Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/30088 E. 2020/14824 K. 04.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/30088
KARAR NO : 2020/14824
KARAR TARİHİ : 04.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından hiçbir neden belirtilmeden feshedildiğini ileri sürerek ihbar tazminatı, bakiye ücret ile hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının aldığı aylık ücret miktarı ve bakiye ücret alacağına ilişkin uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının aylık 2.200,00 TL ücretle çalıştığını ancak maaşının asgari ücrete kadar olan kısmının bankadan kalan kısmının elden ödendiğini ileri sürmüştür. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı, davacının aldığı ücreti bilmediğini beyan etmiştir. Davacı tanığı davacının ücretle ilgili iddiasını doğrulamadığı gibi davacı tarafından bu hususta başkaca delil de sunulmamıştır. Bu durumda, davacı ücrete ilişkin iddiasını ispatlayamamış olup dosyadaki sosyal güvenlik kurumu belgelerine göre davacının asgari ücret aldığının kabulüyle buna göre yapılacak hesaplamaya göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık da davacının ulusal bayram genel tatil ve hafta tatilili ücreti alacaklarına ilişkindir.
Fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram genel tatillerde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı ulusal bayram genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalışma yapılmasına rağmen karşılığının ödenmediği ileri sürmüş, davacı tanığı ise davacının çalışma şekline ilişkin bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Davacının ulusal bayram genel tatil ile hafta tatili günlerinde çalıştığı hususu yöntemince kanıtlanabilmiş değildir. Bu durumda mahkemece davacının bu alacak kalemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.