celp ve ibraz olunan belgeler, cevabi yazılar, alınan bilirkişi raporları, dinlenen tanık beyanları ile tüm dosya muhteviyatından dava konusu iş sözleşmesinin, davacı işçi tarafından, 4857 sayılı İş Kanunu’nun m. 24/II-b kapsamında haklı nedenle fesih edildiği ve davacının kıdem tazminatı almaya hak kazandığı, ancak iş sözleşmesi haklı nedenle de olsa davacı işçi tarafından fesih edilmiş olduğundan ihbar tazminatı talep hakkının bulunmadığı kanaatine varılarak, kıdem tazminatı talebinin kabulüne, ihbar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir. Ancak öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar işyerinde 04.08.2014 tarihinde taraflar arasında bir tartışma yaşandığı hususu sabit ise de, davacının dava dilekçesindeki açıklaması işverence iş sözleşmesinin 31.07.2014 tarihinde feshedildiği, bunun öğrenilmesi üzerine 05.08.2014 tarihinden sonra işyerine gidilmediği yönünde olup; davacı hem kıdem tazminatı hem de ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Yerel mahkemece, davacı tarafça iddia edilmemiş olmasına rağmen davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü öncelikle bu sebeple hatalı olmuştur. Öte yandan, her ne kadar dosyada 31.07.2014 tarihli işten ayrılış bildirgesi mevcut ise de, Hizmet Döküm Cetveline göre, davacının bu tarih itibariyle çıkışının yapılmadığı, 05.08.2014 tarihi itibariyle işten çıkışının yapıldığı, 2014/8. ay bakımından da 5 günlük sosyal güvenlik priminin işverence bildirildiği, 05.08.2014 tarihli işten ayrılış bildirgesinin de bulunduğu görülmektedir. Ayrıca dosyada yer alan davacı tanığı ve aynı zamanda eşi olan … tarafından gönderildiği anlaşılan 05.08.2014 tarihli mesaj içeriğinde de, “Aslı hanım ben Cihan, dün geceden beri Mineyle uğraşıyorum, psikolojisi çökmüş, ağlamalar falan, işe gelmeye ikna olmuyor, bugün kalktı saati kurup ama yine de gelemiycek bence” yazılı olup; davacı tanığı … celsedeki yeminli beyanında, “Tarafıma gösterilen 5.8.2014 tarihli mesaj çıktısı bana ait olup, ben bu mesajı davalıya çektim, davacının işe gitmediği sabah kendisini psikolojik olarak iyi hissetmediği için işe gitmedi yoksa davalı işe gelme demedi. Davacı 1,2,3,4 Ağustos 2014 tarihlerinde çalışıyordu. Benim de bulunduğum bir ortamda 5 Ağustos 2014 tarihinde davalı eşimi arayarak eşim işe gitmediği için “Mine nerdesin hastalar kapıda kaldın, niye işe gelmedin.” diye telefonla aradığını biliyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur. Diğer davacı ve davalı tanıklarının ise feshe ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi, önceki tarihte (31.07.2014) iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ispatlayamadığı, davacının işyerinden kendisinin ayrıldığı anlaşılmakla, davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken, mahkemece dava dilekçesindeki açıklamalar da gözetilmeksizin iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği kabulü ile kıdem tazminatının kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanırken; asgari geçim indirimi dahil edilen temel ücret üzerinden hesaplama yapılması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.