Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/7067 E. 2019/10079 K. 07.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7067
KARAR NO : 2019/10079
KARAR TARİHİ : 07.05.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı işverenin, 2009 yılı Şubat ayında müvekkilinden kapsam dışı personel olarak sözleşme imzalamasını istediğini, davacının da işine son verileceği endişesi ile bu sözleşmeyi imzaladığını ve bu şekilde davacının ücretlerinde aleyhe değişiklik yapıldığını ileri sürerek; fark ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 2009 yılına kadar kapsam içi statüde çalıştığını, 7. Dönem toplu iş sözleşmesinin TİS kapsamı dışında kalacak unvanlar/bölümler listesinin 55. ve 56 maddelerinde belirtilen işyerlerinde boşalan kadrolara kapsam içinden bazı personellerin yerleştirilmesi gerektiğini, bu bağlamda işinde yetkin ve sorumluluk alabilecek personellere kapsam dışına çıkma teklifi yapıldığını, davacının da bu teklifin yapıldığı kişilerden olduğunu, davacının kapsam dışı sözleşmesini 06.02.2009 tarihinde imzaladığını ve bu sözleşmeye göre tam 4 yıl çalıştığını, davacının işverenden zulüm gördüğü iddialarını kabul etmediklerini savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında, davacı işçinin rızası dışında kapsam dışı personel statüsüne alınıp alınmadığı ve bu nedenle fark işçilik alacakları olup olmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi, işverenin zorlaması sonucunda işine son verileceği endişesi ile 2009 yılındaki sözleşmeyi imzaladığını ve imzalamış olduğu bu sözleşme ile kapsam dışı personel statüsüne geçirildiğini ileri sürerek, fark ücret alacakları talebinde bulunmuştur.
Mahkemece; davacının, kapsam dışı personel statüsüne geçişinin rızası dışında gerçekleştiği, zira toplu iş sözleşmelerinde öngörülen ücret zamlarından işçinin kendi isteği ile yararlanmamasını kabul etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.
İlk derece mahkemesince, toplu iş sözleşmelerinde öngörülen ücret zamlarından işçinin kendi isteği ile vazgeçmesi hayatın olağan akışına aykırı bulunarak, davacının kapsam dışı personel statüsüne rızası dışında geçirildiği kabul edilmiştir.
Mahkemenin bu kabulü soyut bir yorumdan ibaret olup, somut olayın özellikleri ile bağdaşmadığı gibi irade serbestisine de aykırıdır. Taraflar hür iradeleri ile var olan bir sözleşmede her türlü değişikliğe gidebilirler, İş Kanununda işçinin içerisinde bulunduğu pozisyon dikkate alınarak, kanun koyucu tarafından sadece aleyhe değişiklerde işçiye yazılı bildirim ve işçinin yazılı kabulü şart koşulmuştur.
2009 yılı Şubat ayında imzalanan ve davacıyı kapsam dışı personel statüsüne sokan iş sözleşmesindeki imza davacı işçi tarafından inkar edilmediğine göre, yapılacak iş sadece bu sözleşmenin iddia edildiği gibi baskı altında imzalanıp imzalanmadığının saptanmasından ibarettir.
Bu hususta davacı tarafından tanık deliline dayanılmış olup, davacı tanıklarından …, kapsam dışına çıkarılanlara ve eski personele baskı olduğunu ve başlarındaki teknik sorumluların “… tayininizi çıkarırız” diyerek korku ve baskı yaratmaya çalıştığını, bu konuşmanın kendisi emekli olmadan önce tüm çalışanlara yapıldığını, davacı gibi kapsam dışına çıkarılanlara sözleşmelerin nasıl imzalatıldığını ( tek tek veya toplu olarak mı) bilmediğini ifade etmiştir.
Diğer davacı tanığı … ise beyanında, davacıya kapsam dışına alınırken herhangi bir baskı yapılmadığını bildirmiştir.
Davacı tanıklarının beyanları çelişkili olup, tanık … ifadelerinin genel ve soyut oluşu, tanık … ise davacının kapsam dışına alınırken herhangi bir baskıya uğramadığını açık ve net olarak ifade ettiği, davacı işçinin kapsam dışına alındığı 2009 yılından sonra yaklaşık 4 yıl bu statüde çalışmaya devam ettiği ve iş akdini son olarak ikale ile sonlandırdığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tanığı Hülya’nın beyanlarına üstünlük tanınarak, davacının kendisini kapsam dışına çıkaran sözleşmeyi baskı altında imzalamadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle kısmen kabulüne hükmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.