Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/11908 E. 2019/15931 K. 16.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11908
KARAR NO : 2019/15931
KARAR TARİHİ : 16.09.2019

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 1 Aralık 1995 tarihinden itibaren davalı şirkette 21 Mayıs 2013 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, bu şirkette SGK başlangıç tarihinin 10.01.1996 olduğunu, daha sonra çalıştığı … adli şirketin sahiplerinin çalıştığı yerin mülkiyetini satarak Çayeli içinde başka biryerde olan … adlı şirketle faaliyetlerine devam ettirdiğini, sattıkları ve kendisinin de çalışma yeri olan yeri kiralık olarak çalıştırmaya devam ettirdiklerini, kısa bir süre sonra da şirket merkezini yenide çalıştığı yere taşındığını, kendisinin aralıksız olarak aynı yerde şirketin adının değişmesine rağmen herhangi bir şekilde yer veya çalışma şeklinin değişmeden mobilyacılık işiyle uğraşmaya devam ettiğini, çalışma bakımından aralık vermesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının yaklaşık 15 ay önce davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, iş akdini kendi isteği ile sona erdirdiğini, davacının şirkette ustabaşı olarak çalışmaya başladığını, uzun sene çalışmasının söz konusu olmadığını, davacının sigortasız çalıştırılması iddiasının doğru olmadığını, davacının dilekçesinde belirttiği, izine çıkmak isteyip davalı şirketin kabul etmediğini ve daha sonra işten çıkarıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacının kendisinin işten ayrıldığını, hatta davalı şirketin iş yoğunluğu nedeni ile müvekkil şirketin yetkilisi tarafından kalması yönünde ısrar edildiğini, düşünmesi için süre verildiğini, ancak bir daha işe geri dönmediğini, davalı şirketin, yoğun olduğu bir dönemde ustabaşını çıkarmasının söz konusu olmadığını, davacının iş akdini feshetmesinin gerektirir herhangi bir neden yokken müvekkillini zor durumda bırakarak işten ayrıldığını, davacının iş akdini istifa ile sonlandırması nedeni ile herhangi bir kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmasının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 10/01/1996-21/05/2013 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz olarak çalıştığı ve iş akdinin davalı işveren tarafından haklı bir nedene dayanılmaksızın feshedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde davacı, fazla mesai ücreti talebini açıkça davalı şirketin ünvanının “…” olduğu döneme hasretmiş, bu dönemde hafta içi 08.00-18.00, cumartesi günü ise 08.00-16.30 saatleri arasında çalıştığını beyan etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalı şirkette çalıştığı dönemler tespit edilmiş, ancak davacının tüm dönemde haftanın 6 günü 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek fazla mesai hesabı yapılmıştır.
Mahkemece, davalının ünvanının “…” olduğu dönemler dikkate alınarak, “…” dönemleri dışlanarak ve davacının cumartesi günleri 08.00-16.30 saatleri arasında çalıştığı gözetilerek fazla mesai hesabının yaptırılıp hüküm altına alınması gerekir. Davacının “…” ve “…” çalışmaları ayrılmadan ve haftanın 6 günü 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek fazla mesai ücretinin hüküm altına alınması HMK’nın 25. maddesinde düzenlenen maddi vakıa ile bağlılık ve aynı Yasa’nın 26. maddesinde yer alan taleple bağlılık ilkelerine aykırıdır.
3-Dava dilekçesinde, davalı şirketin ünvanının “…” olduğu dönemde davacının bayramlarda çalışmadığı açıklanarak “…” dönemi çalışmaları için ulusal bayram genel tatil ücreti talep edildiği halde, tüm çalışma dönemi için hesaplama yapan hatalı bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.