YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/28178
KARAR NO : 2020/14797
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde mağaza sorumlusu olarak çalıştığını ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar, yasal süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının davalıya avans borcu bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı taraf cevap dilekçesinde, davacıya 2.400,00 TL borç verildiğini ve davacı tarafından geri ödenmediğini ileri sürerek söz konusu bedelin davacı lehine hesap edilecek alacaklardan mahsup edilmesini talep etmiştir. Davacı taraf ise bu konuda herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Mahkemece davalının takas mahsup talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. Ancak varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir. Şöyle ki, davalı taraf, davacıya 2.400,00 TL avans verildiğini iddia etmiş ve bu hususta iddiasının ispatı ile ilgili olarak sadece tanık deliline dayanmıştır. Davalı tanıklarından …, “…davacı şirketten 2.400,00 TL borç almıştı. Ben kendi elimle verdim…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. maddesi gereğince senetle ispat zorunluluğu kapsamında olmadığı da değerlendirildiğinde davalının iddiasını tanık beyanıyla ispatladığı dikkate alınarak mahsup talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Somut uyuşmazlıkta; davacı işçinin fazla çalışma ile genel tatil ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca makul bir indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre takdir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.Bu durum genel tatil ücretleri içinde geçerlidir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının davacı tanık beyanları ile birlikte davacı tarafından sunulan mesai çizelgeleri de dikkate alınarak hesaplandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu kayıtların davalı işverene ait olduğuna dair bilgi içermeyip davalı tarafça da kabul edilmediği göz önüne alındığında ayrıca anılan kayıtların hesaplama yapılan tüm döneme ilişkin olmadığı da değerlendirildiğinde davacının talep ettiği fazla çalışma ile genel tatil ücreti alacaklarının tanık deliline dayanarak hesaplandığı kabul edilerek yukarıda belirtilen ilke kararı doğrultusunda bu alacaklar ile ilgili olarak hükmedilen alacak miktarları da gözetilerek makul oranda bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Diğer yandan Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, imzalı ücret bordrolarındaki fazla çalışma tahakkukları, tespit edilen fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilerek sonuca gidilmiştir. Ancak davacının imzasını içeren ücret bordrolardaki fazla çalışma tahakkuku olan ayların hesaplamadan dışlanması gerekirken yazılı şekilde mahsup edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.