Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/3906 E. 2019/10613 K. 13.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3906
KARAR NO : 2019/10613
KARAR TARİHİ : 13.05.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 23/12/2004 tarihinden 05/03/2014 tarihine kadar elektrik teknisyeni olarak çalıştığını, ücretinin toplu iş sözleşmesi gereği düşürüldüğünü, bu şekilde ücretinin eksik hesaplanıp ödendiğini, davalının eşit işlem yapma borcuna aykırı davrandığını ileri sürerek, ücret farkı ve eşitlik ilkesine aykırılık tazminatı alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının belirli iş sözleşmesi ile çalıştığını, kendi isteği ile sendikaya üye olduğunu, bu nedenle işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesine göre yevmiyenin belirlendiğini, ücretinde bir düşüş olmadığını, işçi sendikaya üye olmadan önceki hale göre maaşında %40 artış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçi, iş sözleşmesi ile belirlenen temel ücretinin toplu iş sözleşmesi ile düşürüldüğünü, sonrasında toplu iş sözleşmesi ile belirlenen ücret artışlarının düşük ücretle yapıldığını, bu durumun eşit işlem borcuna aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek ücret farkı ve toplu iş sözleşmesinde öngörülen diğer haklar yönünde fark alacaklar ile eşit davranma borcuna aykırılık tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı işveren, toplu iş sözleşmesi ile davacının gelirlerinde artış meydana geldiğini, toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılan tüm ücret ve sosyal yardımlarının ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece, iş sözleşmesinin işçi lehine hükümlerinin toplu iş sözleşmesine göre öncelikle uygulanması gerektiği ve toplu iş sözleşmesi ile getirilen ücret skalasının İş Kanunu’nun 22. maddesinde öngörülen prosedüre uygun olarak çalışma koşullarında değişiklik anlamına gelmediği gerekçesiyle ücret farkı isteğinin kabulüne ayrımcılık tazminatının reddine karar verilmiştir.
Davacı işçi 23.12.2004 tarihinde işe başlamış olup, taraflar arasında 21.12.2004 tarihinde imzalanan bireysel iş sözleşmesinin 6. maddesinde yevmiye 29,20 TL. olarak belirlenmiş, 7. maddede ise fazla çalışmaların ücrete dahil olduğu açıklanmıştır. İş sözleşmesinin 8. maddesinde ise işçinin sendikaya üye olması durumunda işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesindeki şartlar dahilinde hak ve menfaatlerden yararlanacağı belirtilmiştir.
İş ilişkisinin kurulduğu tarihte işyerinde 21.10.2003 tarihinde imzalanmış olan 01.03.2003-28.02.2005 tarihleri arasında yürürlükte kalan toplu iş sözleşmesi uygulanmaktadır. Toplu iş sözleşmesinde davacının konumunda çalışanlar için yevmiye 25,42 TL. olarak belirlenmiştir.
Davacı işçi işe girdiği tarihten itibaren yaklaşık üç ay sonra sendika üyesi olmuş ve yevmiyesi 25,42 TL olarak uygulanmaya başlanmış, bu arada toplu iş sözleşmesi ile getirilen diğer mali ve sosyal haklardan yararlanmıştır.
Bireysel iş sözleşmesinin 8. maddesinde taraflarca, işçinin ilerde sendikaya üye olması halinde temel ücretin toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirleneceği açıkça kararlaştırılmıştır. Davacı işçinin iş sözleşmesini imzaladığı tarihte işyerinde 2003-2005 tarihleri arasında yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinde ücret rakamı 25,42 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda davacı işçi bireysel iş sözleşmesini imzaladığı sırada, ileride sendika üyesi olması durumunda yevmiyesinin ne kadar olması gerektiği bilmektedir ve buna göre üye olması halinde uygulanacak yevmiye de toplu iş sözleşmesi hükümleri ile aynı doğrultuda belirlenmiştir. Başka bir anlatımla taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde, işe giriş yevmiyesi 29,20 TL olarak belirlenmiş olsa da, işçinin sendikaya üye olması durumunda 25,42 TL olacağı öngörülmüş durumdadır.
İş sözleşmesinin 8. maddesi hukuken geçerli olup değişiklik yapma yönünde saklı kayıt anlamındadır ve işçinin sendikaya üye olması ile taraflar arasında ücretten indirimi öngören bir sözleşme hükmü olarak sonuç doğurur. Bu durumda çalışma koşullarında işçi aleyhine değişiklik yapıldığı ve İş Kanunu’nun 22. maddesine aykırılık oluştuğundan söz edilemez.
