Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/30404 E. 2020/14279 K. 02.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/30404
KARAR NO : 2020/14279
KARAR TARİHİ : 02.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, 13/02/2008 tarihinden sebepsiz, haksız ve bildirimsiz olarak işten çıkartıldığı 15/08/2014 tarihine kadar kesintisiz olarak belirsiz süreli iş akdiyle davalı şirketin Çorlu şubesinde kasadan sorumlu mağaza elemanı olarak çalıştığını, Sosyal Güvenlik Kurumu işe başlangıç bildiriminin 07/01/2009 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin çalıştığı dönem boyunca asgari ücretten daha fazla ücretle çalıştığını, asgari ücretin bankaya yatırıldığını elden 200 TL verilmek suretiyle en son olarak aylık net 1.100 TL ücretle çalıştığını ancak işverence Sosyal Güvenlik Kurumu’na prime esas kazançlarının asgari ücret olarak bildirildiğini, davacının saat 09.00 ila 22.00 arasında haftanın 6 günü günde en az 12 saat ve bazen 12 saati aşacak şekilde çalıştırıldığını ancak fazla çalışma ücretlerinin hiç bir zaman ödenmediğini, davacınınn 2009 yılından 1 hafta, 2010 yılından 1 hafta, 2011 yılından 1 hafta , 2012 yılından 1 hafta, 2013 yılından 4 gün, 2014 yılından 10 günlük yıllık ücretli izin kullandırılmadan çalıştığını ancak ödenmediğini, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının olduğunu ileri sürerek; davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının müvekkili şirkette işe başlama tarihinin dava dilekçesinde iddia edilen tarih olmayıp davacının SSK işe başlama bildirgesinde belirtilen tarih olduğunu, kendi rızasıyla ve hiç bir haklı neden sunmadan fesih ihbar öneline uymaksızın işi terk ettiğini, dava dilekçesinde belirtilen ücret miktarının hayali olup ücretin imzalı bordroda görülen olduğunu, davacının müvekkiline ait mağazanın Çorlu şubesinde kasiyer olarak çalıştığını, işi kendisinin terk ettiği için ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, bu nedenle talebinin reddi gerektiğini, davacının Tekirdağ – Süleymanpaşa da yaşadığı, şirkete ait araç ile mağazanın Çorlu şubesinde çalıştığı süre boyunca gidip geldiğini, haftanın 6 günü saat 11.00 ila 20.30 arasında çalıştığını, yıllık izinlerinin yasada belirtildiği üzere her yıl düzenli olarak kullandığını, tüm alacak taleplerinin zamanaşımına uğramakla birlikte talep ettiği faiz başlangıç tarihinin yasal dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini, sonuç olarak davacı işçinin iş akdinin feshinin tamamen haksız olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, izin ücreti alacaklarına karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta davacı haftanın 6 günü 09.00-22.00 satleri arasında çalıştığının iddia ederken, davalı vekili , haftanın 6 günü 11.00-20.30 arasında çalıştığını savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanık beyanlarına göre, davacının 09.00-.21.00 saatleri arasında çalışarak, haftalık 18,26 saat fazla mesai yapıldığı kabulü ile hesaplama yapılmıştır.
Ancak; dinlenen davacı tanıklarından T.Ç. davalı işyerinde 2011 yılında mart ile eylül ayları arasında çalıştığını beyan ederken, diğer davacı …I.’ın davalı işyerinde çalışmadığı, davacının arkadaşı olduğunu beyan etmiştir.
Tanıkların işyeri çalışma düzenini kendi çalışma süreleri ile sınırlı olarak bilebilecekleri, bu durumda davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ile ilgili , işyerinde belli bir süre çalışmış olan davacı … T.Ç nin çalışma süresi ile sınırlı olarak, talep edilen diğer sürelerle ilğili ise, davacının çalışma düzenini bilen davalı tanık beyanları dikkate alınarak hesaplanması gerekirken, tüm çalışma süresine ait fazla çalışma ücreti alacağının , işyerinde belli bir süre çalışan davacı tanık beyanı dikkate alınarak hesaplanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.