Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/29838 E. 2020/14615 K. 03.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/29838
KARAR NO : 2020/14615
KARAR TARİHİ : 03.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 26.11.2007 tarihinde boya teknisyeni olarak çalışmaya başladığını, davacının son aylık net ücreti 1.400,00 TL olmasına rağmen bu ücretin 300,00 TL‘lik bölümünün prim olarak gösterildiğini, böylece ücretin kayıtlarda daha düşük gösterildiğini, davacının Çalışma Bakanlığı’na şikayeti üzerine üzerine işyerinde yapılan denetim sonucunda ücretlerin bir kısmının performans primi olarak gösterilmek suretiyle işverenlik tarafından gerçek normal çalışma ücretleri üzerinden fazla çalışma ücreti tahakkuk ettirilerek ödenmediğinin tespit edildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 26.11.2007-12.04.2014 tarihleri arasında çalıştığını, davacı işçinin işveren tarafından başka bir birimde görevlendirildiğini, davacının bu görevlendirmeyi kabul etmeyerek iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, davacıya kıdem tazminatının ödendiğini, iş sözleşmesinin davacı tarafından feshi karşısında ihbar tazminatına hak kazanılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında iş sözleşmesini fesheden tarafın belirlenmesi ve davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanun’un 24 ve 25’inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17’nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26’ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması nedeniyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işvereni şikayet etmesi üzerine iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise davacının görev yerinin değiştirilmesi üzerine, iş sözleşmesini iş şartlarında esaslı değişiklik sebebiyle haklı feshettiğini savunmuştur. Mahkemece, davacı vekilinin ‘iş sözleşmesinin feshinden sonra kıdem tazminatının ödeneceği vaadiyle’ davacıya bir kısım kağıtlar imzalatıldığını, davacının bu kağıtların içeriğini bilmediğini beyan ettiği, dosyada mevcut görev yeri değişikliğine ilişkin 10.04.2014 tarihli yazıda M.RA.P mobil boya teknisyeni olarak görev yapan davacıya mini onarım bölümünün ihtiyacına binaen boya teknisyeni olarak 11.04.2014 tarihinden itibaren görevlendirildiğinin bildirildiği, davalı tanıklarının anlatımlarının birbiri ile çeliştiği, davacının şikayeti üzerine işverenin idari para cezası ödemek zorunda kaldığı, davalı tarafından yapılmak istenen görev yeri değişikliğinin esaslı değişiklik olmadığı gerekçesi ile işverenin aslında ihbar tazminatı ödememek için böyle bir yola başvurduğu, böylece iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan davacıya ait (el yazılı) 12.04.2014 tarihli dilekçede, davacının 10.04.2014 tarihinde kendisine tebliğ edilen görev yeri değişiminin iş şartlarının tek taraflı değişiklik arz etmesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği ve kıdem tazminatının ödenmesini istediği ifade edilmektedir. Davacı taraf, bu belgedeki imzasını inkar etmemiştir. Davacının el yazısı ile düzenlenen 12.04.2014 tarihli fesih yazısının, irade fesadı hallerinden birinin varlığı sebebiyle geçersiz olduğu ileri sürülmüş veya ispat edilmiş değildir. Bu halde, mahkemece iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından değil, davalı işveren tarafından feshedildiği ve bu feshin de haksız fesih olduğu sonucunu varılması yerinde değildir. Davacı tarafından düzenlenen 12.04.2014 tarihli fesih yazısının varlığı karşısında iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiği kabul edilmeli, iş sözleşmesini kendisi fesheden tarafın ihbar tazminatına hak kazanamayacağı dikkate alınarak ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmelidir. Hatalı hukuki değerlendirme yapılarak ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03/11/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.