Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/9361 E. 2019/21166 K. 28.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9361
KARAR NO : 2019/21166
KARAR TARİHİ : 28.11.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı şirkette 23/12/2004 tarihinde işe başladığını, çalışmaya başladıktan üç ay sonra sendikaya üye olduğunu, sendikaya üye olması nedeniyle yevmiye ücretinin düşürüldüğünü ve o tarihten itibaren düşük yevmiye ücretine ücretinin ödendiğini, iş sözleşmesini haklı nedenle müvekkilinin feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fark ücret alacağı, yıllık izin ücreti, kasa tazminatı ve eğitim ödeneği alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; zaman aşımı definde bulunarak davacının sendika üyesi olduktan sonraki bir aya düşen ikramiye dahil aylık brüt ücretinin sendika üyesi olmadan önceki aylık brüt ücretine göre %40 oranında artış gösterdiğini, alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatı, fark ücret alacağı ve kasa tazminatının davalıdan tahsiline, yıllık izin ücreti ve eğitim ödeneği alacağı davadan sonra ödendiğinden bu alacaklar yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının fark ücret alacağı olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesi ile kararlaştırılan temel ücretinin düşürüldüğü, bu işlemi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesine göre değil toplu iş sözleşmesi ile yapıldığı, işçinin yazılı rızasının alındığının ispat edilmediği, toplu iş sözleşmelerinin uygulanması neticesinde iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin davacının sendikaya üyeliği ve TİS’den yaralanmaya başlanması üzerine düşürülmesinin 2822 sayılı TİSGLK’nın 6. maddesi uyarınca işçi lehine şart ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle sonuca gidilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Dosyada mevcut 01/01/2005 tarihli iş sözleşmesinin 8. maddesinde işçinin sendikaya üye olması durumunda işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesindeki şartlar dahilinde hak ve menfaatlerden yararlanacağı belirtilmiştir.
Davacı işçi işe girdiği tarihten itibaren yaklaşık iki ay sonra sendika üyesi olmuş ve bu arada toplu iş sözleşmesi ile getirilen diğer mali ve sosyal haklardan yararlanmıştır.
Bireysel iş sözleşmesinin 8. maddesinde taraflarca, işçinin ilerde sendikaya üye olması halinde temel ücretin toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirleneceği açıkça kararlaştırılmıştır. Bu durumda davacı işçi bireysel iş sözleşmesini imzaladığı sırada, ileride sendika üyesi olması durumunda yevmiyesinin ne kadar olması gerektiğini bilmektedir ve buna göre üye olması halinde uygulanacak yevmiye de toplu iş sözleşmesi hükümleri ile aynı doğrultuda belirlenmiştir.
İş sözleşmesinin 8. maddesi hukuken geçerli olup değişiklik yapma yönünde saklı kayıt anlamındadır ve işçinin sendikaya üye olması ile taraflar arasında ücretten indirimi öngören bir sözleşme hükmü olarak sonuç doğurur. Bu durumda çalışma koşullarında işçi aleyhine değişiklik yapıldığı ve İş Kanunu’nun 22. maddesine aykırılık oluştuğundan söz edilemez.
Bireysel iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesi hükümleri arasında ücretin miktarı yönünden herhangi bir çatışma bulunmadığından, davacının işe girdiği ve sendikaya üye olduğu tarihlerde yürürlükte olan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 6/2. maddesine göre, hizmet akitlerinde yer alan işçi lehine hükümlerin uygulanacağı yönündeki kuralın da uygulama imkanı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı işçinin sendikaya üyeliğinin ardından uygulanmaya başlayan toplu iş sözleşmesi hükümleri ile iş sözleşmesinin ücrete dair kuralları arasında tam bir uyum bulunduğu ve davacı işçinin temel ücretinde eksilme olmadığı anlaşıldığından fark ücret isteğinin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Diğer yandan davacının ödenmemiş kasa tazminatı alacağı bulunduğu ve fesihte haklı olduğu anlaşıldığından kıdem tazminatı ve kasa tazminatı alacağının kabulü yerinde ise de, hesabın ilk işe giriş yevmiyesi olan 29,20 TL esas alınarak yapılan artışlar sonucu ulaşılan ücrete göre yapılması da yerinde değildir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 28/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.