Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/27866 E. 2020/11376 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27866
KARAR NO : 2020/11376
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 1001 2001 08945 sigorta sicil nolu davacının, 09/10/2001 tarihinden itibaren 05/08/2011 tarihine kadar, davalının, ihale yoluyla, hizmet alımı yaptığı şirketlerde aralıksız olarak çalıştığını, tüm çalışmalarının Üniversite Rektörlüğü Yemekhanelerinde geçtiğini, davalının sürekli üst işveren konumunda olduğunu, son alt işverenin, SGK da 1107169 sayılı dosyada işlem gören, … Gıda San. Tic. Ltd. Şti olduğunu, davacının işine 31/05/2011 tarihinde son verildiğnii, yapılan yeni ihale sonucu diğer arkadaşları işe başlatıldığı halde davacının işe alınmadığını, kendisine ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmediğini, davacının bir anda işsiz kaldığını, iddia edip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 3.500,00 TL kıdem tazminatının, akdin fesih tarihinden itibaren, Bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla 1.500,00 TL ihbar tazminatının da, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı ile aralarında hiçbir hukuksal bağ bulunmadığını, idarenin yemek işleri hizmetlerinin hizmet alımı – ihale yoluyla satın alındığını, çalıştırılan işçilerin hak ve alacaklarından ihaleyi alan şirketlerin sorumlu olduklarını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ayrıca taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Tarafların hukuki dinlenilme haklarının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkı”nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır.
Somut olayda, 28.06.2016 tarihli celsede bilirkişi raporunun taraf vekillerine elden tebliğ edildiği ve davalı vekilince bilirkişi raporu ve ıslahı kabul etmedikleri, beyanda bulunmak üzere süre talep ettiklerini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı tarafa bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmak üzere süre verilmesi gerekirken süre verilmemiş ve bu suretle davalının hukuki dinlenilme hakkı kısıtlanmıştır. Açıklanan şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 12.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.