Bireysel iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesi hükümleri arasında ücretin miktarı yönünden herhangi bir çatışma bulunmadığından, davacının işe girdiği ve sendikaya üye olduğu tarihlerde yürürlükte olan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 6/2. maddesine göre, hizmet akitlerinde yer alan işçi lehine hükümlerin uygulanacağı yönündeki kuralın da uygulama imkanı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı işçinin sendikaya üyeliğinin ardından uygulanmaya başlayan toplu iş sözleşmesi hükümleri ile iş sözleşmesinin ücrete dair kuralları arasında tam bir uyum bulunduğu ve davacı işçinin temel ücretinde eksilme olmadığı anlaşıldığından fark ücret talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3-Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesinden hareketle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinde işverenin eşit davranma ve ayırım yapmama borcu yer almıştır. Eşit davranma ilkesi olarak da adlandırılan bu yükümlülükte işveren, işyerinde çalışan işçilere eşit işlem yapmak zorundadır. Anılan maddeye göre işveren iş akdinin kurulması, ücret ve çalışma koşullarında, sözleşmenin sona ermesinde farklı işlem yapamaz. Aynı durumdaki işçilere objektif ve farklı davranmayı haklı kılacak nedenler bulunmadıkça eşit davranılması zorunludur. Kısaca aynı durumdaki işçiler arasında farklılık yaratılmamalıdır. İşçilerin kişisel niteliklerinden bağımsız olarak önceden belirlenmiş bir esasa göre ücret ödemesi yapılıyor ise, bu göreve atanan işçilere önceden belirlenen esasa göre öngörülen ücretin ödenmesi gerekir. Aynı nitelikteki işçilerden bir kısmını koruyucu hükümler dışında tutmak hem Anayasa’nın eşitlik ilkesine, hem de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesindeki temel kurala uygun düşmez. (Dairemizin 11.09.1967 gün ve 8479-7519 sayılı ilamı).
Eşitlik ilkesi aynı durumda olan işçiler yönünden geçerlidir. Başka bir anlatımla işverenin, farklı konumda olan işçiler bakımından eşit davranma yükümü yerine, yönetim hakkı kapsamında farklı davranma serbestisinden söz edilir.
Eşit davranma ilkesi tüm hukuk alanında geçerli olup, İş Hukuku bakımından işverene, işyerinde çalışan işçiler arasında haklı ve objektif bir neden olmadıkça farklı davranmama borcu yüklemektedir. Bu bakımdan işverenin yönetim hakkı sınırlandırılmış durumdadır. Başka bir ifadeyle işverenin ayrım yapma yasağı, işyerinde çalışan işçiler arasında keyfî ayrım yapılmasını yasaklamaktadır. Bununla birlikte, eşit davranma borcu, tüm işçilerin hiçbir farklılık gözetilmeksizin aynı duruma getirilmesini gerektirmemektedir. Bahsi geçen ilke, eşit durumdaki işçilerin farklı işleme tâbi tutulmasını önlemeyi amaç edinmiştir.
Öte yandan anılan ilke, hakların sınırlandırılmasına değil tesisine hizmet eder. Eşitlik ilkesi aynı durumda olan işçiler yönünden geçerlidir. Başka bir anlatımla işverenin, farklı konumda olan işçiler bakımından eşit davranma yükümü yerine, yönetim hakkı kapsamında farklı davranma serbestisinden söz edilir. İşverenin işçileri arasında eşit işlem yapma borcundan söz edebilmek için hiç şüphesiz işveren ile arasında iş ilişkisi kurulmuş olan işçilerin varlığı gerekmektedir. Eşitlik ilkesine uygun davranılıp davranılmadığının belirlenmesinde bu yönde bir iddiayı ileri süren işçi ile aynı işverene bağlı olarak, aynı ya da benzer işte, aynı ya da benzer verim ile çalışan, eğitim dereceleri aynı ya da benzer olan, kıdemleri eşit olan, kısacası objektif ve subjektif nitelikleri itibarıyla karşılaştırılabilir iki veya daha fazla işçi bulunmalıdır.
Eşitlik ilkesini düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinde, her durumda mutlak bir eşit davranma borcu düzenlenmiş değildir. Belli bazı durumlarda işverenin eşit davranma borcunun varlığından söz edilmiştir. Dairemiz kararlarında “ esaslı nedenler olmadıkça” ve “biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça” bu yükümlülüğün bulunmadığı vurgulanmıştır (Yargıtay 9.HD. 25.7.2008 gün 2008/ 27310 E, 2008/ 22095 K.). İşverence, işçiler arasında farklı uygulamaya gidilmesi yönünden nesnel nedenlerin varlığı halinde eşit işlem borcuna aykırılıktan söz edilemez( Yargıtay 9.HD. 2.12.2009 gün, 2009/33837 E, 2009/ 32939 K).
İşverenin eşit davranma borcuna aykırı davranmasının yaptırımı maddenin 6. fıkrasında belirtilmiştir. Ancak bu yaptırım, her eşit işlem borcuna aykırılık için öngörülmemiştir. Bu yaptırımın olması için madde de mutlak olarak belirtilen ayrımcılık nedenlerinin ihlali gerekir. Kısaca dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi sebeplere dayalı ayrım veya tam süreli – kısmî süreli işçi ile belirli süreli – belirsiz süreli işçi arasında farklı işlem yapılması gerekir.
Dosya içeriğine göre, davacı günlük yevmiye ücretinin düşürülmesinden kaynaklanan fark ücret ile buna bağlı eşit işlem yapma borcuna aykırılık tazminatını istemiştir. Davacıya yapılan bu uygulamanın sebebi, davalı işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafını oluşturan sendikaya sonradan üye olmasıdır. Davacıya yürürlükteki toplu iş sözleşmesinden sonra sendikaya üye olan diğer işçilerden farklı bir uygulama yapılmamıştır. Davacının tazminat talebinin reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.