Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/6160 E. 2019/15848 K. 16.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6160
KARAR NO : 2019/15848
KARAR TARİHİ : 16.09.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 08.08.2005 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığını ve 14.05.2011 tarihinde İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca iş akdinin tek taraflı olarak feshedildiğini, davacıya da 5.863,00 TL tutarında kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğini, fesih sonrası … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/471 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan işe iade davasının kesinleşmesi üzerine gerekli yazışmaların yapıldığını fakat davacının işe geri alınmadığını, davalı tarafından işe almama tazminatı ve 4 aylık ücret-sosyal hakların ödendiğini fakat kıdem ve ihbar tazminatı bakiyelerinin ödenmediğini, davacının hem ücret tespitinden hem de 4 aylık boşta geçen sürenin eklenmesinden kaynaklanan bakiye kıdem ve ihbar tazminatı alacağı olduğunu, iş akdinin feshedildiği tarihte müvekkilinin 1.450,00 TL ücret ile çalıştığını, bu durumun … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/468 Esas sayılı dosyası ile kesinleştiğini, maaş yanında yemek, servis, yılda iki bayramda 500,00’er TL bayram parası ve her 3 ayda 1 kez 100,00 TL erzak parası ödendiğini iddia ederek, fark kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 08.08.2005-20.05.2011 tarihleri arasında müvekkiline ait işyerinde çalıştığını, brüt maaşının 801,00 TL olduğunu, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/468 Esas sayılı dosyasına sunmuş oldukları işyeri sicil dosyasında ve SGK dosyasında maaş tutarının yazılı olarak ispatlandığını, buna rağmen yalnızca birbirleriyle de çelişen ve müvekkili şirketle dava husumeti bulunan kişilerin tanıklığıyla 1.450,00 TL olarak kabul edilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, işyerinde bayram parası ve erzak uygulamasına ilişkin iddiaların asılsız olduğunu, şirket kurucularının insiyatifinde olarak dağıtılan ve düzenli de olmayan yardımlar olduğunu, bu yardımların şirket tarafından yapılıyormuş gibi kabul edilerek brüt ücret hesaplamasının bu rakamlar üzerinden yapılmış olmasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davacıya iş akdi feshedildiğinde hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatları olarak 5.863,00 TL ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının) ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin gerekçeli kararının “değerlendirme” bölümünde bu dava ile hiç bir ilgisi olmayan muhtemelen başka bir dava dosyasına ilişkin açıklamalar yapılmıştır.
Mahkemenin gerekçeli kararının içerik itibarı ile dosyaya ait olmadığı çok açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında bir bütün ve dosyaya özgü olması gereken gerekçeli karar başka bir dosya ile karıştırılmış olup, bu husus aynı zamanda belgelendirmeyi de bozucu nitelikte olduğundan hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 16/09/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.