YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/12290
KARAR NO : 2019/18151
KARAR TARİHİ : 15.10.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 27/07/1987 tarihinde vardiya sorumlusu olarak işe başladığını, 1993 yılında … Konserve Sanayi Yenişehir işletmesinde Kalite Kontrol Müdürü olduğunu, 2003 yılında Üretim ve Kalite Güvence Yöneticisi olarak atandığını, 2005 yılında da Konserve İşletmeleri Kalite Güvence Yönetcisi olarak atandığını, müvekkilinin işe sabah saat 08.00 -18.00 arasında çalıştığını, davalı firmanın yoğun olduğu zamanlarda ve kampanya dönemleri tabir edilen 15 Mayıs – 15 Ekim tarihleri arasında devamlı fazla mesai yaptıklarını, bu zamanlarda cumartesi – pazar günleri de dahil olmak üzere hafta tatili dahi kullanmadan sabah saat 08.00 başlayan mesaisi akşam 20.00 ‘ye kadar sürdürdüğünü, pek çok zamanda çalışmasının 21.00-22.00 ‘e kadar sürdürüğünü, davalı firmaca sizler yöneticisiniz size mesai ödenmez şeklinde konuştuğunu, fazla çalışma karşılığında ödeme yapılmadığını, sene sonları personele prim verilerken prim fazla mesai ve tüm alacağını aldığına ilişkin bir takım yazılar imzalatıldığını, müvekkilinin 25 yıldır davalı firmada iş akdi 29/01/2013 tarihinde sona erdirilmiş olmasına karşın müvekkilinin hem maaşını hem ihbar tazminatının eksik ödendiğini müvekkilinin 2013 Ocak ayı maaşının 2012 yılı maaşı ile aynı hesaplandığını gösterir tahakkuk ettiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bir kısım işçilik alacaklarının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini talep ettiklerini, davacının davalı işletmede 27/07/1987 tarihinde Kalite Kontrol Vardiya Sorumlusu olarak işe başladığını, 2005 yılından itibaren Kalite Güvence Yönetcisi olarak çalıştığının davacının iş akdinin Kalite Güvence Yöneticisi kadrosunu işletme kararıyla kaldırılarak işlemlerin mevcut kalite güvence personeli tarafından yürütüldüğünü, davacının kendi mesai saatleri hatta çalışan personelin mesai saatlerini belirleyebilecek konumda çalıştığını konumu gereği ikramiye dahil aylık brüt 9.950,00 TL ücret aldığını, ayrıca yıl sonlarında yaklaşık 2 maaş tutarında prim aldığını maaşının asgari ücretin yaklaşık 10 katı olduğunu, davacının 2005 yılından itibaren ailesinin Bursa tutarında ödendiğini ve sen sonu prim de verildiğini, ayrıca davalı şirketin misafirhanesinde kaldığını, ücret ödemediğini yemek yardımından da yararlandığını, Yargıtay kararlarına göre üst düzey yönetici olan davacının fazla mesai ücreti talep edemeyeceğini davacının iş akdinin 29/01/2013 tarihinde yönetimsel bir kararla tüm hakları ödenerek sonlandırıldığını çalışanların ücretlerine zam yapılıp yapılmaması hususunun tamamen işverenin yönetim hakkı kapsamında oluduğunu taraflar arasındaki sözleşmede zam yapılacağına ilişkin yazılı bir hüküm bulunmadığını, çalışan tüm personele % 10 zam yapılmasının da söz konusu olmadığını 2013 döneminde de diğer yıllarda olduğu gibi uygulanan zam oranlarının farklı olduğu gibi zam almamış çalışanların bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçinin imzasını içermeyen bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığında ve tahakkukta yer alan miktarların karşılığı banka hesabına ödendiğinde, tahakkuku aşan fazla çalışmalar her türlü delille ispatlanabilir. Tahakkuku aşan fazla çalışma hesaplandığında, bordrolarda yer alan fazla çalışma ödeme tutarları mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda taktiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir(Yargıtay 9.HD. 21.03.2012 gün, 2009/48913 E, 2012/9400 K .).
Fazla çalışmaların yazılı delil yerine tanık beyanlarına dayalı olarak hesaplanması halinde, işçinin normal mesaisinin üzerine sürekli olarak aynı şekilde fazla çalışması mümkün olmadığından, hastalık mazeret izin gibi nedenlerle belirtildiği şekilde çalışamadığı günlerin olması kaçınılmaz olup, bu durumda karineye dayalı makul indirim yapılmalıdır(Yargıtay HGK, 06.12.2017 tarih 2015/9-2698 E.-2017/1557 K.).
Fazla çalışma ücretinden karineye dayalı makul indirime gidilmesi sebebiyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemez.
Somut uyuşmazlıkta; fazla mesai iddiası tanık beyanları ile ispatlandığından yukarıdaki ilke kararında açıklandığı üzere hesaplanan fazla mesaiden karineye dayalı makul indirim yapılarak hüküm altına alınmalıdır.
3-Dava, kısmi dava olarak açılmış olup davalı, ıslaha karşı süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur
Mahkeme, ıslaha karşı zamanaşımı def’ ini kendisinin değerlendirdiğini ,fazla mesainin büyük bir kısmının zamanaşımına uğradığını açıklamış ise de ulaşılan miktar hatalı olup, denetlenememektedir.
4-Ayrıca fazla mesai hesabı yapılıken davacının izinli olduğu günler ve ulusal bayram genel tatil günlerinin fazla mesai hesabından dışlanmamasıda hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.