YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/35110
KARAR NO : 2020/18053
KARAR TARİHİ : 10.12.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan … İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ile …Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkili davacının 28.02.2012 tarihinde davalı … Ltd. Şti’de işe başladığını, iş sözleşmesi sürerken davalı … Ltd. Şti.’nin davacıyı önce davalı … A.Ş. tarafından inşaa edilen inşaatta, sonrasında ise davalı …A.Ş. tarafından üstlenilen projeye ilişkin şantiyeye naklettiğini, iş sözleşmesinin 01.03.2013 tarihinde işin sona erdiği gerekçesiyle davalı … Ltd. Şti. tarafından feshedildiğini savunarak, kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra aylık ücret alacağı ile fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan her birinin sorumlu olduğu alacak türü ve meblağı ayrı ayrı belirtilerek tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı … İnşaat San. ve Tic. A.Ş. vekili, müvekkili ile davacının işvereni … Ltd. Şti. arasında müteahhitlik ilişkisi bulunduğunu, ara dinlenmeleri dikkate alındığında davacının fazla mesaisinin olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş. vekili; müvekkili ile davacının işvereni … Ltd. Şti. arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığınından müvekkilinin İş Kanunu’nun 2. maddesinden doğan bir sorumluluğunun olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … Paslanmaz Çelik Alü. Cam İnş. Taah. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davacının müvekkiline ait işyerinde 28.02.2012-11.03.2013 tarihleri arasında çalıştığını, davacının 22.02.2013 tarihinden itibaren devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı feshedildiğini, fazla mesainin düzenli olarak ödendiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının belirlenen alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalılar … İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ile …Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı … İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ve davalı …Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş.’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesine göre bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Ancak asıl işverenin müteselsil sorumluluğu alt işverenin işçisinin asıl işverenin işyerinde özgülenmiş olarak çalıştığı süre ile sınırlıdır.
Somut olayda, Mahkemece gerekçeli karar içeriğinde; ‘davacının davalılardan … şirketinde 28.02.2012-01.03.2013 tarihleri arasında çalıştığı, davalılardan … A.Ş. ile …Yapı A.Ş. ünvanlı şirketlerin 3. şahıslardan anahtar teslimi şeklinde iş üstlendikleri ve işin bir bölümünü (cam kaplama, işçilik temini vs) diğer davalı … Tasarım Şirketi’ne devrettikleri, anahtar tesliminde işin tamamının üçüncü kişiye devredilmesi gerektiği oysa ki somut olayda işin bir kısmının devredildiği, dolayısıyla kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere … A.Ş. ile …Yapı A.Ş.’nin asıl işveren, davalılardan … Tasarım Şirketi’nin ise alt işveren olduğu’ yönünde açıklama yapılmasına karşın netice olarak davacının tespit olunan alacak tutarlarının tamamından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmiştir.
Ne var ki; dosya kapsamına göre davacının davalı … A.Ş.’nin asıl yüklenicisi olduğu Bomonti Şantiyesinde 28.02.2012-Eylül 2012 ve davalı …Yapı A.Ş.’nin asıl yüklenicisi olduğu Zorlu Center Şantiyesinde 12.01.2013-01.03.2013 tarihleri arasında çalıştığı, davacının birbirinden bağımsız asıl işverenlerin işinde aynı alt işverenin işçisi olarak çalışması sebebiyle işyeri devrinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Esasen mahkeme tarafından da gerekçeli kararda değinildiği üzere davalı asıl işverenlerin alt işveren şirket ile olan müteselsil sorumluluğunun davacının kendi işyerlerinde geçen çalışma süresiyle sınırlı olmasına karşın, mahkemenin gerekçeli karar içeriğindeki kendi açıklaması ile de çelişki oluşturmak ve davacının dava dilekçesindeki talebini aşmak suretiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenmiş olan ‘Hakim, her iki tarafın iddia ve savunmasıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.’ hükmüne aykırı biçimde davalıların tüm alacaklardan müşterek ve müteselsil sorumlu bulunduklarına karar vermesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı vekili, dava dilekçesinde Şubat ayı ücretinden ödenmeyen 1.860,00 TL’nin davalı … Şirketi ve …A.Ş. şirketinden müteselsilen tahsilini talep etmiş iken, 26.11.2015 tarihinde mahkemeye verdiği dilekçe ile davasını ıslah ettiğini belirtip, 726,60 TL aylık ücretin … Şirketi ve …A.Ş. müştereken ve müteselsilen tahsilini istediğini bildirmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83. maddesine göre iki taraftan her biri usule ilişkin olarak yaptığı işlemi tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Ancak, davacının söz konusu istemi bir usul işlemi olmayıp maddi hukuka ilişkin kısmi bir feragattir. Doktrinde buna istem sonucunun daraltılması (azaltılması) da denilmektedir. Davacı tarafın istem sonucunu azaltması, davayı genişletme veya değiştirme sayılmaz. Tam veya kısmi feragat için karşı tarafın iznine ve ayrıca bunun için ıslah yoluna başvurulmasına gerek de yoktur. Dolayısıyla davacılar vekilinin bu isteminin ıslah müessesinin niteliği ile bağdaşır bir yönü de bulunmamaktadır. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Mahkemece; davacı vekilinin istemi, kısmi bir feragat olarak kabul edilip, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava dilekçesindeki ilk talebi ile kabul edilen miktar arasındaki fark üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz bulunup bir diğer bozma sebebidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 10/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.