Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/11156 E. 2017/3026 K. 02.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11156
KARAR NO : 2017/3026
KARAR TARİHİ : 02.03.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, ücretleri ödenmeyen davacının iş aktini haklı nedenle feshettiğini, makina ustası şardon operatörü olarak çalışan davacının 01/03/2000 tarihinde işe başladığını, son ücretinin net 1000 TL olup 2010 Ağustos ayından beri maaşlar ödenmediğinden davacının iş aktini 07/02/2011 tarihinde haklı feshettiğini, 08:00-20:00 saatleri arasında 2 vardiya halinde çalıştığını, 2008 yılının 10. ayına kadar verilen çocuk parasının daha sonra verilmediğini, 01/07/2010 tarihinden itibaren feshe kadar haftanın 7 günü izin kullanılmadan bayramlar dahil çalıştığını, bu sebeple pazarları ve günlük 3 saat üzerinden fazla mesai ücretlerinin hiç ödenmediğini, senelik izinlerden 2008 yılından 10 gün, 2009 yılından 21 gün, 2010 yılından 21 gün senelik izninin verilmediğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi (çocuk parası) alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, bilirkişi raporuna itirazları ile birlikte sunduğu cevaplarında; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iplik temizleme işçisi olarak asgari ücretle çalıştığını, davacının ücret alacağı bulunmadığını, banka kayıtlarının celbi gerektiğini, davacının hizmet süresinde SGK kayıtlarının esas alınması gerektiğini, fazla mesaiye ilişkin iddialarının doğru olmadığını, pazar çalışması, dini bayram ve resmi tatillerde çalışmadıklarını, üretim yapılmıyor ise fazla mesai iddiasının mesnedsiz olduğunu, izin ücretinin de bulunmadığını, Şirket’in iflas ertelemeye girmesi nedeni ile davacının iş aktini hukuka aykırı olarak feshettiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemenin 2011/336 E. sayılı kararı davacının temyizi üzerine Dairemizin 2014/15574 Esas sayılı ilamı ile ;
“Davacı vekili 15.05.2013 tarihli celsede ıslah dilekçesini ibraz edeceklerini bildirmiş, Mahkemece, davacı vekiline “ ıslah dilekçesini ibraz etmek üzere iki hafta mehil verilmesine “ şeklinde ara kararı oluşturulmuş,
Davacı vekili diğer celselerde oluşan gelişmelerden sonra 21.03.2014 tarihli celsede “ ıslah dilekçesini sunalım “ şeklinde talepte bulunmuş, Mahkemece davacı vekilinin bu talebi HMK. nun 181. maddesi gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK. nun 176. maddesine göre, taraflardan her biri, yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Yine aynı Kanunun 177. maddesine göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
Islah nedeni ile yapılacak usulü işlemlere ilişkin kesin süre verilebilmesi için tarafın ıslah ettiğini bildirilmesi gerekir. Islah ettiğini bildiren tarafa ıslah dilekçesini vermesi için kesin süre verilebilir. Ancak taraf ıslah yapmak için süre istemişse henüz ıslah yapmadığından kesin süre verilemez. Zira ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
Gözden kaçırılmaması gereken bir hususta ıslah harcının tamamlatılmasına ilişkin usulü işlemlerin HMK. na değil Harçlar Kanununa tabi olup, ıslah harcının yatırtılmasına yönelik usuli işlemlerde 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesindeki usulün işletileceğidir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece 15.05.2013 tarihli celsede “ ıslah dilekçesini ibraz etmek üzere iki hafta mehil verilmesine “ şeklinde ara kararı oluşturulmuştur. Ara kararında kesin süreden söz edilmemiş, süreye uyulmamasının yaptırımı da belirtilmemiştir. Bu süre usule uygun olmadığı gibi bu celseden sonra tahkikat devam etmiştir. Bu nedenlerle mahkemece davacı vekiline ıslah işlemlerini yerine getirmesi için HMK.nun 181. maddesinde belirtilen şekilde yasal sonuçları da içeren kesin süre verilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ıslah talebinin reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. ” gerekçesi ile sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının sigortalı hizmet cetveli, işyeri özlük dosyasının celbedildiği, davacı