YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/34404
KARAR NO : 2020/17255
KARAR TARİHİ : 07.12.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, 16.03.2010-01.12.2014 tarihleri arasında davalı işverenlik nezdinde çalıştığını, 18.11.2014 tarihli İhtarname ile günde 12 saat çalıştırıldığından ve sigorta primleri gerçek ücreti üzerinden ödenmediğinden iş akdini haklı sebeplerden dolayı feshettiğini davalıya ihtar ettiğini, davalı işverenlikçe 01.12.2014 tarihinde işten çıkarıldığını beyanla; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ile resmi ve dini bayram çalışmaları alacaklarının olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacı işçinin 20.07.2010 tarihinden itibaren müvekkili işverenlik nezdinde çalışmakta iken kendi İsteği ile herhangi bir haklı neden bulunmaksızın işten ayrıldığını, dava dilekçesinde feshe gerekçe kılınan olguların gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle tazminata hak kazanamadığı gibi başkaca herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, kıdem tazminatı, fazla mesai, genel tatil ve ücret alacaklarına karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-6100 Sayılı HMK.nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Yine 6100 sayılı HMK’nun 281. maddesi, “(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.
(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.” hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta; dosyaya 10.03.2016 havale tarihli bilirkişi raporunun alındığı, davacı vekiline 15.03.2016 tarihli duruşmada elden tebliğ edildiği, aynı duruşmada davalı vekilinin mazeret verdiği ve duruşmaya katılmadığı bu nedenle raporun davalı vekiline tebliğe çıkarılması yönünde ara karar kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak dosya içeriğinden ve sistem üzerinden yapılan incelemede davalı vekiline raporun tebliğ edilmediği , tekrar davacı vekiline tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekiline bilirkişi raporunun tebliğ edilmeden varsa itirazları alınmadan savunma hakkını kısıtlanarak karar verilmesi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmektedir.
2- Taraflar arasında davacı işçi ücreti uyuşmazlık konusudur. Davacı ücretinin net 1500 TL olduğunu iddia ederken, davalı banka kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini , işe başlarken ücretin 666 TL brüt olarak belirlendiğini, ücret bordrolarını itirazsız imzaladığını savunmaktadır. Hükme esas alınan raporda ise; davacının asgari ücret alamayacağını kabulü ile davacı beyanı esas alınarak hesaplamalar yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde emsal ücret araştırması yapılmadığı anlaşılmakla, işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, tarafların bildirdikleri emsal işyerlerinden ve TÜİK’ten emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 07.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.