YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/34909
KARAR NO : 2020/17601
KARAR TARİHİ : 07.12.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin özeti:
Davacı vekili, davacı işinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak sona erdirildiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalıların Cevabının Özeti:
Davalı …/… Denizcilik vekili ve Davalı … Boru Çelik Konstrüksiyon San. ve Tic. A.Ş. vekili , ayrı ayrı davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, Davalı …/… Denizcilik vekili ve Davalı … Boru Çelik Konstrüksiyon San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının ücreti konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine; dönemlere uyularak ödenmelidir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin 2.fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusunun mahkemece resen araştırılması gerekmekle, mahkemenin belgeye değer vermeden önce muvazaa şüphesini ortadan kaldırması ve kendiliğinden gerekli araştırmaya gitmesi gerekir. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur.
Asıl sorun, yasal yükümlülüğe ve cezai yaptırıma rağmen 8. ve 37. madde hükümlerine aykırı şekilde belgelerin hiç verilmemesi noktasında ortaya çıkar. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı İş Kanununun 8 ve 37. maddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, İş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmiş olması, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzenlenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir.
“Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.”
Somut olayda, genel formen olarak çalışmış olan davacı aylık ücretinin net 4.000,00 TL olduğunu,ücretin bir kısmının banka kanalı ile bir kısmının ise elden ödendiğini iddia etmiş, davalılardan …/… Denizcilik vekili davacının ücretinin brüt 2.023,57 TL olduğunu beyan etmiş, diğer davalı … Davalı … Boru Çelik Konstrüksiyon San. ve Tic. A.Ş. vekili ise davacının net 4.000,00 TL ücret almadığını beyan etmiştir. Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmış olup … Sendikası’nın cevabi yazısında davacının aylık net ücretinin 2.250,00 TL – 2.500,00 TL olabileceğinin bildirildiği görülmüştür. Mahkemece beyanlarına başvurulan davacı tanıkları asgari ücret tutarının banka kanalı ile kalan tutarın elden ödendiğini beyan etmişler, davacı tanığı …formen ücretlerinin piyasada 4.000,00 -5.000,00 TL civarından olduğunu, bildiği kadarıyla davacının da bu civarda ücret aldığını beyan etmiş, diğer davacı tanıkları ise davacının aylık ücreti konusunda bilgileri bulunmadığını beyan etmişlerdir. Mahkemece beyanlarına başvurulan davalı … Boru Çelik Kons. San. ve Tic. A.Ş. tanıkları davacının ne kadar ücret aldığını bilmediklerini, davalı …/… Denizcilik tanıklarından … davacının ne kadar ücret aldığını bilmediğini, diğer tanık … ise bildiği kadarıyla davacının 2.000,00 TL civarında brüt ücret aldığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, …. Sendikası yazı cevabının atölye formeni olarak çalışan emsal işçi yerine temizlik genel formeni olarak çalışan emsal işçi esas alınarak belirtildiği ve davalı tanıklarından …’in davacı ile aynı işi yaptığının birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının aylık net 3.500,00 TL ücret ile çalıştığının kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, Mahkemenin davacının ücretine ilişkin kabulü dosya kapsamına uygun değildir. Şöyle ki; davacı vekili tarafından sunulan 17.06.2015 tarihli delil dilekçesinde … Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası Genel Merkezi’ne müzekkere yazılarak, Gemi yapım işkolunda temizlik elemanı olarak 10 yıldır çalışan bir işçinin emsal ücretinin sorulmasına karar verilmesi talep edilmiş ve Mahkemece talep üzerine yazılan müzekkere uyarınca cevabi yazı dosyaya sunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tanıklarından …’in davacı ile aynı iş yaptığı değerlendirmesi ile davacının aylık ücretinin belirlenmesinde beyanı esas alınmış ise de ilgili tanığın beyanı incelendiğinde kendisinin aylık 3.500,00 TL ücret aldığını ancak bu ücrete fazla mesai ücretlerinin de dahil olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır. Bununla beraber davalı tanığının kıdeminin 15 yıl olduğu, davacı işçinin ise davalılar bünyesinde yaklaşık 1,5 yıllık kıdeminin bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olmakla, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler uyarınca davacının aylık net 2.500,00 TL ücret aldığı kabul edilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 07.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.