ve davalı tanıklarının beyanlarının alındığı, emsal ücret araştırması yapıldığı, hesap bilirkişisi Av. Gonca Turgutoğlu Demir’in 26/04/2013, 25/12/2013 tarihli bilirkişi raporunu ibraz ettiği, Mahkeme’nin 2011/336 Esas -2014/86 sayılı kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2014/15574 Esas 2015/31462 sayılı ilamı ile bozulduğu, bozmaya uyularak yargılamaya devam olunduğu, Yargıtay bozma ilamı gereğince davacı vekiline HMK.’nın 181. maddesi gereğince mehil verilmiş olup davacı vekilince 27/07/2016 tarihli ıslah dilekçesinin ibraz edildiği, davacının davalıya ait işyerinde toplam hizmet süresinin 9 yıl 2 ay 21 gün olduğu, hizmet cetvelinde davacının dava dışı … Boya Apre…San Tic Ltd Şti’nde çalışmasının gözüktüğü, davalı vekili vekaletnamesinden iki şirketin temsilcisinin aynı olup Harun …’in olduğu anlaşılmakla söz konusu şirketler arasında organik bağ bulunduğu nazara alınarak söz konusu şirkette geçen sürenin hesaplamaya esas alındığı, davacının işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiği, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının uzun süreli ücret alacağının bulunduğunu iddia etmesi nedeniyle isticvab davetiyesi çıkartıldığı, davacının mazeret bildirmeden duruşmaya gelmemesi nedeniyle davacının ücret alacağı talebinin reddine karar verildiği, davacının hafta tatili ücreti talebinin bilirkişi tarafından yapılan tespit ve hesaplamaya itiraz edilmemesi karşısında reddine karar verildiği, tanık beyanlarından davacının bilirkişi raporunda belirtilen şekilde fazla mesai yaptığının bildirildiği, % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı, ıslah ile arttırılan miktarlara karşı yapılan zamanaşımı definin nazara alındığı, tanık beyanlarından bilirkişi raporunda belirtilen şekilde davacının ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığının bildirildiği, % 20 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı, ancak ıslah ile arttırılan miktarlara karşı yapılan zamanaşımı definin nazara alındığı, davacının bilirkişi raporunda belirtilen döneme ait asgari geçim indirimi alacağının ödendiği davalı tarafından kanıtlanamadığından davacının asgari geçim indirimi alacağının olduğu,ıslah ile arttırılan miktarlara karşı yapılan zamanaşımı definin nazara alındığı, davacının bilirkişi raporunda belirtilen yıllık izin sürelerini kullandığına ilişkin ve ücretlerin ödendiğine ilişkin davalı tarafından belge ibraz edilmediği, ıslah ile arttırılan miktarlara karşı yapılan zamanaşımı definin nazara alındığı gerekçesi ile ücret alacağı ve hafta tatili haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde, davacının iddiasına konu ücret alacağını uzun bir süre için talep etmesi nedeni ile isticvap davetiyesi çıkarıldığı, ancak davacının geçerli bir mazeret bildirmeksizin isticvap için duruşmaya gelmediği, bu nedenle davacının ücret alacağı talebinin reddine karar verildiği gerekçesi ile davacının ücret alacağı talebi reddedilmiştir.
İsticvap müessesi 6100 sayılı HMK. nun 169. maddesinde düzenlenmiş olup, isticvap davanın temelini oluşturan VAKIALAR ve onunla ilişkisi bulunan hususlarda yapılır.
Hukuki işlemlerde isticvaba gidilemez.
İsticvab bir davada o dava ile ilgili vakıaların açıklığa kavuşturulması için yapılır. İsticvap başlı başına ispat vasıtası değildir. ( HGK. 21.06.2006 9-35/465 )
Somut uyuşmazlıkta mahkemenin isticvaba konu ettiği husus ücret alacağıdır. Ücret alacağının ödenip, ödenmediği hususu isticvabı gerektiren davacı aleyhine bir vakıa değildir. Bu nedenle Mahkemenin ücret alacağına ilişkin isticvabı HMK. nun 169. maddesine aykırıdır.
Ücretin ödendiğini ispat yükü işverenin üzerinde olup, davalı işveren davacının ücret alacağını ödediğini yazılı delillerle ispatlayamadığından bilirkişi raporu bir değerlendirmeye tabi tutularak davacının ücret alacağı hakkında bir karar verilmelidir. Hatalı değerlendirme ile ücret alacağı talebinin reddi bozmayı gerektirmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/03/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.