YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/34095
KARAR NO : 2016/18368
KARAR TARİHİ : 24.10.2016
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, dini ve milli bayram çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş kanunundan doğan alacaklarının davalı işverenler tarafından ödenmemesi nedeniyle iş aktini haklı olarak feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatı, yıllık izin,hafta tatili, dini ve milli bayram, fazla mesai, asgari geçim indirimi ve ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, davacının istifa ederek ayrıldığını alacaklarının ödendiğini davanının reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davalılar vekilince temyizi üzerine; Dairemizin 22/03/2016 tarih ve 2014 /31472 – 2016/6851 sayılı kararı ile “Mahkemece, iki davalı olduğu halde tefhim edilen kısa kararda hangi davalı olduğu belirtilmeden alacakların “davalıdan” tahsiline karar verildiği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise davalı …’ten tahsili şeklinde hüküm fıkrası oluşturulduğu, gerekçe kısmının son paragrafında ise; işyerinin davalılar … ve … adına tescilli olduğunun belirtilmesine rağmen diğer davalı … hakkında olumlu olumsuz herhangibir karar oluşturulmadığı kısa karar gerekçeli karar çelişkisi bulunduğu ” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılar avukatı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Yerel Mahkemece; davacı işçinin fazla çalışma ve genel tatil ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda takdiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Dairemizin önceki kararlarında; fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda fazla mesai ve genel tatil ücret alacakları takdiri delil niteliğindeki tanık beyanlarına göre hesaplanmasına rağmen yukarıdaki ilke kararında açıklanan gerekçeyle fazla mesai alacağından takdiri indirim yapılmasına rağmen genel tatil ücret alacağından makul bir oranda takdiri indirim yapılmadan karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.