Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/30525 E. 2019/14700 K. 02.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/30525
KARAR NO : 2019/14700
KARAR TARİHİ : 02.07.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02/07/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki bilgi ve belgelere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- İcra inkar tazminatına hükmedilmesinin ana koşulu alacağın likit ( hesaplanabilir ) olmasıdır.
Somut uyuşmazlıkta, hesaba esas ücret taraflar arasında ihtilaflı olup, takibe konu alacakların likit olduğundan söz edilemeyeceğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
6100 sayılı HMK.nın 297/2. maddesi uyarınca “ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “ bu bağlamda;
Mahkemece takibin devamına karar verilirken, hangi alacak kaleminde, hangi tür faiz uygulanacağının, takipte faiz oranı belirtildiğinden, faizin bu oranı geçemeyeceğinin, tahsil hükmü kurulan ihbar tazminatı faizinin başlangıç tarihinin açıkça belirtilmemesinin ve hükmedilen miktarların net mi, yoksa brüt mü olduğunun hükümde gösterilmemesinin infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hata olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HMK. nın geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ:
Temyiz edilen kararın hüküm fıkrasının 2, 3 ve 4 numaralı bentlerinin hükümden çıkartılarak, yerlerine;
“ 2- Takibin net 44.036,43 TL. kıdem tazminatı, net 27.200,00 TL. ihbar tazminatı ile net 650,00 TL. işlemiş kıdem tazminatı faizi üzerinden devamına,
Kıdem tazminatına yıllık % 20 oranını geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi, ihbar tazminatına yıllık % 20 oranını geçmemek üzere yasal faiz uygulanmasına,
3- Takibe konu alacaklar likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4- Net 5.321,85 TL. ihbar tazminatının ıslah tarihi olan 23.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, “ bentlerinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.09.2018 tarih ve 2018/2 E. – 2018/8 K. sayılı İBK. uyarınca onama harcı alınmasına yer olmadığına, nispi temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, davalı yararına takdir edilen 2.037.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 02.07.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.